19 Ocak 2015 Pazartesi, 09:53
Sinan Temel
Sinan Temel [email protected] Tüm Yazılar

İhtiyaca Binaen Bir Yazı

İhtiyaca Binaen Bir Yazı   İnsan yaratılışı gereği sosyal bir varlıktır. Sosyal bir varlık olmanın gereklerinden biri de iletişimdir. Bir arada yaşamanın vazgeçilmezi olan iletişimin de bir çok yolu vardır. İnsan istedikten sonra bu yollardan birini kullanır. Burada önemli olan istemesidir, daha doğrusu istenmesidir. Yani sağlıklı bir iletişim için karşılıklı istek ve çaba gereklidir. Aksi […]

İhtiyaca Binaen Bir Yazı

 

İnsan yaratılışı gereği sosyal bir varlıktır. Sosyal bir varlık olmanın gereklerinden biri de iletişimdir. Bir arada yaşamanın vazgeçilmezi olan iletişimin de bir çok yolu vardır. İnsan istedikten sonra bu yollardan birini kullanır.

Burada önemli olan istemesidir, daha doğrusu istenmesidir. Yani sağlıklı bir iletişim için karşılıklı istek ve çaba gereklidir. Aksi halde iletişim kurulmaz veya sağlıklı iletişim olmaz. Tabi bu konuda üslup da çok ama çok önemlidir.

İstemeyen veya istenmeyen durumlarda ille de iletişim kuracağım diye çabalamanın bir anlamı yoktur. Zira herkes herkesle iletişim kurmak zorunda değildir. Tabiatı gereği bu böyledir zaten.

Bu konu ile ilgili olarak sosyal medyada bir yazı paylaşmak zorunda kaldım. Aynı yazıyı hoşgörünüze güvenerek buraya da almak istedim. İşte o yazı:

“Görülen lüzum üzerine yazılmış bir yazı:

Değerli dostlar;

Gelişen teknolojinin nimetlerinden biri olan sosyal medya dünyayı daha da küçültmüş adeta sınırları ortadan kaldırmış ve neredeyse insanların birbirlerinin nefeslerini bile hissedebilecekleri yakınlığa çekmiştir. İletişim ve sosyalleşme bakımından elbette önemli gelişme.

Ancak birçok şeyin olduğu gibi bunun da cılkını çıkardık.

Yararlı ve eğlenceli bir ortam oluşturabilecek ve gerçekten bu anlamda paylaşımlar yapılabilecekken bir bakıyorsunuz birileri çıkıyor ve bir anda her şeyi berbat ediyor.

Hak, hukuk, terbiye, ölçü, izan, anlayış, saygı gibi birçok değerimizi alt üst ederek, üstelik bunu da kahramanlık adına, memleket veya insan severlik adına yaparak ortaya düşenlere üzülerek şahitlik ediyoruz.

Bir bakıyorsunuz, birileri yüzsüzlüğün zirvesinde geziniyor. Bir bakıyorsunuz, birilerini kaşıntı tutmuş habire bir yerlere sürtünüyor. Kimileri gerçek isimleri ile kimileri de sahte hesaplarla çamurluklarını etrafa bulaştırmaya çalışıyor.

İletişimden itleşmeyi, sosyalleşmekten soysuzlaşmayı anlayanlardan tutun da kendilerini zorla kabul ettirmek isteyenlere kadar envaiçeşit canlıların tozuttuğu bu ortamda elbette güzel şeyler de olmuyor değil.

Beğendiği ve yararlı gördüğü şeyleri paylaşanlardan tutun da kimseyi taciz etmeden eğlencelik paylaşımlarda bulunanlar ve bu işi seviyeli, edep ve izan dairesinde yapan insanlar da var elbette. Bunların tartışmaları seviyeli olduğu gibi edepli ve taciz etmeyen paylaşımları ile de keyif veriyorlar.

Kısaca söylemek gerekirse herkes kendine yakışanı yapıyor.

Değerli dostlar bu satırlar ihtiyaca binaen yazılmış olup isteyenin istediği kısmını üzerine alacağı ifadelerdir.

İradem ve bilgim dışında yapılan etiketleme gibi şeyleri mümkün olduğunca siliyorum. Mümkün olduğunca da sataşmalara cevap vermiyorum. Silemediğim ve hem beni hem de sizleri rahatsız eden paylaşımlardan dolayı da dahlim olmamasına rağmen sizlerden özür dilemek istiyorum.

Tam yerine denk gelmişken sizlerin de bildiği bir sözü paylaşayım: ‘Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verilecek bir cevabım var. Lakin bir lafa bakarım laf mı diye. Bir de söyleyene bakarım adam mı diye?’

Affınıza sığınarak bir de Yunus Emre’den bir söz paylaşayım: ‘Edebim el vermez edepsizlik edene. Susmak en güzel cevap, edebi elden gidene.’

Biliyorum, sizler neyin ne olduğunu ve kimin kim olduğunu iyi biliyorsunuz. Olsun yine de söylemeden rahat edemedim.

Saygılarımla…”

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: