Son Dakika
20 Ağustos 2017 Pazar
12 Ekim 2014 Pazar, 04:00
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Huzurlu Kentimizin Huzuru Bozulmasın

Huzurlu Kentimizin Huzuru Bozulmasın Ülkemiz yeniden 1980 öncesi anarşi ve terör belasına sürüklenmek isteniyor. Huzur ve sükûnetiyle hep iftihar ettiğimiz şehrimiz yine ve yeniden yaşanmayacak bir şehir haline getirilmek isteniyor. Açık ve gizli bazı kem talihli, bedbaht insanlar ilimizdeki asayiş ve huzuru bize çok görmeye başladılar. Bu nedenledir ki uzun zamandan beri yaptıkları plan ve […]

Huzurlu Kentimizin Huzuru Bozulmasın

Ülkemiz yeniden 1980 öncesi anarşi ve terör belasına sürüklenmek isteniyor. Huzur ve sükûnetiyle hep iftihar ettiğimiz şehrimiz yine ve yeniden yaşanmayacak bir şehir haline getirilmek isteniyor.

Açık ve gizli bazı kem talihli, bedbaht insanlar ilimizdeki asayiş ve huzuru bize çok görmeye başladılar. Bu nedenledir ki uzun zamandan beri yaptıkları plan ve projelerini sudan bahanelerle tatbikat sahasına koymakta sakınca görmüyorlar.

Hep huzurumuzla, güvenimizle iftihar eder dururduk. Ama gel gör ki bazı soysuzlar huzurumuzu bozmak için ellerinden geleni arkalarına koymuyorlar. Siyasî rant sağlamaya çalışan bir takım mirasyediler de bunlara çanak tutuyorlar ne yazık ki…

Bu memleket hepimizin. Bakınız hiçbir yerde eşi benzeri olmayan bir bağ’la birbirimize bağlanmışız ki memlekette hemen her kes birbirini tanıyor. Çok sıcak ilişkiler, samimi ve içten duygu ve düşüncelerle birbirine fedakârlık yapan insanlarımız dini, dili, mezhebi meşrebi, tarikatı, cemaati, partisi, derneği vakfı ne olursa olsun hiç bir fark ve ayırım gözetmeksizin birbirlerinin düğününe, taziyesine, bayramına seyranına katılır, bir arada çok güzel birliktelikler oluştururlar.

Kim ne derse desin, Hristyan papazının müslümanların merasimlerine iştirak etmesi, Müftü’nün kilise’ye giderek Hristiyanların ayinlerini izlemesi, onlarla bayramlaşması beraber mutlu günler geçirdiğimizin en güzel kanıtıdır.

Alevi, sünni ayrımı yapmaksızın birbirimizin acı ve tatlı günlerinde yanyana bulunmamız birilerini rahatsız etmiş olmalı ki, arı kovanına çomak sokmayı ihmal etmiyorlar. Zaman zaman halkımızı galeyana getirmek için bazı vatandaşlarımızın evlerine işaretler koydular. Akıllarınca halkımızı sokağa dökecek ve birbirlerine kırdıracaklardı.

Ama olmadı hevesleri kursaklarında kaldı. Vatandaşlarımızın sağduyu göstermeleri sayesinde emellerine ulaşamadılar. Bu kışkırtma olayları bir kaç defa tekrarlandı, ama her defasında karşılık bulamadı ve geri püskürtüldü. İnsanımızın temiz kalpli ve duyarlılığı sayesinde bütün planları akim kaldı.

Ümid ve temenni ediyoruz ki bundan sonra da kurulan kumpaslar hiç birisi karşılık bulamayacak ve muradlarına eremeyeceklerdir.

İlimizi yöneten idarecilerimizin basiretli yönetim anlayışı, güvenlik güçlerimizin uyanık ve teyakkuzda olmakla beraber yerinde ve zamanında müdahaleleri, siyasi iradenin ve STK’ların vereceği güç ve destekle taşlar yeniden yerlerine oturacaktır. Bir kaşık suda koparılmak istenen fırtına kazasız belasız atlatılacaktır. Unutulmamalıdır ki taviz tavizi getirir. Çok fazla merhamet merhametsizliği getirir.

Tahrib kolaydır ama tamir çok zordur. Duygusuz ve düşüncesiz, hesapsız, kitapsız kimin hesabına çalıştığını bile bilmeden işyerlerini tahrib etmek, yıkmak, yakmak hiç kimseye bir şey kazandırmaz.

Birilerinin düdüğüyle hareketlerimizi yönlendirmesine engel olma azim ve iradesine sahip olmamız gerekir. Aksi takdirde çevremizdeki ateş çemberinin içine atılmamız çok zor değildir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: