Son Dakika
22 Ekim 2017 Pazar
27 Haziran 2015 Cumartesi, 08:00
Mehmet Koç
Mehmet Koç [email protected] Tüm Yazılar

Haziranda Ölmek Zor*ama YAŞAMAK TA…

Haziranda Ölmek Zor*ama YAŞAMAK TA… Haziranda ölmek zor diyordu şair Hasan Hüseyin. Ama O,1984 Şubat’ında yumdu gözlerini. Deli rüzgar gibi esen saçlarının her teli gibi 13 yılda yazdı şiirini. Haziranda ölmek zor, dedi. On üç yılda bitirdiği şiirinden birkaç dizeyle hatırlayalım Hasan Hüseyin Korkmazgil’i. “……… gece leylâk ve tomurcuk kokuyor üstümbaşım elim yüzüm gazete vurmuşum […]

Haziranda Ölmek Zor*ama YAŞAMAK TA…

Haziranda ölmek zor diyordu şair Hasan Hüseyin. Ama O,1984 Şubat’ında yumdu gözlerini. Deli rüzgar gibi esen saçlarının her teli gibi 13 yılda yazdı şiirini. Haziranda ölmek zor, dedi. On üç yılda bitirdiği şiirinden birkaç dizeyle hatırlayalım Hasan Hüseyin Korkmazgil’i.

“………

gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
üstümbaşım elim yüzüm gazete
vurmuşum sokaklara
vurmuşum karanlığa
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

bu acılar
bu ağrılar
bu yürek
neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
bu geceler niçin böyle insansız
bu insanlar niçin böyle yarınsız
bu niçinler niçin böyle yanıtsız?

………

Çok şey söylenmeli aslında edebiyat, şiir ve müzik adına.Ama bugün ne bir şiir tadı ne de bir roman ağzı var dilimizde. Hormonlu hayatımızın dar alanlarında sığmıyor sanat içimize.Girmiyor kimsenin yüreğine şiir,edebiyat ve müzik.Şiir sevgisi duymamanın bedeli ise ağırdır bir toplum için. Sahte aşklara, riyakar ve entrika dolu sevgilere bezenmiş çay sohbetleri. Yıldızların ve göğün masum suratından eser yok. Ve maalesef haziranda dökülür birer birer dizeler, satırlar, umutlar. Her mevsimde ve her yitik zamanda tükenir şiir, küser hayat insana.

Edebiyatın önemli bir ismi olan Orhan Kemal 2 Haziran 1970 yılında ayrıldı aramızdan. Romanları televizyon dizileriyle palazlansa da Orhan Kemal yoksul Çukurova’nın dili oldu ‘Ekmek Kavgası’yla. ‘72. Koğuş’ ile mahpusluk hayatını irdeledi. Pamuk toplayan işçilerin, ırgatların sistemle ilişkisini anlattı ‘Hanımın Çiftliği’nde. 27 roman, 19’u öykü kitabı ile anı, inceleme, oyun, röportaj türünde kitaplar bıraktı sanat dünyasına. ‘Baba Evi, Murtaza, Avare Yıllar, Cemile, Eskici ve Oğulları, El Kızı, Bereketli Topraklar Üzerinde…   1972 yılından beri de ‘Orhan Kemal Roman Armağanı’ ödülleri verilmekte. Asıl adı Mehmet Raşit Öğütçü olan Orhan Kemal, toplumcu gerçekçi roman yazarıydı.

Yine başka bir yılın 2 Haziran’ında, 1991 yılında da şair Ahmet Arif’i kaybettik. Hasretinde prangalar eskittik. Eskiyen zaman mı hayat mı bilemiyor insan ama yiten gençliğimiz, benliğimiz oldu hep. 33 kurşunla vurulduk ölmedik. Ahmet Arif’in dizelerinde yaşadı 33 Kürt köylüsü. Bir çok besteci şiirlerini besteledi, okudu. 1968 yılında basılan tek şiir kitabı ‘en çok basılanlar’ listesinde yer aldı.Kimi zaman ‘Akşam erken indi mapushaneye, Ay Karanlık oldu gezdi diyar diyar Anadolu’yu. Adiloş Bebe’nin ninnisiydi Suskun’du, İçerde isyan etti Uy Havar! Dağlarına Bahar Gelmiş Memleketimin!

“Haberin var mı taş duvar?

Demir kapı, kör pencere,

Yastığım, ranzam, zincirim,

Uğruna ölümlere gidip geldiğim,

Zulamdaki mahzun resim,

Haberin var mı?

Görüşmecim yeşil soğan göndermiş,

Karanfil kokuyor cigaram

Dağlarına bahar gelmiş memleketimin…”Ahmet Arif

Dünya şairi Nazım Hikmet 3 Haziran 1963’te vatan hasretiyle hayata gözlerini yumdu. Varna’dan ‘oğlum Memed’ diyerek. Yasaklıydı uzun yıllar Nazım Hikmet. Sevda şiirleri, aşk şiirleri, hasret, mahpushane, sürgün…12 yılı aşkın hapis yatan bir şairdi Nazım. Şairlerin hapis hayatına mahkum edildiğini bugünlerde de görmekteyiz. Şiirden, sanattan, edebiyattan hele hele karikatürden ürken bir siyasi zemindeyiz maalesef. Selanik doğumlu olan Nazım Hikmet memleket şiirleriyle girdi duygu dünyamıza. Şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş bir dünya şairidir. Şiirde serbest nazımı ilk uygulayandır. Oyun yazarı, romancı ve şair Nazım Hikmet RAN siyasi fikirlerinden ötürü sürgün yaşadığı Moskova’da öldü. Türkiye vatandaşlığından çıkartılan Nazım’ın mezarı ise diğer sürgün sanatçılar gibi ülkesinden uzakta, Moskova’dadır. Şiir okumak isteyen veya şiir yazmak isteyenlerin eline alacağı ilk kitap ‘İlk Şiirler’ olabilir. Hemen hemen her olay ve duruma dair şiir kaleme alan Nazım’ın yüzlerce şiiri bulunmakta. Kitap raflarının vazgeçilemeyecek şairinden kısaca bahsedilemez. Ona sayfalar ayırmak gerekir. Hasan Hüseyin’in dizelerinde dediği gibi; gece leylak ve tomurcuk kokuyor

“Yapıcılar türkü söylüyor,/yapı türkü söyler gibi yapılmıyor ama./Bu iş biraz zor./Yapıcıların yüreği /bayram yeri gibi cıvıl cıvıl,…”

Bir de o gitti aramızdan. Çernobil’de yaşanan nükleer kazayı herkes duymuştur.26 Nisan 1986 yılındaki kazanın etkisinin yıllar sonra hissedileceği hep saklandı bizden.Dönemin bakanları sadece baktılar. Karşımıza geçip çaylarını yudumlayıp halkı zehirlediler.Koca Karadeniz’e ve ülkemiz insanına sadece gülerek baktılar. Bugün onlarca kanser hastası var hala Karadeniz’de. Onlarcası da öldü veya sakat kaldı,kalmakta. O,hastalığının farkında olsa da yılmadı ve hep şarkı söyledi.25 Haziran 2005’te kendi dilinde söyledi şarkılarla uğurladı binlerce seveni Kazım Koyuncu’yu.” Kardenizin asi çocuğuydu. Şair ceketli çocuktu Kazım Koyuncu. Türkiye’de Rock’n Roll  müziği sentezleyip kendi tarzını yaratan bir müzisyendi.  Kendi dilinde yani Lazca şarkıları güzel yorumuyla dinledikçe keyf almamak mümkün değil. Genç yaşta hayata veda eden kazım koyuncu Artvin Hopa’lı bir müzisyendi. Belgeselci Ümit Kıvanç’ın elinden çıkan “şarkılarla geçti aramızdan” adlı Kazım Koyuncu’nun yaşamının anlatıldığı belgeseli mutlaka izlemek gerekir. Çevre duyarlılığı adına Karadeniz sahil yoluna karşı çıkan Kazım’ı saygıyla anıyorum.

“Baba ben yıkıcıyım ama/Kendini bilmez değilim/Yaşamak istiyorum sadece/Kendisavaşlarım uğruna/Ben sadece ben olmak istiyorum” diyerek…Kazım Koyuncu

Bir başka haziran ağrısı ise barış savunucusu Orhan Doğan! Yıllarca Kürt özgürlük ve barış mücadelesi içinde yer alan Orhan Doğan Mardin Kızıltepeliydi. Bir avukat olarak daima İnsan hakları için mücadele verdi. DEP milletvekili iken yaka paça polis otosuna bindirildi ve 10 yıl cezaevinde yatmak zorunda kaldı. O bir barış savunucusuydu. Milletvekili iken Türkçe başladığı yemini Kürtçe “Bu yemini Türk ve Kürt halklarının kardeşliği adına ediyorum” dedi ama sözlü linçten kurtulamadı. Baskılardan nasibini aldı.27 Haziranda Ağrı’da yapılan Doğubeyazıt Festivalinde kalp krizi geçirdi ve dostlarından sevenlerinden ayrıldı Orhan DOĞAN.

Bitti bitti bitmedi…

Basit bir çevre hareketi ile gündeme otursa da ciddi bir rant olayının açığa çıkartıldığı Gezi direnişi ve akabinde gelişen olayların başladığı tarih mayıs sonu haziran başlarıydı. Ancak asıl olaylar ve saldırılar haziran ayında ceryan etti ve genç fidanlar bir bir toprağa düştü. Haziran göz kırpıyordu gençlere…polis saldırısı, baskı, şiddet, cop, gözaltılar, tutuklamalar…2 Haziran’da öldüresiye dövüldü Ali İsmail KORKMAZ. Ülke geneline yayılan gezi direnişinde, Eskişehir’de bir sokakta gözü dönmüş vatandaşlar ve polis işbirliği ile 19 yaşındaki bir genç dövüldü, dövüldü. Dövenlerin yürekleri sızlamadı, acımadılar. Ve ölümüne sebep oldular!

Haziranda ölmek zor ama yaşamak ta öyle be dostum. Yaşamak ta..

Ruhu SU’nun dediği gibi; “…ama benim ülkemde insan kanı sudan ucuz/ kolay mı kan uykulardan kalkıp ninniler söylemesi…”

Edebiyatın, sanatın, şiirin hayat bulamadığı bir ülkeyiz maalesef. İlmek ilmek örülen hayatımızın kıyısından geçip gidiyor sanatçılar. Haziran’da Ölmek Zor belki ama yaşamak ta kolay değil. İnsan onurunun önemsenmediği, sanatçıların hor görüldüğü ve sanatın hiçe sayıldığı bir siyasi düzene evrilen ülkemizin hayat damarları birer birer yok ediliyor. Heykel, resim, roman, şiir, sinema, tiyatro dünyamız neredeyse silinmiş durumda. İhtiyaç dahilinde görülmeyen sanat yaşamı siyasete kurban ediliyor. İki satır yazı yüzünden veya iki dize sebebiyle hatta bir çift laf etmiş olmaktan dolayı cezaevleri dolup boşalıyor. Cümlelerin etkisinden ürkenler, şarkıların dilinden sakınanlar ülkenin kalkınmasından boşuna söz etmemelidirler. Sanatsız kalan bir toplum kıraç toprak gibidir.

Haziran ayında kaybettiğimiz düşün dünyamızın önemli isimlerini saygıyla anıyorum.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: