28 Haziran 2016 Salı, 08:26
Mehmet Özçelik
Mehmet Özçelik [email protected] Tüm Yazılar

İLAHİYATIN PROBLEMLİ İLAHİYATÇILARI

İLAHİYATIN PROBLEMLİ İLAHİYATÇILARI Şimdilerde İslamiyet içten vurulmaya çalışılıyor. Kurt gövdenin içine girip kemirmektedir. Tehlike küçük değil, büyüktür. Gerçek niyetleri sezemeyenler, bu tehlikeli sele kapılabilirler. Bunun için ileride din ve İmam-Hatip meslek derslerini verecek olan öğretmenler işlenmeye çalışılmaktadır. Kokuşma baştan başlatılmıştır. Balık baştan kokmaya başlamıştır. İnşaallah, bu milletin köklü geçmişi, bu köksüzlüklere pirim ve destek vermeyecektir. […]

İLAHİYATIN PROBLEMLİ İLAHİYATÇILARI

Şimdilerde İslamiyet içten vurulmaya çalışılıyor.

Kurt gövdenin içine girip kemirmektedir.

Tehlike küçük değil, büyüktür.

Gerçek niyetleri sezemeyenler, bu tehlikeli sele kapılabilirler.

Bunun için ileride din ve İmam-Hatip meslek derslerini verecek olan öğretmenler işlenmeye çalışılmaktadır.

Kokuşma baştan başlatılmıştır.

Balık baştan kokmaya başlamıştır.

İnşaallah, bu milletin köklü geçmişi, bu köksüzlüklere pirim ve destek vermeyecektir.

-İlahiyat fakültelerine  akademik çalışma için gidenlerin, samimi bile olsalar, çoğunluk itibarıyla eski hallerinden samimiyet ve teslimiyetlerinden neredeyse pek hal kalmıyor.

Öyle ki babalarını bile sorgular hale geliyorlar.

İlahiyatlarda hikmet sorgulaması ve araştırmalardan ziyade, fessefi ve şüpheci bir akım gelişiyor.

Öyle ki, belki babam Adem değildir veya öyle diyenler de varmış, diyerek başkalarının en azından borazanlığını ve neredeyse savunuculuğunu yapmaya başlıyor.

Eskiyi araştırmak, tahlil ve tashihten ziyade, tenkid ve redde yönelik bir tavır içine giriliyor.

İmam-ı gazali ve Ebu Hureyre sorgulamasıyla başlayan yıkım faaliyeti,  Efendimizi basite irca etme ve arkasından önce Kur’an-ı Kerim-e şüphe iras etmeyle başlayarak, daha sonra Kur’an-ı Kerim-i şiadan etkilenerek veya şia savunuculuğu yaparak sorgulama yoluna gidiliyor.

En iyisi bile; öyle diyenler var, diyerek muteber olmayan nakilleri nakletmeye başlıyor.

Hadis-i Kudsilerle Kur’an-ı Kerim-i mukayese ederek, Kur’an-ın bu manada eksikliğini tartışmaya açabiliyor.

-1970- lerde  siyaseten hükmetmeye çalışan şia yani İran, bu gün fikren ve bulandırmalarla hakimiyet kurmaya çalışıyor.

********************   

İttihad-ı İslamın tahakkuku için, aynı zamanda İttihad-ı Kulub, İttihad-ı Fikir olmalıdır. İslam dünyası için Kur’an-daki ortaklık gibi , akaid  ve muamelatta da bir birlik sağlanmalı. Yani hurafelerden, yanlış olan noktalar belirlenmelidir.

Yanlışlar ehli sünnet çerçevesinde tashih edilmelidir.

-İslama hizmet etmiş olanlar ölçüsüzce devre dışı bırakılmamalıdır.

-Eğer her şey Kur’an-da var ise, ya sen niye konuşuyorsun?

Ve de Kur’an-da Peygamberimize ve de alimlere uyulmayacak diye bir ifade mi var?

Belki onlarca uyulmasını ifade eden ayetler mevcuttur.

-Mesela Kur’an-ı Kerim-den sonra en muteber olan Buhari ve Müslim devre dışı bırakılmaya çılışılmaktadır.

Oysa Buhari de ittifak edilmiş, onu kabul etmeyen de ittifak edilmemiştir?

İşte aradaki fark…

Sınırlı olarak onda da ittifak bile olunsa, onlarda acaba ittifak olunmuş mu?

**********************  

Hariçten düşman aramaya, islama darbe vuranları engellemeye gerek kalmamaktadır. Zira zaten onların görevlerinin aynısını hatta daha fazlasını, onların yapamadıklarını içimizde bulunan; -Şefaatı, Kabir azabını, hatta hayra vesile olan Kutlu doğumu inkar ve reddeden sözüm ona herifler yapmaktadırlar.

**********************

Efendimiz şöyle buyurur: “Sakın sizden birinizi, emrettiğim veya yasakladığım bir konu kendisine iletildiğinde, köşesine yaslanmış olarak cahilce, „Biz Allah‟ın Kitabı‟nda ne bulursak ona uyarız; hadis tanımayız!‟ derken bulmayayım!” [1]

 

 Peygamberimizin helal kıldığını helal, haram kıldığını haram saymamızı ister.

“Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.”[2]

 

 

 

[1] İbn-i Mâce, Sunne, 2; Tirmizî, İlim, 10.

[2] Ahzâb, 33/36.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: