Son Dakika
22 Ekim 2017 Pazar
06 Şubat 2015 Cuma, 09:53
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

İmam-Hatip Okulları Bu Milletin Can Damarıdır

İmam-Hatip Okulları Bu Milletin Can Damarıdır   Bütün toplumlarda din eğitimi; bir taraftan insanın ruhsal dünyasını zenginleştirip olgunlaştırırken, diğer taraftan da milli varlığı güçlendirip fertlerin hedeflerine daha kolay ve daha hızlı bir şekilde ulaşmasını sağlar. Teknolojinin en çok hafızlarımızı meşgul ettiği modern çağımızdaki milletler dahil, dünya tarihi boyunca din fonksiyonunu ve otoritesini gündeminden çıkaran bir […]

İmam-Hatip Okulları Bu Milletin Can Damarıdır

 

Bütün toplumlarda din eğitimi; bir taraftan insanın ruhsal dünyasını zenginleştirip olgunlaştırırken, diğer taraftan da milli varlığı güçlendirip fertlerin hedeflerine daha kolay ve daha hızlı bir şekilde ulaşmasını sağlar. Teknolojinin en çok hafızlarımızı meşgul ettiği modern çağımızdaki milletler dahil, dünya tarihi boyunca din fonksiyonunu ve otoritesini gündeminden çıkaran bir millet hemen hemen yok gibidir. Fakat ülkemizde de olduğu gibi gerçek dini eksik veya yanlış anlayan ve yorumlayan, emir ve yasaklarına uymakta zafiyet gösteren milletler ise her zaman var olmuştur.

İmam-Hatip okulları 75 yıl önce ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak açılmışlardır. Şüphesiz o günkü nüfus ve okullaşma oranına göre İmam-Hatip Okullarının sayısı fazla değildi. Ancak geçen zaman içerisinde tecrübeler göstermiştir ki, bu okullar bazı eksikliklerine rağmen milletimizin sevgi ve takdirlerine mazhar olmuşlardır. Gelişen ve büyüyen nüfusa orantılı olarak adedi de halkımızın talebinin tabii bir sonucu olarak artmıştır.

Esasen yarım asır öncesine göre ülkemizdeki bütün eğitim kurumlarının sayısı çoğalmıştır. Hatta o gün ismi ve cismi olmayan fakat günümüzde  zaruret karşısında ortaya çıkan kasaba ve köylerde bile açılan binlerce okul bulunmaktadır. Bu gelişmeyi de elbette sevinçle karşılamamız gerekir.

Gerek eğitim sektöründe gerekse diğer kurumlarda gözlenen bu tür müsbet gelişmeler tartışma konusu olmamalıdır. Nitekim bu merhaleye gelişimizin temelinde hakın desteği ve demokrasimizin zaferi olduğu gerçeği de yetkililerce her fırsatta açıklanmaktadır. Ancak konu İmam-Hatip Liselerine gelince demokrasi ibresi tersine çalışarak çeşitli şüphe ve endişe kapılarını çalmaktadır. Objektif değerlendirmelerden uzak, sübjektif değerlendirmeler yapılmaktadır. Milletin sesine, kamu vicdanına memleketin huzur ve bakasına aldırış etmeden kendini haklı ve yetkili gören özel ve tüzel kişiler ortaya çıkıyor. İlgi alanına girmediği, konunun özünü ve bilimsel yönünü bilmediği halde çalakalem yazan ve ahkam kesen nice çifte standart söz ve imza sahibi insanların bu uğurda  şöhret ve prim kazanma fırsatını kullandıkları görülmektedir.

Kanaatimizce son derece haksız ve yersiz olan böylesine eylem ve söuylemleri demokrasi adına yapmak, demokrasinin ruhu olan halk iradesini inkar etmektir. Ayrıca bu okullardan mezun olan veya halen okuyan yüzbinlerce öğrenciyi, veliyi ve bu kurumlara yardımcı olan, gönül veren milyonlarca insanı incitmektir. Çünkü bu okullar devletin gözü, kulağı ve kalbi mesabesinde olan Milli Eğitim Bakanlığının gözetim ve denetimi altında eğitim yapmaktadırlar.

Bu kurumları sürekli tartışma konusu yapmak hem onları mağdur eder, hem psikolojik olarak eğitimi menfi yönden etkiler, hem de devletin vatandaşına sunduğu eğitim ve fırsat eşitliği ilkesine gölge düşürür. Zira bu okullar da diğer eğitim kurumları gibi kanun, tüzük, yönetmelk ve genelgeler çerçevesinde idare edilmekte olup her türlü denetime açık bulunmaktadırlar. Kimsenin bu okulların yeniden açılmasına ve neşvü nema bulmasına sızlanmasına gerek yoktur.

Diğer okullarla aynı eğitim ve öğretim müfredatı uygulanan bu okulların kapanmasında hiç kimseye bir yarar dokunmayacağı gibi, tam tersine bu milletin yaşam damarlarından bir tanesi kesilmiş olur. Bu böyle biline…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: