Son Dakika
18 Ekim 2017 Çarşamba
21 Haziran 2016 Salı, 08:04
Mehmet Koç
Mehmet Koç [email protected] Tüm Yazılar

Haziranda Ölmek Zor*ama YAŞAMAK TA…

Haziranda Ölmek Zor*ama YAŞAMAK TA… ‘Haziranda ölmek zor’şiiri belki de Nazım’ı en güzel anlatan şiirdir Hasan Hüseyin’in şiiri. Ama O,1984 Şubat’ında yumdu gözlerini. Deli rüzgar gibi esen saçlarının her teli gibi 13 yılda yazdığı şiiri, dünya şairi Nazım Hikmet’e ağıttı sanki. “……… gece leylâk ve tomurcuk kokuyor üstüm başım elim yüzüm gazete vurmuşum sokaklara vurmuşum […]

Haziranda Ölmek Zor*ama YAŞAMAK TA…

‘Haziranda ölmek zor’şiiri belki de Nazım’ı en güzel anlatan şiirdir Hasan Hüseyin’in şiiri. Ama O,1984 Şubat’ında yumdu gözlerini. Deli rüzgar gibi esen saçlarının her teli gibi 13 yılda yazdığı şiiri, dünya şairi Nazım Hikmet’e ağıttı sanki.

“………

gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
üstüm başım elim yüzüm gazete
vurmuşum sokaklara
vurmuşum karanlığa
uy anam anam
haziranda ölmek zor!
bu acılar
bu ağrılar
bu yürek
neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
bu geceler niçin böyle insansız
bu insanlar niçin böyle yarınsız
bu niçinler niçin böyle yanıtsız?

………

Çok şey söylenmeli aslında edebiyat, şiir ve müzik adına.Ama bugün ne bir şiir tadı ne de bir roman ağzı var dilimizde. Hormonlu hayatımızın dar alanlarında sığmıyor sanat içimize.Girmiyor kimsenin yüreğine şiir,edebiyat ve müzik.Şiir sevgisi duymamanın bedeli ise ağırdır bir toplum için. Sahte aşklara, riyakar ve entrika dolu sevgilere bezenmiş çay sohbetleri. Yıldızların ve göğün masum suratından eser yok. Ve maalesef haziranda dökülür birer birer dizeler, satırlar, umutlar. Her mevsimde ve her yitik zamanda tükenir şiir, küser hayat insana.Her Haziran acıdır kimi zaman ve sıcaktır çoğu zaman.Bu gün de öyle. Ve savaşın,gözyaşının,ağıtların yankılandığı coğrafyamda iki yana akar damlalar.Ateş, kardeş evlere mızrak ucu gibi girer.Kimse bilmez acının rengini.Her acı kendinedir. Dinmedikçe, bitmedikçe ne şiir kendine gelir,ne sanat şaha kalkar ne de ince ince yankılanır türküler, klamlar, stranlar.

“Haziran’da Ölmek Zor” şiiri bu Haziran’da bir başka yakıyor içimi.

Edebiyatın önemli bir ismi olan Orhan Kemal 2 Haziran 1970 yılında ayrıldı aramızdan. Romanları televizyon dizileriyle palazlansa da Orhan Kemal yoksul Çukurova’nın diliydi ‘Ekmek Kavgası’yla. ‘72. Koğuş’ ile mahpusluk hayatını irdeliyordu. Pamuk toplayan işçilerin, ırgatların sistemle ilişkisini anlatıyordu ‘Hanımın Çiftliği’nde. 27 roman, 19’u öykü kitabı ile anı, inceleme, oyun, röportaj türünde kitaplar bıraktı sanat dünyasına. ‘Baba Evi, Murtaza, Avare Yıllar, Cemile, Eskici ve Oğulları, El Kızı, Bereketli Topraklar Üzerinde

*****

Yine başka bir yılın  Haziran’ında, 1991 yılında da şair Ahmet Arif’i kaybettik. Hasretinde prangalar eskittik. Eskiyen zaman mı hayat mı bilemiyor insan ama yiten gençliğimiz, benliğimiz oldu hep. 33 kurşunla vurulduk ölmedik. Ahmet Arif’in dizelerinde yaşadı 33 Kürt köylüsü. Bir çok besteci şiirlerini besteledi, okudu. 1968 yılında basılan tek şiir kitabı ‘en çok basılanlar’ listesinde yer aldı.Kimi zaman ‘Akşam erken indi mapushaneye, Ay Karanlık oldu gezdi diyar diyar Anadolu’yu. Adiloş Bebe’nin ninnisiydi Suskun’du, İçerde isyan etti Uy Havar! Dağlarına Bahar Gelmiş Memleketimin!

“Haberin var mı taş duvar?

Demir kapı, kör pencere,

Yastığım, ranzam, zincirim,

Uğruna ölümlere gidip geldiğim,

Zulamdaki mahzun resim,

Haberin var mı?

Görüşmecim yeşil soğan göndermiş,

Karanfil kokuyor cigaram

Dağlarına bahar gelmiş memleketimin…”Ahmet Arif

 

      *****

Dünya şairi Nazım Hikmet 3 Haziran 1963’te vatan hasretiyle hayata gözlerini yumdu Varna’dan ‘oğlum Memed’ diyerek. Yasaklıydı uzun yıllar Nazım Hikmet. Sevda şiirleri, aşk şiirleri, hasret, mahpushane, sürgün…

12 yılı aşkın hapis yatan bir şairdi Nazım. Şairlerin hapis hayatına mahkum edildiğini bugünlerde de görmekteyiz. Şiirden, sanattan, edebiyattan hele hele karikatürden ürken bir siyasi zemindeyiz maalesef. Selanik doğumlu olan Nazım Hikmet memleket şiirleriyle girdi duygu dünyamıza. Şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş bir dünya şairidir. Şiirde serbest nazımı ilk uygulayandır. Oyun yazarı, romancı ve şair Nazım Hikmet RAN siyasi fikirlerinden ötürü sürgün yaşadığı Moskova’da öldü. Türkiye vatandaşlığından çıkartılan Nazım’ın mezarı ise diğer sürgün sanatçılar gibi ülkesinden uzakta, Moskova’dadır. Şiir okumak isteyen veya şiir yazmak isteyenlerin eline alacağı ilk kitap ‘İlk Şiirler’ olabilir. Hemen hemen her olay ve duruma dair şiir kaleme alan Nazım’ın yüzlerce şiiri bulunmakta. Kitap raflarının vazgeçilemeyecek şairinden kısaca bahsedilemez. Ona sayfalar ayırmak gerekir. Hasan Hüseyin’in dizelerinde dediği gibi; gece leylak ve tomurcuk kokuyor

 

   
……….

“Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt 
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. “
N.Hikmet

******

Basit bir çevre hareketi ile gündeme otursa da ciddi bir rant olayının açığa çıkartıldığı Gezi direnişi ve akabinde gelişen olayların başladığı tarih mayıs sonu haziran başlarıydı. Ancak asıl olaylar ve saldırılar haziran ayında ceryan etti ve genç fidanlar bir bir toprağa düştü. Haziran göz kırpıyordu gençlere…polis saldırısı, baskı, şiddet, cop, gözaltılar, tutuklamalar…2 Haziran’da öldüresiye dövüldü Ali İsmail KORKMAZ. Ülke geneline yayılan gezi direnişinde, Eskişehir’de bir sokakta gözü dönmüş vatandaşlar ve polis işbirliği ile 19 yaşındaki bir genç dövüldü, dövüldü. Dövenlerin yürekleri sızlamadı, acımadılar. Ve ölümüne sebep oldular! Şiddet nereden ve kimden gelirse gelsin öfkedir! Polise saldırı olmadığı belliyken dahi gençlerin şiddete maruz bırakılıyor olması sosyal hafızamızı yaralıyor maalesef.

Haziranda ölmek zor ama yaşamak ta öyle be dostum. Yaşamak ta..

Ruhu SU’nun dediği gibi; “…ama benim ülkemde insan kanı sudan ucuz/ kolay mı kan uykulardan kalkıp ninniler söylemesi…”

Edebiyatın, sanatın, şiirin hayat bulamadığı bir ülkeyiz maalesef. İlmek ilmek örülen hayatımızın kıyısından geçip gidiyor sanatçılar. Haziran’da Ölmek Zor belki ama yaşamak ta kolay değil. İnsan onurunun önemsenmediği, sanatçıların hor görüldüğü ve sanatın hiçe sayıldığı bir siyasi düzene evrilen ülkemizin hayat damarları tehlikede. Heykel, resim, roman, şiir, sinema, tiyatro… İki satır yazı yüzünden veya iki dize sebebiyle hatta bir çift laf etmiş olmaktan dolayı cezaevleri dolup boşalıyor.

Güzel türküler söyleyecek günlere ihtiyacımız var. Sazıyla,gitarıyla kemençe veya davuluyla halay,horon oynamalı, semah çekip deyişler çalmalı insanlar.İlahi okumalı, dua etmeli en güzelinden. Sevgiyle,kardeşçe kol kola kültür kokmalı kültürel dünyam. Anılarım; yasaklarla, acılarla, gözyaşı ve ağıtlarla dolmamalı. ‘Barış’ denilen güzel kelimeyi her yürek şuurunda yaşatmalı… Çocuklarımız kendi sanatçılarını okuyup feyz alabilmeli.

En azından OKUR denilen şey hayat bulmalı ki sevgi de kardeşlik de kendine yer bulabilsin. İki satır tefekkür etmenin dayanılmaz mutluluğuna nail olmadan sanat yapmak güçtür…

Haziran ayında kaybettiğimiz düşün dünyamızın önemli isimlerini saygıyla anıyorum.

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: