Son Dakika
15 Aralık 2017 Cuma
12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:31
Hamza Çelenk
Hamza Çelenk [email protected] Tüm Yazılar

İslam Coğrafyası, Olaylar Ve Katliamlar

İslam Coğrafyası, Olaylar Ve Katliamlar

 

İslam coğrafyasının yaralı duruşu devam ediyor.  Yaralanan ürkek bir ceylan gibi ne yapacağını bilmiyor gibi. Tarihsel bir perspektif çizemezse yarasını tedavi edecek bir dermanı da üretecek durumda değil.  Dışarıdan okumalarla her ne kadar içine düşürüldüğü bu durum tarihsel kökleri ile ilişkilendirilmeye çalışılsa da bugün itildiği istikametin tam tersi yönde bir sürü olumlu yorumlamanın da tarihsel süreçte içinde taşıdığı bilinmelidir. Yarasını tedavi edecek dermanı ise yorumlamalarını sağlıklı bir zemine yeniden taşıyabilmesi ile mümkündür.

Belli bir süre İslamcılık ciddi bir kültürel üretim gerçekleştirerek bu konuda önemli adımlar attı.  Söylem ve ürettikleri ile toplumsal değişim ve dönüşümün dinamosu haline geldi. Ürettikleri ile hem içinde yaşamış olduğu toplumun ötekisinin olmaması için neler yapılabileceğinin beyinsel jimnastiğini yaptı, hem de erdemli bir toplumu beraber oluşturmanın yolları irdelendi.  Seksenlerin sonunda gündeme getirilip üzerinde uzun süreli tartışılan Medine vesikası bu uğraşının sonucuydu.

Bugünün problemli anlayışı o gün meseleye bu şekil yaklaşanların oluşturdukları problemli bir alan değildir. İslamcılık adına sesi gür çıkıp izahı bile olmayacak katliam ve sıkıntıların kaynağını bugün herkes bilmektedir.  O gün ortam yaşam ve gelecek ile ilgili tartışmalar yapılırken diğer taraftan birilerinin emperyal amaçları uğruna mütedil söz dışında devşirme  mücahitler oluşturuluyordu.  Nasıl ki ülkemizde sağ ve sol tasnif edilirken bir tarafa deli gömleği giydirilip bir dini anlayış kutsanmaya çalışılmış ise, o günün dünya çapındaki pazarlanması bundan farklı değildi. Sağ ve sol, ya da komünizm ve kapitalizm seküler alana ait kavramlardı. İkisi de kutsal ile alakalı değildi.  Fakat bir alan kutsanıp dini tasnife tabi tutulmuş ve Afganistan’da ABD’ nin yanında SSCB’ye karşı mücahit yapıldı. Krallıklardan beslenen anlayışlarla da keskinleştirilip katliamcı hale getirildiler. Bugün, o günün şartlarında SSCB ye karşı kimin tarafından yetiştirilip konumlandırıldığı bilinen devşirme anlayışların alanda fazla görünmeleri hem diğer dindarlara zarar vermekte hem de bilgelik İslam’ına karşı harici bir anlayışı öne çıkarmaktadır.

Her halükarda Paris’te olan katliamı değerlendirirken bunu göz önüne almak gerekir. Batının, katliamı yapan kişilerin bugüne kadar İslam coğrafyasında neler yaptıklarını görmesi için illa Paris’teki olay gibi bir olayın olmasını görmesi mi gerekiyor? Orada olan olayların yüzlerce mislini aynı kişiler Nijerya’da, Yemen’de, Suriye’de, Pakistan’da her gün Müslümanlara yaşatıyorlar. Tabi ki kesinlikle şiddet ve katliam her şekliyle tavır konulması gereken bir durumdur. Kimse kökü selamet olan bir dini kendi katliamlarına ve barbarlıklarına kılıf yapamaz.

Diğer taraftan olayı  Müslüman barbarlığı şeklinde pazarlamak batıya bir şey kazandırmayacağı gibi çok şey kaybettirir. Kaybettireceği şeylerin başında da beraber yaşanacak bir dünyanın olduğuna dair olan inançtır.  Kaldı ki, onların barbarlık olarak isimlendirdiği şey yanlış yorumlamaların yine onların hayat suyu ile can bulduğu şeydir.

Bugün özellikle Müslümanlar tarafından yapılması gereken şey nedir, sorusunun karşılığı muhakkak daha fazla adalet ve herkes için daha fazla özgürlüktür. Bugün; adaleti, özgürlüğü, başkasına saygıyı ön plana çıkarıp aynısını karşıdan da bekleyen Müslüman’ca bir bakış açısının geliştirilmesi gerekmektedir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: