Son Dakika
17 Ekim 2017 Salı
06 Haziran 2016 Pazartesi, 09:30

Bu Hitler var ya… 2011 yılının Aralık ayıydı. Fransa Meclisi, Ermeni Soykırımı yoktur söyleminin suç olması gerektiği kararı almıştı. Kendisini sağcı Müslüman olarak tanımlayan, Adnan Menderes, Tayip Erdoğan ve Fethullah Gülen hayranı bir tanıdığım, bana maille Fransa’nın Cezayir Kurutuluş Mücadelesi sırasında yaptığı katliamlara dair resimleri bol olan bir yazı yollamıştı. Yazı sosyalist bir internet sitesine […]

Bu Hitler var ya…

2011 yılının Aralık ayıydı. Fransa Meclisi, Ermeni Soykırımı yoktur söyleminin suç olması gerektiği kararı almıştı. Kendisini sağcı Müslüman olarak tanımlayan, Adnan Menderes, Tayip Erdoğan ve Fethullah Gülen hayranı bir tanıdığım, bana maille Fransa’nın Cezayir Kurutuluş Mücadelesi sırasında yaptığı katliamlara dair resimleri bol olan bir yazı yollamıştı. Yazı sosyalist bir internet sitesine aitti. Muhtemelen bu kişi yazıyı bile okumamış, resimlere bakarak, gâvur Fransa’nın yaptığına bak demeye getiriyordu. Bir yerde çay içelim teklifimi kabul etti ve ertesi gün buluştuk. İşin doğrusu, Cezayir bağımsızlık mücadelesi hakkında en küçük bir bilgisi yoktu. Sartre’yi, De Gaulle’i hiç duymamıştı. Ha bire, tarihi katliamlarla dolu Fransa’nın bize bir şey demeye hakkı yok diyordu. Kendisine çok sevdiği Menderes’in Fransa Cezayir’de katliam yaptığı sırada Légion d’Honneur Nişanı aldığını, Türkiye’nin Cezayir Kurtuluş Ordusu’nu (ALN) eşkıya olarak nitelendirdiğini, Menderes Hükümeti’nin Cezayir’in bağımsızlığına karşı olduğunu, 1958 de BM’de Cezayir’in bağımsızlığının oylandığı oturumda Türkiye’nin çekimser oy kullandığını ve bu oy yüzünden kararın Fransa lehine çıktığını ve savaşın bir süre daha devam ettiğini tek tek anlattım. Menderes’in o katliam resimlerine hallice katkısı olduğunu söyleyip, kalktım.

Türkiye sağı genelde, siyasal İslam dışındaki uluslararası konuları çok merak etmez, dolayısıyla bilgiden yoksundur. ABD ile sorun yaşandığında bir anda Kızılderili katliamını hatırlarlar. Ama o katliamlar hangi dönemde olmuş, ne amaçlanmış, bu konularla ilgili pek okumaları yoktur. Takip ettikleri yazarlar, dergiler, gazeteler bu tür konuları işlemezler. Mesela bu ülkenin sağı daha düne kadar Hitler’i hayırla yâd eder, Yahudi soykırımı bir yalandır derdi. Bir kısmı, Alman faşizminin ne kadar cici olduğunu Adnan Oktar’dan öğrenmiştir. Almanya Meclis’i, Ermeni soykırımı oldu dediği andan itibaren, devlet yetkililerinden, mahalle bakkalına kadar herkesin aklına birden Hitler ve zulmü geldi. Katliamcı bir devletin bize bu konularda söyleyeceği bir şeyi yoktur efelenmeleri baş gösterdi. Yahudi soykırımı yoktur yolundan U dönüşü yapılarak Yahudi kardeşlerimizi yok ettinize hemen direksiyon kırıldı.

İyi hoş da, 7 Aralık 1970 tarihinde Polonya ziyareti yapan Alman Başbakanı Willy Brandt, Varşova’daki Yahudi Soykırım Anıtına çelenk koymuş ve diz çöküp, ecdadı adına özür dilemişti. Üstelik Hitler Almanya’sının yaptığı ve içinde milyonlarca insanın yok edildiği toplama kampları, yapılanlar unutulmasın diye kurtarıldıkları günkü haliyle korunuyorlar. Neyse ki Almanların bir TOKİ’si yok. Daha ötesi Alman Parlamentosu, Ermenilere yapılan katliamın suç ortağıyız diyorlar. Yani suçlarını kabul ediyorlar. Bunları bilmeden, Hitlerin tohumları gibi laflar ergen milliyetçiliği tepkisinden öteye geçemiyor. Ayrıca Nazi yanlısı partilerin Almanya’da kurulması ve Nazizm propagandası halen yasak. Ha Almanya bu kararı insani nedenlerle mi aldı? Bu ayrı bir tartışma konusu. Türkiye sağı, dünyanın bütün ülkelerinin tarihinde katliamlar olduğuna inanır ama bırakın 1915 Ermeni tehcirini, Dersim Katliamı’na bile inanmaz. Ki tehcir bile başlı başına insanlık suçudur. Yaratılan bir resmi tarihin peşinde sürüklenir Türkiye sağı. Bu tarih sadece fetih ve kahramanlıklar üzerine kuruludur.

Reza Zarraf şu an ABD’de yargılanacak günü bekliyor. İddialar havada uçuşuyor. 17-25 Aralık sürecinde gündeme gelen fiillerin hepsi iddianamede yer alıyor. Bakanların adları geçiyor. Hatırlarsınız Zarraf yılın ihracat ödülünü almıştı. İktidarın kanalı A Haber’de bayrak önünde konuşup, Türkiye’nin cari açığının % 15’ini kapattım demişti. Bu adam Türk yargısına göre aklandı. Ama elin ABD’si, yani Kızılderili katliamı yapan, siyahlara dünyayı dar eden bu devlet, 17-25 Aralık’ı iddianameye ekliyor. Nedense kimse haddini bil ABD demiyor. Konuyu açan bile yok. İktidar medyasında bir tanecik haber çıkmıyor. Bu medyayı okuyan Türkiye sağı Zarraf’ın İstanbul’da yalısında oturduğunu, Ebru hanımla çocuk büyüttüğünü zannediyordur. Demokratik Suriye Güçleri Rakka operasyonu başlattı. Yıllardır konuşulan IŞİD’in başkenti düşmek üzere. Türkiye sağ medyasında ne Suriye var artık, ne Rakka operasyonu. Türkiye sağı, Suriye’de savaşın bittiğini düşünüyordur muhtemelen.

Türkiye sağı genelde verilenle yetinir. Fazlasına ihtiyaç duymaz. Bu yüzden sadece verilene göre tahlil yapar. Sloganla işi kotarmaya çalışır. İşin dramatiği, o sloganları hakikatin en tepe noktası zanneder. Çetin Altan’ın deyimi ile bu Türk’e Türk’ün propagandasıdır.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: