Son Dakika
17 Ekim 2017 Salı
09 Ağustos 2016 Salı, 08:38

İNGİLİZ KUSMUĞU Bütün dini darbelerin altında, dini çıkış ve darbelerin başında ve içinde yüzde yüz İngiliz parmağı değil, gövdesi bulunmaktadır. İngiliz Economist, 1 yıl önce yayınlanan makalede İslam’ın ancak içeriden değiştirilebileceğini ve bunu Gülen’in yapabileceğini yazmıştı. İngiliz Economist, 1 yıl önce yayınlanan makalede İslam’ın ancak içeriden değiştirilebileceğini ve bunu Gülen’in yapabileceğini yazmıştı. Dergi İslamiyet’in “içeriden […]

İNGİLİZ KUSMUĞU

Bütün dini darbelerin altında, dini çıkış ve darbelerin başında ve içinde yüzde yüz İngiliz parmağı değil, gövdesi bulunmaktadır.

İngiliz Economist, 1 yıl önce yayınlanan makalede İslam’ın ancak içeriden değiştirilebileceğini ve bunu Gülen’in yapabileceğini yazmıştı.

İngiliz Economist, 1 yıl önce yayınlanan makalede İslam’ın ancak içeriden değiştirilebileceğini ve bunu Gülen’in yapabileceğini yazmıştı.

Dergi İslamiyet’in “içeriden değiştirilmesi” için Martin Luther’e karşılık olarak Sisi ve Fethullah Gülen’i önermişti.[1]

*En yüzsüz devlet ise Abd- dir.

Abd darbelerinde çocuklarını kullanmaktadır.

Tıpkı 12 Eylülde –Bizim çocuklar darbe yaptı- demişti.

-ABD Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Hicks, Orgeneral Joseph F. Dunford Jr’nın , darbe girişimini en güçlü şekilde kınayacağını açıkladı. [2]

*Gülen’in ‘Muhsin Yazıcıoğlu’nu öldürün’ talimatı.[3]

Kaos oluşturmanın temel taşları yıllar öncesine dayanmaktadır.

*İsrailli yazar Alon Goshen-Gottstein, FETÖ lideri Fethullah Gülen’e bir şey olması halinde İsrail’in büyük kayıplar vereceğini bildirdi.

İsrail-Türkiye ilişkilerinde dönüm noktasının Mavi Marmara saldırısının olduğunu vurgulayan Goshen-Gottstein, Timesofisrael’de yayınlanan yazısında teröristbaşı Gülen ile ilgili şu ifadeleri kullanıyor:

“Fethullah Gülen, Erdoğan ile en yakın olduğu dönemde bile Mavi Marmara gemisinin gönderilmesine karşı çıktı. İsrail’in egemenlik hakkına vurgu yaparak, Gazze’ye gidecek yardım kampanyası için devlet otoritesiyle işbirliği yapılması gerektiğini söyledi. Bu eleştiri Erdoğan’ı çok sinirlendirmişti. Aslında bu iki liderin arasının bozulmasına yol açan ilk süreçti” Aynı zamanda bir haham olan Gottstein, Gülen’e bir şey olması halinde İsrail’in büyük kayıp yaşayacağına dikkat çekti…[4]

*Başbuğ, darbe girişiminde MİT’in sorumluluğuna dikkat çekerek, “Daha önce Gülencileri MİT’in verdiği istihbaratla ihraç ederdik. 2002-2010 yılları arasında MİT’ten bize bir tane bile ‘Şu subay Fettullahçıdır’ diye bilgi gelmedi” diye konuştu. Başbuğ, MİT’in bu bilgilere sahip olmasına rağmen TSK’ya bilgi vermediğini söyledi.

“Cemaatin TSK’ya sızması 70’li yıllara kadar gidiyor. Cemaatin asıl güçlenmesi Turgut Özal zamanında oldu” diyen Başbuğ, Bülent Ecevit’in de cemaate sempatiyle baktığını ifade ederek, “Erbakan rahmetlinin ise cemaatle mesafeli olduğunu görüyoruz” dedi.[5]

*Gülen’in ilk Abant toplantısına gönderdiği şu mesajı her şeyi ifade etmekteydi. Burada Gülen:

“Vahye dayalı, hayatın her alanını kuşatan İslam’ı tehlikeli ve milli birliğe zarar verici buluyorum”

-10 Şubat 1998 tarihli Zaman gazetesinde yer alan mektubun başlarında maksadını şöyle ifade etmekteydi:

“Pek muhterem Papa Cenapları.

Papa 6. Paul Cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan dinlerarası diyalog için Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazi yardımlarımızı sunmak için size geldik.

İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır…”

-Diyanetten sorumlu devlet bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın’ın hezeyanları artık manşetlerdeydi. Diyalogun teorisyenlerinden olan bu adam “Kur’an-ı kerim tarihseldir, yüzde kırkı değiştirilmeli veya çıkarılmalıdır”,  demişti.”[6]

-Hanım bundan üç yıl önce bir rüya görmüştü.

17-25 Aralık 1993 taksim olayları döneminde idi.

Rüyasında yurt dışından papazlar memleketimize geliyorlar ve gizli olarak birbirleriyle fısıltılı bir şekilde konuşuyorlardı.

Aslında yorum açıktı.

Memleket hristiyanlaştırılmaya çalışılıyordu.

Bu da Gülen eliyle ve Diyalog kapsamı içerisinde yapılıyordu.

Zira papa şöyle diyordu; İlk bin yılda avrupayı Hristiyanlaştırdık. İki bin yılda afrikayı Hristiyanlaştırdık. Üçüncü bin yılda da asyayı Hristiyanlaştıracağız.

Gülen bunun maşası olarak kullanıldı ve tüm islam ülkelerinde açtığı okullarla bu durum hızla yaygınlaştırıldı.

Bu Gülenin başarısı değil, arkasındaki gücün maharetiydi.

Samimi, halis ve iyi niyetle olmayan hiçbir hizmet başarıya ve neticeye ulaşamaz.

Gülen samimiyetsizliğinin ve ihanetinin neticesini hüsranla gördü.

Erdoğan ise iyi niyetinin ve samimiyet ve gayretinin neticesini hem bu dünya da ve hem de ahirette fazlasıyla gördü ve de görecektir.

Birisi zilletle anılacak, diğeri ise ibret ve hikmetle yadedilecektir.

Bir kişi ki yardımcısı Allah ola

Var kıyas eyle ki ol ne şah ola!

Not. Zalimler için yaşasın cehennem.

Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: