Son Dakika
15 Aralık 2017 Cuma
19 Eylül 2014 Cuma, 07:00
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

İmam-Hatip Nesli ve Adnan Menderes

İmam-Hatip Nesli ve Adnan Menderes

Bundan tam 63 yıl önce(13 Ekim 1951)  İmam-Hatip Okullarını kurmaya karar vermişler. Bu kararı vermeye de “Halk Partisi” döneminde işlenen zulümler yüzünden, cenazelerini yıkatacak, ölülerini kaldırtacak kimse bulamaz hale gelen tabandaki halkın ihtiyaçları ve dindeki kararlılık zorlamıştır.

Bu millet müslümandı ve müslümanlık ne pahasına olursa olsun bu dini yaşatacaktı. Hamiyetli dindarlarımızla, gayretli alimlerimiz omuz omuza verince zulüm, karşısında erimek zorunda kalmıştı.

Darağacına götürülmelerinin sene-i devriyesini bugünlerde idrak ettiğimiz merhum Adnan Menderes ve ekibinin yaptıkları kalıcı hizmetlerden biri ve belki en büyüğü Kur’an-ı Kerim kursları ile İmam-Hatip okulları açmaktır.

1952’de faaliyete başlayan bu okulların başlangıçta öğrenci-öğretmen bulmak için yaşadıkları binlerce macera vardır. Ama çok geçmeden  bütün yurt sathına yayılan ve sadece halkımızın desteğiyle yapılıp devletten bir kuruş yardım almayan bu güzide okullar, kısa zamanda her türlü badireyi atlatmayı bilmiştir.

Bu okulların sayıları 1970’e kadar ancak 40 tanedir. 1980’de 249, 1988’de de 383’e ulaşmıştır. Aynı dönem içinde, bu okullara kaydolanların sayısı 44 binden 290 bin’e çıkmıştır.

Başlangıçtaki amacı, camilere dinî personel, İmam ve Hatip yetiştirmek, tahsilli din personeline duyulan ihtiyacı karşılamaktı.

İmam-Hatip’lilere dikilen bu dar gömlek bir gün yırtılacak, bu daracık çerçeve elbeteki aşırı talepler yüzünden bir gün kırılıp terkedilecekti.

Yüksek okullara girme imkânı bulamayan, Yüksek Din Eğitim Akademileri olmayan bir okul ihtiyaca ne kadar cevap verebilir ve ne kadar kaliteye sahip olabilirdi?

Bütün bu zorlukları İmam-Hatip Okullarının etrafındaki duvarı ören hamiyetli insanlarımız aşmasını bilmiş ve yumurtanın içindeki civciv gibi kabuğunu kırıp dışarıya çıkmıştır.

Ortaokul’dan sonra lisesini,Yüksek İslâm Enstitüleri’ni, İlâhiyat Fakülteleri’ni ve İslâmî İlimler Akademileri’ni açmışlardır. Ve bütün bunlar her türlü engellemelere, her türlü muhalif rüzgârlara rağmen yapılabilmiştir.

Hâlâ hayatta olanlardan Allah razı olsun, diktiği fidanların meyvesini görmeden gidenlerin de ruhları şad olsun.

Necip ve asil milletimizin,çoluk çocuğunun rızkından keserek, gecesini gündüzüne katarak maddi ve manevi yardımlarda bulunup yaptğı, yaptırdığı bu irfan ocakları belki yüz, belki de bin defa kapatılmaya, değiştirilmeye, yozlaştırılmaya çalışıldı.

İmam-Hatip ruhuna uzaktan, yakından aşinalığı bulunmayan, dinden imandan nasibi olmayan; sarhoş, hovarda, müdürler tayin ederek, Darwinci, ateist, materyalist, komünist ve bilmem ne… öğretmenler kasıtlı olarak tayin edilerek bu okullar bozulmaya çalışıldı.

Öğrencilere kahve kültürü, sinema kültürü gibi dinin ruhuna uymayan şeyler yaptırmak istendiği çağlarda, meslek dersleri öğrencilerinin iyi öğrenci yetiştirmek için gösterdiği disipline, gayret ve ciddiyete, titizliğe mukabil, yılışık, ciddiyetsiz, gayretsiz, gevşek öğretmenler, bol not vermek suretiyle öğrencileri bozmak; sorumsuz ve cahil İmam-Hatip nesli yetiştirmek gibi  âdi fikirler ve sinsi düşüncelerle ortaya çıkanlar oldu.

Anadolu’nun bağrından yetişen saf, hile bilmez, masum fakat cahil gençlerden bir kısmı da onlara alet oldu, hak verdi. Kendi özüne, kendi ruh köküne sırt çevirdi ise de, çoğunluk yine her şeye rağmen bozulmadan, uzatılan elleri itmeden, nankörlük ve küstahlık etmeden bu günlere kadar geldi.(Devam edecek)

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: