Son Dakika
24 Ekim 2017 Salı
11 Ekim 2017 Çarşamba, 07:03

Hicret Sessiz sedasız, alayiş ve nümayişten uzak, yeni bir Hicrî yıl’a daha girdik. Bizim ya da İslâm dünyasının büyük bir ekseriyetinin yeni Hicrî yıl’a girişi kimseler tarafından belki fark edilmedi bile… Hicret, tâ ezelden ebede vücut aleminden imkân âlemine, ilim dairesinden, kudret dairesine, tâ cennet’ten dünyaya, dünyadan cennetlere kadar hicret…muhteşem bir tablo… Kâinatta eşyanın yaratılışına  […]

Hicret

Sessiz sedasız, alayiş ve nümayişten uzak, yeni bir Hicrî yıl’a daha girdik. Bizim ya da İslâm dünyasının büyük bir ekseriyetinin yeni Hicrî yıl’a girişi kimseler tarafından belki fark edilmedi bile…

Hicret, tâ ezelden ebede vücut aleminden imkân âlemine, ilim dairesinden, kudret dairesine, tâ cennet’ten dünyaya, dünyadan cennetlere kadar hicret…muhteşem bir tablo…

Kâinatta eşyanın yaratılışına  muvafık nice nice hareketler mevcut. Kâinatın tedbir ve teşhir ile bir gayeye doğru, yüce  bir sonucu gerçekleştirmek namına nizam , intizam ve hikmetle yürüyüşü, mükemmel bir insicam, muhteşem bir ahenk, bin bir renkler içerisinde sonsuzluğa uzanan bir âlem.

Muazzam cisimlerin gökyüzü denizinde tam bir teslimiyetle Mevleviler gibi cuş-u huruşları. Birbiri içerisind3e birbirini tamamlayan sınırsız hareket ve bereketleri…

Işık veren güneşin, nur saçan ay’ın, esen rüzgârların, tebessüm eden baharın, yağan yağmurların, akan suların, çözülen bulutların hareketleri…

Kâinattaki irili ufaklı bütün hayvanatın, bütün zerreciklerin, latif ve nazik bütün mahlukatın ışığın ve esir maddesinin hareketleri…

Yüksek ruhların, meleklerin, Yüce Yaratıcı’nın askerlerinin hareketleri ve bunlardan ortaya çıkan bereketler…

Her hareketin kıymet ve bahası içinde taşıdığı ve arkasına taktığı bereketle, bu hakikatın ışığında hicretteki bereket ve saadetler söylemekle ve yazmakla bitmez, tükenmez, ifade edilemez.

Yolları çileli, ızdıraplı da olsa hicret güzeldir. Güzel olmasaydı, Nebi’ler Nebi’si(s.a.s) hiç hicret eder miydi?Denizin altından veya üstünden, kuyunun dibinden veya mağaranın derinliğinden de olsa, hicret kârlıdır.

Sonra, Hz. Âdem (A.S)’ın cennet’ten hicretine, Hz. İbrahim’in (A.S) Kudüs’e hicretine, Hacer validemizin Mekke-i Mükerreme’ye hicretine , Hz. Musa’nın (A:S) Mısır’dan hicretine, Hz. Yusuf’un (A:S) Mısır’a hicretine, Hz. Mevlana’nın Orta Anadolu’ya hicretine bütün beşeriyet şahit olmadı mı?

Fakat bir hicret, bir bereket var ki, o başka… Hiçbir hareket  o hareketin damen-i muallasına, yüksek şerefine  yetişemez. Hiçbir bereket O’nun bereketiyle kıyas edilemez.

Âlemdeki bütün nurlar o Muhacir’in nurundan muktabas ve o’nun etrafında dönüyor. Bütün mahlukat, O’nun hatırı için arz-ı endamda, O, Sidret-ül Müntehayı aşan, Kab-ı Kavseyn’e yetişen tek yolcu ve elçi, yetmiş bin perdeyi geride bırakan O Enbiyalar ve Evliyalar  Efendisi’nin elbette hareketi ve bereketi başka olacak..

“Harekette bereket vardır” sırına aşina olmak isteyenler O’nun (s.a.s) hareketine baksınlar, örnek alsınlar ve saadeti yaşasınlar.

Evet O’nun hicreti meşakkat ve ızdıraplar deryasında Allah’a giden yol…O’nun hicreti , kurak çöllerden dikenli gül bitkilerinden , humuslu ve bereketli topraklara intikal, gülistanlara geçiş…

O’nun hicreti istikbalde neşv-ü nema bulacak, yayılacak islam’ın dünya semasını kaplayacak feyiz ve bereketinin çekirdeği ve esası…

O hicretin meyvesi, doğru ve müstakim insanların sıdıklar, şehitler kervanına yürüyüşü…O hicretin esası muhabbet-i İlâhiye için kavruluş, Allah uğrunda candan, canandan geçiş…

O hicretin gayesi, Rabbin rızasına iltica, O’na sığınma, O’na yakarma, büyük bir gaye için yürüyüş…

Evet, o hicret, küfrün bel kemiğini kıran teşebbüs, hakikat ışığını yakan, aleme feYz, bereket ve nur saçan bir meşale…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: