Son Dakika
11 Aralık 2017 Pazartesi
16 Eylül 2014 Salı, 09:11
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

İki farklı vali, iki farklı anlayış!

İki farklı vali, iki farklı anlayış!

 

Dün ajanslara iki ilin valisiyle ilgili haber düştü. Birisi Edirne Valisi Dursun Ali Şahin’in doktoru görevden almasıyla ilgiliydi. Diğeri ise Tokat Valisi Cevdet Can’ın, 2014-2015 eğitim öğretim yılının açılışında yaptığı konuşmada öğrenciler için söylediği sözdü…

İkisi de devletin valisiydi. İkisinin de yetkileri aynıydı. Makamsa ikisi de aynıydı…

Ama birisi duyarlıydı, bir diğeri “ne oldum delisi” olmuştu.

Önce Tokat Valisi Cevdet Can’dan başlayalım…

Tokat Valisi Cevdet Can, yeni eğitim ve öğretim yılı dolayısı ile düzenlenen törende konuşmaya başlarken, öğrencilerin uzun süredir sıcakta beklediğini fark etmiş…

Bizdeki mantık budur zaten…

Tören alanı, törenin başlamasından saatler önce doldurulur.

Çocukların sıcaktan, yağmurdan, soğuktan mağdur olmasını kimse umursamaz.

Bu umursamazlık, ben ilkokula giderken de vardı, benden önce de mutlaka vardır, benden sonra da hiç değişmedi…

Ama vali umursamış…

Sonradan görme değilmiş demek ki…

Ne oldum delisi olanlardan da değilmiş.

O sıralardan geçmiş, ayakta bekletilmiş, güneşte bunalmış, soğukta tir tir titremiş, yağmurda iliklerine kadar ıslanmış…

Konuşmasına başlarken bu durumu fark edince “emirden anlayanlara” emretmek zorunda kalmış; “Bundan sonra Tokat’ta yapılan tüm konuşmalı törenlerde hiçbir öğrenci ayakta bekletilmeyecek

O kadar…

***

İkinci vali haberi Edirne’dendi…

Kamu Hastaneler Birliğinin, halkı sağlık konusunda bilgilendirmek, önleyici tedbirleri yaygınlaştırmak amacıyla ülkenin her yanında, her hastanede ve özellikle de “reklam” amaçlı özel hastanelerde de doktorlar açıklama yapar…

Edirne’de de yapmış…

Ama doktor, gripten, aspirinden bahsetmemiş…

Malum, eskiden yerel gazetelere sadece aspirinin faydalarından bahsetme özgürlüğü tanınmıştı. Çünkü özgürlüğü tanıma konumunda olduğunu sanan bazı aklı evvel kamu görevlileri vardı.

Edirne Devlet Hastanesi’nde Gastroenteroloji Uzmanı olarak görev yapan Dr. Dilek Tucer, Ergene Nehrinde yetişen otlar ve özellikle de pirinçle ilgili bir iddia ortaya atmış…

Trakya bölgesinde kolon ve mide kanserinin yaygın olmasını, doktor hanım dert edinmiş.

İşine baksana doktor hanım. Sabah gel polikliniğe, hastalarına şöyle bir bak, tahlil, tetkik iste, reçeteyi yaz, maaşını al…

Sana ne o nehirde yetişen pirincin kanser yapmasından…

Belki vali beyin pirinç tarlası vardır…

Belki de pirinç tarlası olanlarla sıkı dostluğu…

Ya da ne bileyim, o nehri terbiye edecek “bütçeyi ayarlamak” onun için büyük bir yüktür…

O zaman, böyle gelmiş, böyle gitsin…

Varsın millet kanser olsun, derdi sana mı düştü?

Düşmüş işte…

Açıklamasında, Ergene Nehrinde yetişen pirincin insanları kanser edebileceği üzerine kendince bir şeyler söylemiş…

Vali bey, derhal bu doktoru görevden almış, yerine de “önceden hazırmış” gibi Kırklareli’den bir başka doktor atamış. Yani halkı doktorsuz bırakmamış, vali efendiyi üzmeyen açıklamalar yapacak “kafasına göre doktor” atamış…

Ama valinin savunması hazır…

Doktor hanımı, “Ergene Nehrindeki pirinç kanser yapıyor” açıklaması nedeniyle görevden almadığını söylemiş, “gelişi güzel açıklama” yaptığı için görevden aldığını buyurmuş…

Tabii, herkes “aptal” sandığından, sözünün arkasından gelenleri kesmek de aklına gelmemiş…

Vali bey, “Açıklamalarından dolayı değil. Açıklamaları bilimsel değil. Kendiliğinden bu şekilde açıklama yapması, izin almadan bu işlere giriştiği için görevden aldık.

Herhalde vali, aynı zamanda Gastroenteroloji Uzmanı olduğundan, doktor hanımın açıklamalarının bilimsel olup olmadığına “şıp” diye karar vermiş…

Müfettiş de çağırmış ama müfettişten önce doktoru görevden alarak, müfettişe de iş bırakmamış.

Çok ama çok donanımlı olan valinin açıklamasından anlaşılıyor ki, Edirne’de hiçbir kurum amiri, hiçbir doktor veya mühendis ko-nu-şa-maz…

Sadece vali konuşur, konuşmaya kalkanı sürüm sürüm süründürür, anasından emdiği sütü burnundan fitil fitil getirir. Kolay mı vali bu, boru değil ya!

Kendi alanıyla ilgili, halkı doğru bilgilendirme adına hiç kimse yerel basına, ulusal basına, radyoya veya televizyona konuşamaz…

Konuşacaksa validen izin alacak, önce metnini gönderecek, vali “bilimsel” olup olmadığına karar verecek ve sonra insanları bilgilendirmek için “kuşa çevrilen” açıklama yayınlanacak.

Bazıları vali olduğunda kendilerini farklı bir insan sanıyor. Bu ülkede yasalar var ve her kurumun başında da yetkili insanlar. Doktor açıklama yaparken kimden izin alacağı veya kimin görevlendireceği bellidir.

Bir kurum amiri kendi kurumuyla ilgili açıklama yaparken bir yerlerden izin almaz ama kurum çalışmaları dışında da açıklama yapamaz.

Ama dedik ya bu vali başka vali. Kendisini Ali kıran, baş kesen sanıyor ama nihayetinde “görevden alınacak” kadar bir makamın sağlamlığı var.

Hayatın boyunca o makamda kalmayacaksın ya…

Olacaksan Tokat Valisi gibi olacaksın, Edirne valisi gibi “ne oldum” demeyeceksin!

 

Tweetimden seçmeler

Çalışınca Şanlıurfa gibi çalışacaksın. Bir günde, 4918 derslik, 415 lojman, 30 pansiyon, 29 atölye, 19 spor salonu hizmete açılıyor.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: