Son Dakika
18 Ağustos 2017 Cuma
17 Nisan 2017 Pazartesi, 10:40
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Her Şey Aslına Döner, Her Kes Soyuna Çeker

Her Şey Aslına Döner, Her Kes Soyuna Çeker   Her şey aslına döner. Herkes soyuna, çeker. “Karaçi kız hatun olmaz” darb-ı meseli her kes tarafından bilinir ve halk arasında sık sık tekrarlanır. Eski zamanlarda bir padişah Hızır ‘ı görmek, tanımak istiyordu. Bir gün bu arzusunu dile getirmek için kendi ahalisini etrafına topladı ve onlara şöyle […]

Her Şey Aslına Döner, Her Kes Soyuna Çeker

 

Her şey aslına döner. Herkes soyuna, çeker. “Karaçi kız hatun olmaz” darb-ı meseli her kes tarafından bilinir ve halk arasında sık sık tekrarlanır.

Eski zamanlarda bir padişah Hızır ‘ı görmek, tanımak istiyordu. Bir gün bu arzusunu dile getirmek için kendi ahalisini etrafına topladı ve onlara şöyle dedi:

“Kim bana Hızır’ı bulur ve gösterirse ona istemediği kadar armağanlar vereceğim. Vereceğim armağanlar yedi sülalesinin ömür boyu geçimine yeter.”

İşte bu sırada bir sürü çoluk çocuğu olan kalabalık bir nüfusa sahip ve fakat aynı zamanda oldukça fakir olan, geçim sıkıntısı çeken bir adam bu işe talip oldu.

Eşine dedi ki: “Hanım gördüğün gibi ben geçim sıkıntısı çekiyorum ve sizin karnınızı doğru dürüst doyuramıyorum. Padişaha gidip Hızır’ı bulacağımı söyleyeceğim. Ondan kırk gün müsaade isteyeceğim. Bu kırk gün boyunca Padişahtan size hayatınız boyunca yetecek erzak ve para alırım. Kırk günün sonunda Hızır’ı bulamayacağım için benim kelle gider ama siz rahat edersiniz.”

Fakirin eşi kanaatkar birisi idi. “ Biz nasıl olsa alıştık kıt kanaat geçinmeye, bundan sonra da nasıl olsa idare ederiz. Sen vazgeç bu tehlikeli işten.” Dedi ise de eşine dinletemedi. Çünkü adam ısrarlıydı.

Ertesi gün sabah erkenden kalkarak padişaha gitti Hızır’ı bulacağını söyledi. Bunun için kendisine kırk gün müsaade etmesini istedi.Hızır’ı bulmak için kırk gün başka bir işle uğraşmayıp koşuşturacağı için geçimini sağlamak üzere sarayın ambarından tonlarca yiyecek, içecek ve nakit para aldı.

Sarayın ambarından aldığı tonlarca erzakı ailesine teslim ederek ortalıktan kayboldu. Kırk günün bitiminde padişahın huzuruna çıkarak her şeyi itiraf etti.

“Benim aslında Hızır’ı filan bulacağım yoktu.Ben ailece sıkıntı çeken, geçimini zor sağlayan bir insanım. Hızır’ı bulacağım diye sizden ailemi geçindirecek biraz dünyalık almak istedim.” Dedi.

Fazlaca canı sıkılan Padişah çok kızdı. “Padişahı aldatmanın cezasının çok ağır olduğunu ve canınla ödeyeceğini hiç düşünmedin mi?” diye çıkıştı ve iyice azarladı. Adam her şeyi göze aldığını belirterek, kendi asıl niyetinin ne olduğunu gayet açıkça itiraf etti.

Bu can sıkıcı gelişmeden sonra padişah üç vezirini çağırdı ve onlarla görüş alışverişinde bulundu ve ilk vezirine sordu:

-Padişahı kandıran bu adama ne ceza verelim?

-Efendimiz. Bu adamın boğazını keselim, etini parçalayıp çengellere asalım.  Tam bu sırada ortalıkta görünen  nur yüzlü, ak sakallı bir adam, birinci vezirin sözleri üzerine şöyle bir yorum yaptı: “Her şey aslına döner.

Padişah ikinci vezirine sordu: Bu adama ne ceza verelim?

-Hükümdarım! yalancı ve aldatıcı olan bu adamın derisini yüzelim içine saman dolduralım. Biraz önce birden ortalıkta görünen nur yüzlü ihtiyar yine “Her şey aslına döner” dedi. Padişah üçüncü vezire sordu:

-Ey vezirim sen ne dersin, beni aldatan bu adama ne ceza verelim?

Padişahım kanaatimce bu adamı affedin. Size yakışan, sizden beklenen budur. Bu adam önemli bir suç işledi ama sanıldığı kadar da kötü bir adam  değil. Zira çoluk çocuğunun geçimi için kendini feda edecek kadar iyi yürekli bir adam. Ortalıkta görünen adam yine söze karıştı : “Her şey aslına döner” dedi.

Padişah o yaşlı, nur yüzlü adama döndü ve dedi: sen kimsin ve ikide bir tekrarladığın o sözünün anlamı nedir?

İhtiyar cevap verdi: Senin birinci vezirinin babası kasaptı. Onun için kesmekten, etini çengellere asmaktan bahsetti. Yani aslını gösterdi. İkinci vezirin babası yorgancı idi. Yorgan, yastık, yatak yüzlerine yün, pamuk vb. doldururdu. O da babasına çekti. Üçüncü vezirin ise babası da vezir idi. O da soyuna çekti, büyüklüğünü gösterdi. Benim söylediğim söz ise “Herkes aslına çeker” demektir.

Vezir istersen (Üçüncü veziri göstererek) işte vezir, Hızır istersen (kendini göstererek) işte Hızır, bu adamı mahcup etmemek için sana göründüm, dedi ve kayboldu.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: