Son Dakika
18 Ağustos 2017 Cuma
17 Haziran 2016 Cuma, 09:09
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

İLİM VE ERDEM

İLİM VE ERDEM İnancımıza göre ilim kadın, erkek her müslümanın üzerine farzdır. Dinî mükellefiyetlerimizi bilmek, ilmihal bilgisine sahip olmak, esasen insan olarak da görevimizdir. İlimsiz adam kör insana benzer. İnançsız bilim de topal adamaa benzer.  Yani fen ilimleri ile din ilimleri ikisi bir arada bulunursa hakikat tecelli eder. Bunun diğer tanımı şudur: ilimsiz din kör, […]

İLİM VE ERDEM

İnancımıza göre ilim kadın, erkek her müslümanın üzerine farzdır. Dinî mükellefiyetlerimizi bilmek, ilmihal bilgisine sahip olmak, esasen insan olarak da görevimizdir.

İlimsiz adam kör insana benzer. İnançsız bilim de topal adamaa benzer.  Yani fen ilimleri ile din ilimleri ikisi bir arada bulunursa hakikat tecelli eder. Bunun diğer tanımı şudur: ilimsiz din kör, dinsiz ilim ise topaldır.

Akılcı felsefenin başarılarından bilim meydana gelir. Bilimin başarısızlıklarından da felsefe ortaya çıkar. Felsefe bilimin başarısızlıklarından örülmüştür. Bilim, felsefenin başarılarından örülmüştür.

İlim ve irfan ile mücehhez gerçek bilim adamlarına bu gün her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Ancak gençliği sokaklara döken ülkenin huzur ve asayişini tehlikeye sokan, akademisyenlerin(!) tavırlarını anlamak mümkün değil.

Maddi ve manevi bütün kayıplarımız veya kazançlarımız, karşılıklı bilimsel verilerle çözüme kavuşturulabilir. Sokak anarşisi hiçbir zaman bu millete bir şey kazandırmadı, tam aksine hep kaybettirdi.

İlim mal ve mülkten, üstündür. İlim, makam ve mevkilerden de üstündür. Bilimin ulaştığı mertebeye hiçbir şan ve şöhret ulaşamaz.

İlme ve ilim adamına gerekli değeri vermeyen bireyler, ukalalıklarının boyutunu da bilmeyenlerdir. Bilim adamının kıymetini takdir etmeyen devletlerin kaybedecekleri değerler sınırsızdır.

Mal ve mülkü korumak zorundasınız. Korumadığınız takdirde elden uçar gider.  Yani siz bir nevi bekçisiniz. Fakat ilim ise insanı koruyan bekçidir.

İlim ve irfandan yoksun olanlar yetim gibidirler. Ahlak ve edepten mahrum olanlar da öksüzdürler.  Anne ve babası olmayanlar yetim sayılmazlar. Ama bir de ilim ve ahlak yok ise felaket o zaman başlar.

İnanç ve ahlak ile birleşen bilim insanı adeta uçurur. Ahlaksız bilimin ne sahibine ne de topluma bir faydası olmaz. Nice bilim adamı geçinen insanlar vardır ki kitap yüklü varlıklardan farksızdırlar.

İlim kendini bilmektir. İlim toplumu bilmektir. İlim cemiyete faydalı olduğu ölçüde sahibine rütbe kazandırır. Bütün terfiler ilim rütbesinin altındadır.

Yüce Yaratıcı  mal ve mülkü dilediğine veriyor, ama ilim ve bilgiyi çalışana veriyor. Sen bütün vücudunu ilme vermezsen, ilim sana bir tırnağını vermez.

Bazılarının deyimiyle, yaşamın yarısı şans ise geri kalan yarısı ise bilimdir. Bilim olmadan şanstan nasıl yararlanacağımızı da bilemeyiz. Dolayısıyla şansın yardımcısı da bilimdir.

İlmin süzgeçten geçirilmesi gerekir. Her elde edilen bilgi ile farklı şekilde hayatımızı şekillendiririz.  Ahlak ve inanç süzgecinden geçmeyen bilimin bizi yanlış yollara sevk etmesi mukadderdir.

Bilim adamı aynı zamanda erdem sahibidir. Erdemli olmanın yolu ahlakî değer yargılarında zirvede olmakla mümkündür. Yaratıcısını tanımayan kendini de tanımaz.

Alimin  kaleminden süzülen mürekkebin  şehitlerin kanlarıyla eşit olmasının  hikmeti, Yaratıcıyı tanıma ve ona saygıda kusur etmeme ölçüsündedir.

Nereden geldiğimizi, niçin geldiğimizi, nereye gideceğimizi bilmiyorsak, yaşamanın sebep ve hikmetini anlayamıyorsak, okuduğumuz bilim kör ve topaldır.

Bütün soru ve cevaplar bilgiden doğar. Bilgisi olmayanın bilmediklerini sorması ve öğrenmesi de zordur. Cevap alabilmenin yolu da bilgiden geçer.

Birçok şeyleri parça parça bilmek yerine . bazı şeyleri tam bilmek ve ona göre hayata yön vermek, yaşamın anlam ve önemini gereğince öğrenmek daha erdemlidir ve iyidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: