Son Dakika
17 Ağustos 2017 Perşembe
24 Haziran 2016 Cuma, 08:58
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak

Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak   Bu yazı, ‘O’nu en iyi tarif eden olduğu gibi körü körüne ‘O’na bağlananları da en iyi tarif eden bir yazıdır. Hayata kendi gözüyle değil, ‘O’nun gözüyle bakanları tanımak için bu yazıya bir göz atın ama kendi gözünüzle, ‘O’nun gözüyle değil. ‘O’nu nasıl bulduğunu anlatmaya gerek yok. Bazı insanlar kendi kıymetini […]

Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak

 

Bu yazı, ‘O’nu en iyi tarif eden olduğu gibi körü körüne ‘O’na bağlananları da en iyi tarif eden bir yazıdır. Hayata kendi gözüyle değil, ‘O’nun gözüyle bakanları tanımak için bu yazıya bir göz atın ama kendi gözünüzle, ‘O’nun gözüyle değil.

O’nu nasıl bulduğunu anlatmaya gerek yok. Bazı insanlar kendi kıymetini bilmez, değerinin farkına varmaz ve sanki körü körüne birilerinin peşinde gitmek, birilerine bağlanmak zorunda olduğunu sanır ve ‘O’ onu bulmakta gecikmez.

O’nun aradığı da zaten öyle birisidir.

Bunlar silik ve sönüktürler.

Körü körüne birisine bağlanır ve yalnızca ‘O’nun dediğinin doğru, ancak ‘O’nun her şeyi bileceğine inanır ve varsa yoksa ‘O’dur.

Muhtemelen kendisi iyi biridir ama olaylara, insanlara ve topluma ‘O’nun gözüyle baktığından gerçekleri göremez/göremez.

Ancak ‘O’ olduğunda yaşar, ‘O’ olmadığında silinir gider.

Düşünmediği her şeyi ‘O’ istiyor diye yapar, yapmak zorundadır da.

Mesela siyaseti hiç düşünmez ama ‘O’ istediği için siyasete girer.

Veya esnaflığı aklının ucundan bile geçirmez, ‘O’ istediği için tezgâh açar.

Ya da bürokrasiyi sıcak bakmaz ama kelle koltukta sırf ‘O’ dediği için cansiperane atılır öne.

Bununla yetinmez, eğer siyasete girmişse ‘O’ istediği için parti bile değiştirir. ‘O’nun emriyle göreve seçilir, ‘O’nun emriyle istifa eder.

Artık kullanılmaya hazırdır.

Öyleyse ‘O’nun her dediğini yapmaya amade birisidir.

Kendi kişiliğini bir yana bırakmış ‘O’nun kişiliğine bürünmüştür.

Artık ne görür, ne duyar ve ne de konuşur.

Kendi halinde birisidir. Hiçbir şey bilmez, hiç bir şeyden anlamaz ve olayları değerlendiremez bile.

Çünkü zahmet etmesine gerek yoktur.

Kendisinin yerine ‘O’ düşünür,

Kendisinin yerine ‘O’ konuşur,

Kendisinin yerine ‘O’ karar verir

Ve ‘O’ ne derse zaten onu yapacaktır.

Oysa kendi değerini bilse ‘O’ndan kat kat üstündür.

O’nun yapamadığını yapmaya,

O’nun düşünemediğini düşünmeye,

O’nun hayal edemediğini hayata geçirme gücüne sahiptir.

O’ bütün bunları bilmediğinden,

O’ dedi diye arkadaşını satar,

O’ dedi diye dostlarını bir kalemde siler, süpürür, hatta çiğner, ezer geçer.

O’ dedi diye en yakınını tokatlar, ‘O’ dedi diye söver, ‘O’ dedi diye hakaret eder.

Ağzına yakışmayan, kendisinden beklenmeyen ve üzerinde eğreti duran bütün hal ve hareketlerde bulunur.

İnsanlar kendi değerlerini bilmeli, insan olmanın hazzına varmalı ve hiç kimseye minnet etmemelidir.

İnsanların rızkını Allah verir.

Dünyadakiler sadece bir aracıdan başka bir şey değildir. Asıl rızık veren ‘O’ değil, Allah’tır ve öyleyse kullukta sadece Allah’a yapılmalıdır.

Üç kuruş menfaat için; kişilik satılmaz, onur ayaklar altına alınmaz, şeref ve haysiyete leke getirilmez.

Ama ‘O’ kişiliğinin farkında olmadığından, kendi kıymetini bilmediğinden ancak ‘O’nunla var olabileceğini, ‘O’nunla hayat bulacağını sanır.

O’nun ak dediği karalar derhal ak olur.

O’nun kara dediği ak’lar derhal kara olur.

Hiç sorgulamaz, hiç soruşturmaz, hiç araştırmaz ve ‘O’ ne derse o olur…

Bir tek ‘Allah bir’i sorgulamaz, çünkü ‘O’da öyle söylüyor.

Herkeste bu kanaatte olduğu halde sadece bu konuda hem fikirdir.

Oysa farkında değildir.

O’nun işi kullanmaktır,

O’nun işi harcamaktır

Ve ‘O’nun işi kullandıktan sonra bir kenara bırakmaktır.

O’nun dostluğu olmaz,

O’nun samimiyetine güvenilmez,

O’ zaten kendisi de kimseye güvenmez.

O’ hayatiyetini bunlara borçlu ve aslında sen olmazsan ‘O’ olmaz, bunun farkına var yeter…

Çünkü ‘O’ işi düştüğünde emrinde adam ister.

Önünde el pençe durulmasını, suyunun getirilmesini, çayının karıştırılmasını, ayaklarının yıkanmasını, omzuna masaj yapılmasını, hatta sırtının ayaklanmasını bile ister.

Sağdan soldan çekinmese, kendisinin yerine yemekleri bile senin çiğnemeni ister.

O’nu yaşatmamak, ancak ‘sen’ olduğunu öğrenmekle mümkündür…

 

Tweetimden Seçmeler

Hayatta benim de birçok pişmanlığım oldu. Özellikle siyasilerle ilgili. Düşünüyorum da, iyi ki pişman olmuşum ya bir de farkına varmasaydım.

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: