Son Dakika
18 Ekim 2017 Çarşamba
11 Temmuz 2016 Pazartesi, 07:56
Doğan Durgun
Doğan Durgun [email protected] Tüm Yazılar

Hayaller Paris,gerçekler Ruanda

Hayaller Paris,gerçekler Ruanda AKP iktidarı ile birlikte Türkiye’nin hem iç politikası, hem de dış politikası kendi şahsına münhasır bir seyir izledi. Görünüşte, devletin 80 yıllık paradigmasında dokunmadık bir şey bırakmadı. Yeri geldi zikzaklar çizdi, yeri geldi bir adım ileri gidip, iki adım geri geldi. Bir söylediği, önceki söylediğini yalanladı. Devlet Dersim’de katliam yaptı lafı da, […]

Hayaller Paris,gerçekler Ruanda

AKP iktidarı ile birlikte Türkiye’nin hem iç politikası, hem de dış politikası kendi şahsına münhasır bir seyir izledi. Görünüşte, devletin 80 yıllık paradigmasında dokunmadık bir şey bırakmadı. Yeri geldi zikzaklar çizdi, yeri geldi bir adım ileri gidip, iki adım geri geldi. Bir söylediği, önceki söylediğini yalanladı. Devlet Dersim’de katliam yaptı lafı da, devlet hiç katliam yapmaz lafı da onların. Baldıran zehrini içtik, Kürt sorununu çözeceğiz söylevi de, ne Kürt sorunu kardeşim söylevi de onların. Biz olduğumuz sürece İsrail ile ilişki olmaz peşrevi de, İsrail bizim dostumuz peşrevi de onların. Kardeşim Esad hitabı da, katil Esed hitabı da onların. Say say bitmez. Sabah söylediklerinin, akşam tersini yapıyorlar. Görünüşe göre tabu deviriyorlar ama altına iyi bakılınca, daha büyük tabuları tedavüle sokuyorlar. Kendi Kemalizmlerini inşa ediyorlar. Bir gerçek var ki, ne yaptılarsa, bir gün sonra anketlere baktılar. Yaptıkları, söyledikleri her şey, bir oy fazla almak için. Çünkü sonsuza kadar iktidarda kalmak istiyorlar. İktidarda kaldıkları sürece ülkeyi kendileri için gül bahçesine, muhalifler içinse cehenneme çevirmeye kararlılar.

7 Haziran seçimlerinde iktidarı kaybetmişlerdi. Savaşı başlatarak, 1 Kasım’da tekrar iktidar oldular. Bir süre sonra savaş onları da vurmaya başlayacak, iktidarları yıkılacak. Şimdiden bunun tedbirini almaya çalışıyorlar. Türkiye, Suriye savaşında bütün stratejisi ile birlikte ilk günde kaybetmişti. Yenilgiden fırsatlar yaratmaya çalıştılar. Mülteci kozu ile AB ülkelerine baskı kurdular. İçerideki hak ihlallerine ses çıkarmamalarını sağladılar. Hatırlayın, Cizre’de sivil insanlar bodrum katlarında öldürülürken, AB’den çıt çıkmamıştı. Anlaştılar sonra. Mülteciler Türkiye’de kalacak, AB ise para verecekti. Şimdi AKP iktidarı mülteciler üzerinden ikinci kez bir kazanç sağlama peşinde. Erdoğan, Suriyeli üç milyon mülteciye (ki hala mülteci statüleri bile yok) vatandaşlık verilebileceğini söyledi. Kabaca 1,5 milyon oyu gelecek seçimlerde cebe koymanın tatlı düşü bu.

Erdoğan bunu dedi ya, hemen havuz medyası coştu. Kaç gündür, “Türkiye’nin göçmen nüfusu az, bu yüzden ABD seviyesine gelemiyor” diye üfürüyorlar. İçtikleri şurup çok etkili, güzel kafa yapıyor anlaşılan. Böyle bir durumda, mültecilerden uzak durmak isteyen Avrupa ülkelerinin de Türkiye’ye methiye dizmeye başlamaları yakındır. Vatandaşlık nasıl verilir? Kriterleri ne olmalıdır? Suriyeliler içinde IŞİD sempatizanı kaç kişi var? Bu soruların ne anlamı var ki. Reis dedi ya, ötesi var mı? Peki, nereye yerleştirilecekler? Hazır canım yerleri. Diyarbakır, Nusaybin, Cizre, Şırnak, Yüksekova, Lice’de devlet hele bir TOKİ evlerini yapsın, elbette oralara yerleştirilecekler. Bir taşla, bir koloni kuş vuracaklar. Kürtleri ana yurtlarında azınlık yapacaklar. Bölgedeki milletvekilliklerini süpürecekler. Hayaller böyle. Gerçekler nasıl?

Arapları Kürdistan’a yerleştirdiniz. İş yok, güç yok. Bir süre sonra ver elini İstanbul, İzmir, Ankara. İşsizliğin rekor kırdığı bir ülkede, Araplar ucuz işgücü olacaklar. Ücretler düşecek, eski vatandaşlar zamanla sonradan vatandaş olanların peşine düşecek. MHP’den bile daha ırkçı partiler ortaya çıkacak (Avrupa’daki faşist partilerin benzerleri), sokaklarda Arap kovalayacak. IŞİD bombalı eylem yapmak için bir okyanusa kavuşacak. Kürt, IŞİD derken bir de Arap sorunu ile ülke tanışacak. Belki vatandaş yapılan Araplar, AKP’ye oy verecek ama yeni tablonun sorumlusu AKP hızla oy kaybedecek.

Oysa çözüm çok basit. Türkiye’ye gelen Suriyeliler, keyiften gelmediler. Savaşta ölmemek için ülkelerinden ayrıldılar. Suriye’de savaşın bitmesine destek vermek, siyasal çözüm için emek harcamak daha insani değil mi? Türkiye’de bulunan Suriyeliler, savaşın bitişinde zaten ülkelerine gitmek isteyeceklerdir. O halde, Suriyeli mültecileri vatandaş yapmak isteyen AKP iktidarı, Suriye’de savaşın bitmeyeceğine mi inanıyor? Yoksa savaşın bitmesine engel olacağını mı söylüyor? Öyle ya, mültecilik statüsü dahi vermeden, hem de IŞİD’in yenilmesi konusunda dünya hem fikirken, Suriyelilere acilen vatandaşlık verilmesinin gündeme getirilmesi, akla birçok soru getiriyor.

Not: Hurşit Külter 1,5 aydır kaybettirilmiş durumda. Ey iktidar! Hurşit Külter nerede?

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: