11 Mayıs 2015 Pazartesi, 09:28
Hamza Çelenk
Hamza Çelenk [email protected] Tüm Yazılar

Hayatta Büyük Sözler ve Küçük İnsanlar Dolaşıyor

Hayatta Büyük Sözler ve Küçük İnsanlar Dolaşıyor

 

Bir büyük karmaşadan sıradan bir rol arıyoruz meydandan, bu rollerimizden çocuklarımızın geleceğini çalıyoruz.  Her bir taraftan söz dizinleri var oluyor. Var olan sözlerden çok azı yarını inşa için söyleniyor.

Ortam sözlerden oluşmuş bir kızıl kıyamet, birileri her köşede bizim için uğraş verdiklerine bizi iknaya çalışıyorlar.

Biri, şu gördüğünüz tepeler var ya aslında onu ben yarattım diyor, diğeri ondan daha iyi tepeler yaratacağını söylüyor.

Öteki ,bağırıp kendince bir alan açmaya çalışıyor şimdiye kadar söylediği bir sürü güzel sözü heba etmeden çekinmiyor.

Beriki, farklı bir dil kullanayım diye koca laflar ediyor ve kendisi lafın muhtevasından habersiz duruyor.

Bir başkası, kendinden beklenileni yapıyor, ötekinin söylediği kavramları ve kelimeleri yüksek sesle tekrar ediyor, hangi kavramın ne anlama geldiğini kendisi de bilmiyor. Bilmek gibi bir niyeti de yok gibi duruyor.   Yani tam bir görev adamı. Ödevini yapıyor. Ödevini yapmak ve aferin almak için yapamayacağı hokkabazlık yok. Söv deniliyor ve sövüyor; döv deniliyor, dövüyor. Kendini inkar diye bir problemi yok, çünkü kendisi yok.

Öte taraftaki, çok bilmiş bir ses tonu ile cahilliğimizden dem vuruyor, o olmadan varlığımızın hiçliğinden bahsediyor.

Onun ötesinde duran  anne kucağında gördüğü bir sürü eğitimi, babasının bir sürü güzel sözünü, üstatlarının gece boyu söylediği kelamı kulak ardı edip sünger çekiyor geçmişine. Adı umutken herkes gibi hiçlik denizine yol alıyor. O trajediye  üstad, babasının ve kendisinin sesinden renk verdi.

 

“Doğuda bir baba vardı

Batı gelmeden önce

Onun oğulları batıya vardı

 

Birinci oğul batı kapılarında

Büyük törenlerle karşılandı

Sonra onuruna büyük şölen verdiler

Söylevler söylediler babanın onuruna

Gece olup kuştüyü yastıklar arasında

Oğul masmavi şafağın rüyasında

Bir karaltı yavaşça tüy gibi daldı içeri

Öldürdüler onu ve gömdüler kimsenin bilmediği bir yere

Baba bunu havanın ansızın kabaran gözyaşından anladı

Öcünü alsın diye kardeşini yolladı   (Sezai KARAKOÇ) “

 

Üstadın dediği yedinci oğul bir türlü çıkmıyor, birileri bizim umutlarımızı hızla eritiyor.  Ne zorluklarla büyüttüğümüz her oğlumuz sıradan insanlar gibi basit roller çalıp basit ve yanlış işlere figür olmayı, birileri adına yalan söze yemin etmeyi normal bir şeymiş gibi yapabiliyorlar. Alanda görünmek için başkalarının yanlışlarının aslında doğru olduğuna bizi iknaya çalışıyor sevgili oğullarımız

Meydanda büyük söz söyleyen küçük insanlar, ” emrolunduğunuz gibi dosdoğru olun”

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: