05 Ekim 2016 Çarşamba, 08:47
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Hicret Yolculuğunun Getirdiği Medeniyet

Hicret Yolculuğunun Getirdiği Medeniyet   Hicri 1418 yılına girmiş bulunuyoruz. İnsanlık medeniyetinin başladığı, Hak ve batıl mücadelesinin, adalet ve zulüm kavramlarının belirginleştiği  kutsal ve hazin bir yolculuğun yıldönümünü idrak etmiş bulunuyoruz. Hicret, bütün zaman ve mekanlarda, zulmün ve zalimin karşısında, diklenmeden Hak’ın ve hakikatın yanında durmanın adıdır. Dünya tarihinin en önemli hadiselerinden biri olan hicret, […]

Hicret Yolculuğunun Getirdiği Medeniyet

 

Hicri 1418 yılına girmiş bulunuyoruz. İnsanlık medeniyetinin başladığı, Hak ve batıl mücadelesinin, adalet ve zulüm kavramlarının belirginleştiği  kutsal ve hazin bir yolculuğun yıldönümünü idrak etmiş bulunuyoruz.

Hicret, bütün zaman ve mekanlarda, zulmün ve zalimin karşısında, diklenmeden Hak’ın ve hakikatın yanında durmanın adıdır.

Dünya tarihinin en önemli hadiselerinden biri olan hicret, bazı haddini bilmezlerin iddia ettikleri gibi, bir korku ve kaçış değil, tam aksine zulmün ve zalimin karşısında planlı hareketin  stratejisidir.

İslam’ın ve Müslümanların istikbali açısından bir dönüm noktası olması hasebiyle, yerlerini ve yurtlarını terk ederek, hiç tanımadıkları, bilmedikleri yabancı bir diyara göçmenin heyecanını yaşayan samimi ve yürekli insanların yürek seferidir.

Kâinatın Efendisi ve beraberindeki bir avuç sahabi, aslında Mekke’yi çok seviyorlardı. Doğup büyüdüğü ve çok sevdiği Mekke’den ayrılmak, oldukça giran geliyordu Nebiler Nebisi’ne…Ama İslam’ın site devletinin temellerinin atılacağı Medine yolculuğu ve hicret  seferi de bir o kadar heyecan ve helecana gark ediyordu onunla beraber bütün yol arkadaşlarını…

Yol uzun, düşman kavi ve zalimdi. Ama, Yaratan yar ve dost ise ne gam. Her zaman olduğu gibi Yüce Yaratan’ın himayesinde olduktan sonra , bütün dünya düşman olsa gam yemezdi.

Karanlıktan aydınlığa, batıldan Hak’ka, şirkten tevhide, yanlıştan doğruya, putperestlikten  hakperestliğe giden bütün yollar selametli ve saadetli yollardır.

Yeryüzünde bir inkılap gerçekleşecekti. Kabuğunu çatlatarak, bütün olumsuz şartlara rağmen, tohum toprağı delecek ve bereketli filizler yeşerecekti.

Onun için maldan da yar’dan da ser’den de vaz geçmek gerekiyordu.Toprak tohuma dayelik yapacaktı. En sert kayalar şak şak olup çatlayacaktı.

Zulmün ve küfrün belini kıracak, yeryüzünde hayat hakkı tanımayacak, putları yer ile yeksan edecek, her türlü şirke meydan okuyacak yeni bir dönemin yolculuğu çilesiz olmayacak.

Çile ve ızdırap görmeyen bir yolun yolcuları, zafere ulaşamazlar. Bu yolda malını, canını, evladını, anasını, babasını feda etmeyenler, dâva sevdasının  ateşiyle yanmayanlar yarı yolda kalırlar.

Bütün olumsuz şartlara rağmen, pes etmeden yollarına devam edenler hedefledikleri muratlarına eren bahtiyarlardır.

Kardeşliği tesis etmek kolay olmayacaktı. Yıllardır Arap kabileleri arasında devam eden kin ve düşmanlıkları izale etmek, birlik ve beraberlik içinde aynı dâvanın etrafında toplanmak bu kutsal yolculuğun en büyük semeresi oldu.

Hiçbir kış ebed müddet değildir. En soğuk zemherir kışları, en gürbüz baharların müjdecisidir. Her kışın bir baharı, her gecenin bir neharı (gündüz) vardır.

Küfrün ve zulmün karşısında diklenmeden dik duran rahmet peygamberi’nin (s.a.s), çile ve ızdırapla ektiği tohumların yeşerdiği, insanlığın üzerine doğan medeniyet güneşinin temelinde hicret vardır.

Zulüm ve küfür zincirinin halkalarını bir bir kırarak, insanlığı karanlık dehlizlerden kurtaran  Kâinatın Efendisi(s.a.s) ‘in hayatı serapa hicret’tir.

Bir çağın kapatılarak yeni bir çağın başlangıcı olan hicret, İslam dünyası ve Müslümanlar için de milat’tır. Aynı zamanda insanî ve İslamî hakların yeniden kazanılma davsının başlangıç noktasıdır

Bütün İslam dünyasının Hicrî yılbaşı’sını tebrik ve tes’id ediyor, insanlığın saadet ve mutluluğuna vesile olmasını diliyorum.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: