Son Dakika
18 Ağustos 2017 Cuma
04 Şubat 2015 Çarşamba, 09:51
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Hayatta Gül Ve Dikene Su Verenler

  Hayatta Gül Ve Dikene Su Verenler İyiyi kötüden, güzeli çirkinden, doğruyu yanlıştan ayırmaksızın her şeyi anlatan kitaplar, hayatı bataklık haline getirdi. İlim kaleleri kibir ve gurur abidesi haline gelen cehaletle kuşatıldı. Yüce Yaratıcı’nın İlâhî mesajındaki tarifiyle insan “zalim ve cahil” olduğu için ona din gönderildi ki kerim, şerefli ve izzetli olsun. Toplumun bozulup çöplük […]

 

Hayatta Gül Ve Dikene Su Verenler

İyiyi kötüden, güzeli çirkinden, doğruyu yanlıştan ayırmaksızın her şeyi anlatan kitaplar, hayatı bataklık haline getirdi. İlim kaleleri kibir ve gurur abidesi haline gelen cehaletle kuşatıldı.

Yüce Yaratıcı’nın İlâhî mesajındaki tarifiyle insan “zalim ve cahil” olduğu için ona din gönderildi ki kerim, şerefli ve izzetli olsun.

Toplumun bozulup çöplük haline gelmesinden korkma, fikir tohumlarını ekersen, çöplükte gül de biter. İyileri sevmek, iyileri beğenmek, onlara benzemek, iyi olmak için yeterlidir.

Bizi düzeltmek isteyenlere, kollarımızı açacak yerde, yumruklarımızı uzatırsak, hayatın sillesini yeriz. Yumruk atmaktan zevk alanlar dostlarının tekmesiyle can verir. Aslında dostluklar farklıdır, dostluk anlayışı da farklıdır. Kendine dost olmayanın dostu olmaz.

Kendimizi halka değil, Hak’ka beğendirmeye çalışmalıyız. Her ikisine de beğendirmek, daha da güzeldir, makamların en yücesidir. Mert ve delikanlı insanlar cömert olur ve dostları için çalışırlar. Cimri insanlar aynı zamanda dalkavuk ve ukala olurlar, düşmanların ekmeğine yağ çalar.

Servetin içinde yüzen nice zavallı insanlar vardır ki, serveti içine alır ve onunla beraber batar. Çünkü kullanılmayan servetin mezar taşlarından farkı yoktur. Paraya kul ve köle olanlar servet’in elinde esir ve mahkum olur.

Sonsuz hürriyetin heykeline çıkanların ayakları fena halde kayar ve çok kötü düşerler. Kendini idare etmeyen neyi idare ederse etsin, sonu her zaman hüsrandır. Çünkü hedefi aşan ok’la hedefe yetişemeyen arasında fark yoktur.

Yerinde ağlamak, yerinde gülmek, ikisi de güzeldir. Ne dost ne de düşman gözyaşını silemez. Fedakâr dostlar yük olmamalıdır. Çünkü saatler bizimle alay eder, ömrümüzü saniye saniye tüketirler. Takvim yaprağını her kopardığımızda, bir günümüzü daha çöpe atarız.

Her aklın divanelikten payı vardır, zira olayların ateşine yananlar, divaneliğin gölgesinde serinler. Bazen de bazı ukala insanlar divaneliği farklı şekillerde kullanmanın gafletine düşerler. Herkesi kör alemi sersem görürler.

Toplumda görebildiğimiz kadarıyla ölen insanların serveti, götürdüğü günahlarla mütenasiptir. Mevla diyecek yerde Leyla diyen çoktur. Bu tip insanlar sokakta bulduklarını, parkta kaybederler.

Söz kurşun gibidir, atıldıktan sonra tutulmaz. Hepimiz, hayat denizinde vücut gemisinin kaptanıyız. Bid’at ve dalalet kayalıklarına çarpmadan, cennet sahiline çıkmakla sorumluyuz. Unutmayalım ki, tevazudan iyilik, gururdan kötülük çıkar. Bazen düğün alayı ile cenaze karşılaşır, sanki dünyayı devir teslim ederler.

Nice kendini büyük görenler vardır ki küçücük mikroplara mağlup olurlar. Kötülüğü beğenen de kötü kadar kötüdür. Yalan yaygınken, haksıza hak veren Hak’tan gafildir. Yalancı şahit katilin dostudur, ortağıdır. Bu dünya hayatında şeref kadar aziz bir rütbe yoktur. Yağcılık ve yalakalıkla kimliğini kaybedenler her şeylerini kaybetmiş olurlar.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: