Son Dakika
23 Ekim 2017 Pazartesi
21 Kasım 2014 Cuma, 09:59
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya kazimcetinkaya0202@hotmail.com Tüm Yazılar

Hayat Yaşanmaya Değer,Kurallara Esir Olmayın

Hayat Yaşanmaya Değer,Kurallara Esir Olmayın Geçen sene Antalya Kemer’e gitmiştim. Kemer’in en güzel yerinde kaldığımız otel’in bahçesinde gezinirken,rengarenk çeşitli bitkilerin arasında yürürken birden dikkatimi çeken bir tabelaya baktım. Üzerinde “basmak yasak” yazılıydı. O kadar çok yasak levhası vardı ki, şaşırmıştım.Neredeyse her metrekareye bir yasak tabelası dikilmişti.Çimlere basmak yasak, setlerden atlamak yasak, ağaçlara  yazı yazmak yasak, […]

Hayat Yaşanmaya Değer,Kurallara Esir Olmayın

Geçen sene Antalya Kemer’e gitmiştim. Kemer’in en güzel yerinde kaldığımız otel’in bahçesinde gezinirken,rengarenk çeşitli bitkilerin arasında yürürken birden dikkatimi çeken bir tabelaya baktım. Üzerinde “basmak yasak” yazılıydı.

O kadar çok yasak levhası vardı ki, şaşırmıştım.Neredeyse her metrekareye bir yasak tabelası dikilmişti.Çimlere basmak yasak, setlerden atlamak yasak, ağaçlara  yazı yazmak yasak, yüksek sesle konuşmak yasak, yere çöp atmak yasaktı.

Yaşamımızda ne çok kural ve yasak olduğunu düşündüm.Tabii bahçedeki yasakların çoğu masum yasaklardı., ama hayatımızı zehir eden yasakların çoğu hiç de masum değil…

İnanan her insan doğal olarak dinî yasakları ve kuralları kabul eder, ancak hayata konulan pek çok yasakla kuralın dinle, diyanetle fazla ilgisi bulunmuyor. Asıl din adına konulan, ancak gerçekte din dışı olan yasaklar ve kurallar yakıyor içimizi..

Bunlardan bazıları töreseldir, bazıları yöreseldir, bazıları aile büyüklerinin istekleriyle oluştuğu için aileseldir. Sonuç, yorgunluk: Hepimiz hayat yorgunuyuz!..Hep benzer şeyler yapmak ise, yaşamı daha beter çekilmez yapıyor. Bu yüzden keyifle yaşamamız gereken hayatı angarya gibi taşıyoruz.Bunca yasağın ve kuralın ortasında, kendi istediğimiz gibi yaşamak elbette çok zor. Yaşadığımız hayat gittikçe rutinleşiyor. Bugünümüz dünkü günümüzden farklı olmuyor. O kadar ki ha bir gün yaşamışız, ha bin gün. Her gün bir önceki günün tekrarı gibi. Yenilik yok, değişiklik yok.

Hiç düşündünüz mü en son hayatınızda ne gibi bir değişiklik yaptınız? En son ne zaman geleneksel kuralların ve yasakların dışına çıkıp, yüreğinizden geleni yaşadınız? En son ne zaman sordunuz kendinize, “Acaba şu anda yaptığım iş yapmak istediğim iş mi?” diye…Ve en son ne zaman bu sorunun gereğini yaptınız?

Sakın yanlış anlamayın. Elbette yaşıyoruz çok şükür…Ama bir nimet olarak ikram edilen hayatı değil, biz yasaklarımızla kurallarımızı yaşıyoruz!..Bu arada gerçek yaşamı da ıskalıyoruz.Geriye yalnızca pişmanlıklar kalıyor.

Gün boyu çalıştığımız iş yerinden eve gelip televizyon başında uyuklamak bir hayat tarzına dönüştü, haberimiz yok. İnsanlar beraberliklerini bile sadece alışkanlık olarak yaşıyor…Sizce bu hayat mıdır sevgili dostlarım? Sanırım hiçbirimiz bunun muhasebesini yapmıyoruz.

Hayat,televizyon karşısında uyuklamak değildir…Hayat, hep aynı şeyleri aynı zamanlarda yapmak değildir…Hayat, herhangi bir modacının dayatmalarını yaşamak değildir.Hayat, ruti’in içine her gün bir tutam değişim katmaktır.

Önümüzde yaşanmayı bekleyen bir hayat, fark edilmeyi bekleyen bir dünya, keşfedilmeyi bekleyen binlerce güzel şey var…Hayat, bu kadar güzel ve sürprizlerle dolu iken, kendinizi yersiz, gereksiz yasaklarla kuralların kıskacına hapsetmeyin. Hayatımız, bir deney değil, gerçeğin ta kendisidir. Unutmayın ki kendi mutluluğunuzu en iyi kendiniz tarif edebilirsiniz. Bunu sizin yerinize kuralcıların,yasakçıların,reklamcıların ve modacıların yapmasına izin vermemlisiniz…

21.11.2014   Kâzım ÇETİNKAYA

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: