22 Haziran 2015 Pazartesi, 09:22
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

İnancı Katleden Özgürlük Havarileri

İnancı Katleden Özgürlük Havarileri

 

Tek parti döneminde fikir hürriyetine pranga vuranlar, İstiklal mahkemeleri kurarak düşünce özgürlüğüne kelepçe takanlar, Kaşını-gözünü beğenmedikleri adamları idam edenler, vatana, millete hizmet edenleri darağaçlarında sallandıranlar, camileri kapatıp samanlık ve ahıra çevirenler, Kur’an Kurslarını kapatıp, Kur’an-ı Kerimleri yakanlar, şimdilerde özgürlük ve demokrasi havarisi kesilerek geçmişin üzerine sünger çekmenin telaşındalar.

Cumhuriyetin kuruluşundan sonra Türk gençliğine bir tek Ankara Üniversitesini açtıkları için gerine gerine afra tafra satanlar, bugün iki yüz üniversiteli bir Türkiye karşısında neden dövünüyorlar, anlamak mümkün değil.

Huylu huyundan vazgeçmez. 1930 yılında kurulan serbest fırka, yapılan birkaç belediye seçimini kazandığı için, laiklik ve irtica feryatlarıyla ayağa kalkarak, serbest fırka kapatıldı.

İlk defa halkın özgür iradesiyle iktidar olan ve koparılan bütün fırtınalara rağmen üst üste üç defa seçim kazanan Demokrat parti’yi, yine laiklik, irtica ve ilke- inkılaplar bahanesiyle 1960 darbesiyle tarihten silerek yöneticilerini de darağaçlarına götürdüler.

Yıllarca Devlet matbaalarında basarak, liselerde bizlere okutulan tarih kitaplarında dine, diyanete, inanca, mukaddesata en ağır hakaretlerle saldırarak, yalan yanlış bilgilerle bu millet zehirletildi.

Müslümanların dinî değerlerine saldırmayı lâikliğin gereği gören bu zihniyet 1931 yılında İstanbul’da Devlet Matbaası’nda bastırdıkları ORTA ZAMANLAR Tarihi’nin 2. Cildinin 85. Sahifesinde Kâbe hakkında bilgi verirken şu hezeyanları savuruyordu:

“  …Bu uydurmalara göre, İbrahim, karısı Hacer ile oğlu İsmail’i buraya getirmişti. Zemzem de onlar için fışkırmıştı. İbrahim, oğlu İsmail ile birlikte Kâbe’yi bina etmişlerdi. Cebrail, kendilerine o zaman beyaz ve mücella olan Haceriesvedi getirmişti. Bu taş, sonradan günahkârların ellerini sürmelerinden dolayı kararmıştı. Bunların hepsi, bittabi sonradan uydurulmuş masallardır.”

Evet yıllarca İslam düşmanlığı yapan bu zihniyet, laiklik perdesi altında, bu hezeyanlarla tarih kitaplarını doldurarak bu milletin körpe çocuklarına zehirlediler.

Yine aynı kitabın 89. Sahifesinde şu hezeyanlara yer veriliyordu: “…Muhammed kırk yaşına geldiği zaman, vatandaşlarını, kendisinin bulduğu ve doğru olduğuna inandığı yeni bir dine davete başladı.”

Belki bazıları diyecekler ki, bu tarih kitabındaki o ifadelerden ne çıkar ki? Daha ne çıkacak? Zulüm çıkar, baskı çıkar, binbir türlü mel’anet çıkar, anarşi çıkar, terör çıkar. Devlete, millete, maziye karşı düşmanlık çıkar. Kavga çıkar, kaos çıkar!..

Artık Lenin’in Rusya’sında bile din ve vicdan hürriyetinin tanındığı bir dünyada yaşıyoruz. Bilmelisiniz ki, asgari ölçüler için medenî olmadığınız, din ve vicdan özgürlüğüne karşı saygılı olmadığınız müddetçe itibar görmeyeceksiniz.

Suları tersine akıtamazsınız. Türkiye’yi ruhundan ve kökünden koparamazsınız. 1930’lu yılların yanlış anlayışıyla bu milleti sindiremezsiniz. Esas gericilik ve yobazlık sizin din ve mukaddesat düşmanlığınızda yatıyor.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: