Son Dakika
17 Ekim 2017 Salı
22 Haziran 2016 Çarşamba, 08:48
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

İnadına yatırıma yeni adres

İnadına yatırıma yeni adres   Çok uzun zamandır İstanbul’a yapılan yatırımları, Türkiye’nin dört bir yanında yaşayanlar imrenerek, gıpta ederek, üstüne bir de yutkunarak takip ediyor. Bunlardan biri de bu satırların yazarıdır. Üstelik İstanbul’a inadına yapılan milyon dolarlık yatırımlara karşın, bir kaç yüz binlik yatırıma hasret kentler varken… Unutulmuş kentlerden birinde ömür çürüten, nefes tüketen, küçücük […]

İnadına yatırıma yeni adres

 

Çok uzun zamandır İstanbul’a yapılan yatırımları, Türkiye’nin dört bir yanında yaşayanlar imrenerek, gıpta ederek, üstüne bir de yutkunarak takip ediyor. Bunlardan biri de bu satırların yazarıdır. Üstelik İstanbul’a inadına yapılan milyon dolarlık yatırımlara karşın, bir kaç yüz binlik yatırıma hasret kentler varken…

Unutulmuş kentlerden birinde ömür çürüten, nefes tüketen, küçücük bir yatırımın kentimize gelmesi için yıllarca kalem oynatan birisiyim.

Benim gibi Anadolu’nun her tarafında kentinin kalkınması için kalem oynayan meslektaşlarım var. Her yazıyla kentin bir eksikliğine dikkat çeken, bir sorununa çözüm arayan insanlar var.

Yine bu insanlar, hayata geçecek her projenin kentlerine yapılması çabası içindeyken ömürlerini de birlikte çürütüyor.

Bir yol için yüzlerce yazı yazıyorduk ama kimsenin kılı kıpırdamıyordu.

Her gün kazalarda onlarca insanımızı kaybediyor ama bir köprü yaptırmaya gücümüz yetmiyordu.

Bir otogar istiyorduk, biz yazıyor, biz okuyorduk.

Yapılan yatırım da vardı elbet, vatandaşın işine yaramayan, onun hayat standardını değiştirmeyen, daha iyi yaşamasına imkân sağlamayan yatırımlardı.

Yapıldığında da millete hizmet edecek şekilde değil, rant elde edilecek şekilde yapılıyordu.

Cumhurbaşkanının, başbakanın, bakanların açtığı şişirilmiş yatırımların tek amacı da elde edilen rantların cebe indirilmesi, altlarındaki koltuğun sağlamlaştırılmasıydı.

Biz hastane istiyorduk, insanca muayene ve tedavi olmaktı derdimiz.

Biz kültür merkezi istiyorduk, tiyatro olsun, kütüphanesi bulunsun, sinema salonları olsun istiyorduk.

Çok şey istemediğimiz zamanlarda oldu; park, piknik alanları, temiz su, düzgün yol…

Hepsini yapmayacaklarını bile bile ısrarla, inatla istemeyi sürdürdük. Onlarda bizden geri kalmadı, ısrarla ve inatla yapmadılar.

Öyle unutulmuştuk ki ondan olmalı “hava durumunda kentimizin adı geçsin” isterdik.

Sesimiz çıksın diye Kent Konseyleri kurduk, platformlar oluşturduk…

Bulunan her fırsatta “kentimizi tanıtmak” zorunda kaldık ve bulunan her fırsatı ranta çevirmeyi bilenler de hiç eksilmedi.

Bir köşeye atılmış, kaderine terk edilmiş, beceriksiz yöneticilerin atlama tahtası halini almıştık.

Hep onlar kazandı, hep onlar kıymetli oldu ve o nedenle “yapmayarak kıymete binmenin dayanılmaz hafifliğiyle kuş olup uçtular.

Sadece biz değildik elbet.

Her kentte memleketini seven, halkını önemseyen insanlar vardı.

Bürokratı, siyasetçisi, sivil toplum kuruluşları ve hatırı sayılır insanlar ama hiç kimsenin gücü, Taksim’e inadına yapılacak yatırımın bir tekini bile kentlerine taşımaya yetmiyordu, halen de yetmiyor.

Gezi olaylarında istemezükçüleri şaşkınlıkla izliyorduk.

O parkı bizim kente yapın.

O cami bizim kentte olsun.

O lüks, o şatafatı biz de görelim.

Biz de insan gibi yaşayalım, çok mu görüyorsunuz?

Çok görülüyordu…

Zira öyle olmasaydı istemezükçülere yatırım yapılacağına, yalvar yakar yatırım bekleyen kentlere dönüp, bir kez de olsa bakılırdı.

Gelin, Taksim’e inadına yapılmak istenen yatırımları bir yana bırakın.

Karanlık ve puslu havayı seven hainleri bir kez daha sokağa dönmeyin.

Bütün şer odaklarının yeni ittifakıyla masum insanlara hayatı zehir etmeyin.

Gözümüzün içine baka baka ekmek almaya gittiği söylenen teröristleri başımıza kahraman edenlere fırsat vermeyin.

Ülkemiz üzerinde iğrenç emeli olan ve kendi ülkelerindeki vahşeti görmeyen körlere canlı yayın zevkini tattırmayın.

Adam olmayan, insanlıktan nasiplenmeyen hainlerin arasına saf, temiz çocuklarımızı da katmayın.

Hainleri bir kez daha ayağa kaldırmak için üstüne para verip, yatırıma kalkışmayın.

Paranız mı çok?

O zaman Adıyaman’a yatırım yapın sizi el üstünde tutalım.

Kahramanmaraş’a, Zonguldak’a, Erzurum’a, Şanlıurfa’ya ve daha nice Anadolu kendine yatırım yapın ve insanların yaşam standardını yükseltin.

İnadına Anadolu’yu ayağa kaldırın, hainleri değil…

 

Tweetimden Seçmeler

Biz peruğu kelini gizlemek için takıyor sanıyorduk ama O, yıllarca peruğun altında cehaletini saklamış.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: