Son Dakika
23 Ekim 2017 Pazartesi
22 Aralık 2014 Pazartesi, 10:03
Sinan Temel
Sinan Temel [email protected] Tüm Yazılar

Hırsın Sonu Köleliktir

Hırsın Sonu Köleliktir   Vaktiyle, eski kavimlerden birinde iki kişi yolculuk yapıyordu. Yolda konakladılar. Konakladıkları yerde oyalanır, yeri kazar ve toprağı karıştırırken bir küp kulpu çıktı. Daha fazla kazdıklarında yerden bir küp çıktı. Merak edip açtılar, baktılar ki içi altın dolu. Basbayağı bir hazineydi. Paylaşmakta anlaşamadılar. Şu kadarı senin, bu kadarı benim derken kavga çıktı […]

Hırsın Sonu Köleliktir

 

Vaktiyle, eski kavimlerden birinde iki kişi yolculuk yapıyordu. Yolda konakladılar. Konakladıkları yerde oyalanır, yeri kazar ve toprağı karıştırırken bir küp kulpu çıktı. Daha fazla kazdıklarında yerden bir küp çıktı. Merak edip açtılar, baktılar ki içi altın dolu. Basbayağı bir hazineydi.

Paylaşmakta anlaşamadılar. Şu kadarı senin, bu kadarı benim derken kavga çıktı ve biri diğerini öldürdü. Öldüren, arkadaşını sürükleyerek uzaklaştırdı ve bir çukura atıp üzerini kapattı.

Altınları, kimseye göstermeden nasıl götürmesi gerektiğini düşünürken, üç kişi çıkageldi. Baktılar ki adamın yanında epey altın var. Onlar da buna sahip olmak istediler. Adam, kendisine bir şey yapmamaları durumunda onlarla paylaşacağını söyledi. Onlar da razı oldular. Eşit olarak paylaşmak üzere anlaştılar.

Hepsi de acıkmışlardı. Nasıl olsa zengin olduk. İçimizden birisi gitsin de yiyecek bir şeyler alsın diye, birisini yiyecek bir şeyler almaya gönderdiler. Gönderdikleri adam gittikten sonra aralarında şöyle kararlaştırdılar:

O gelince, hem getirdiği yiyecekleri yiyecekler, hem de adamı öldürüp daha fazla altına sahip olacaklardı.

Öbür taraftan, yiyecek almaya giden adam ise, getirdiği yiyeceklerin içine zehir katıp onları zehirledikten sonra altınların hepsine kendisi sahip olmak istiyordu. Yiyeceklere zehir kattı. Onlara bu zehirli yiyecekleri getirdi. Diğerleri onu hemen oracıkta öldürdüler. Sonra da “Karnımızı doyurup ondan sonra paylaşalım” diye oturup zehirli yiyecekleri yediler. Daha paylaşmaya vakit kalmadan hepsi de oldukları yerde ölüp gittiler. Altınlar da ortada kaldı.
***

Hırsın sonu böyledir. Zira hırs gözü bürüdüğü zaman akıl, insaf ve vicdan yok olur. Hırsa kapılan kişi burnunun ucunu dahi görmekten aciz kalır.

Bu yüzden “Kazanma hırsının kapladığı bedenin gözü kör, kulağı sağır, mantığı ve insafı yok olur” demişlerdir.

Baktığı her yerde kazanmak veya ulaşmak istediği şeyi görür.

Eşi, işi, çoluk çocuğu, dost ve arkadaşından tutun da yediği ve içtiği her şeyde onu görür. İster ki bunların hepsi de hırsına alet olsun. Hatta etrafındaki her şeyi amacına ulaşmak için kullanabileceği birer malzeme olduğu vehmine kapılır.

Çünkü en doğrusu, en çalışkanı, en iyi hizmet edeni kendisidir. Başka bir deyişle içinde “en” olan bütün olumlu şeyler kendisinde toplanmıştır. Bu yüzden herkes ve her şey kendisine mahkumdur.

Oysa yeryüzünde işlenmiş suç ve günahların büyük bir çoğunluğu bu yüzden değil midir?

Adaletin, hakkaniyetin ve liyakatin ihlal edilmeleri bu yüzden değil midir?

Daha çok ve kolay yoldan para ve mal kazanma isteğinden tutun da, mevki ve makama ulaşmaya ve siyasi ikbal beklentilerine kadar insanın gözünü karartan hırs, kontrol edilemez hal aldığında sonu korkunç bitecek olaylara bile sebebiyet verebilir.

Bu yüzden “hırsın sonu köleliktir” demişlerdir. Hırsının kölesi olan efendisinin emir ve istekleri ile hareket eden köleden başka bir şey olamaz.

Söz buraya gelmişken şunu belirtmek de fayda var. İnsanın hedeflerinin olması kadar bu hedeflere ulaşma noktasında mücadele ederek çaba göstermesi elbette normaldir. Çünkü burada meşru vesileler kullanılır. Burada azim söz konusudur. Ama aç gözlülük ve aşırı tutku olarak da tarif edilen hırsın vesileleri çoğu zaman garı meşru olabiliyor.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: