09 Şubat 2015 Pazartesi, 10:20
Hamza Çelenk
Hamza Çelenk [email protected] Tüm Yazılar

Harran Ovası Can Çekişiyor

Harran Ovası Can Çekişiyor   Ovalarımızı bitiriyoruz. Birinci derecede tarım arazilerimizi ya bilinçsiz sulama ile ya da imara açarak bitiriyoruz. Her şey gözümüzün önünde oluyor.  Ve bu olanları görmezden geliyoruz.  İşin peşine düşmesi gerekenler yerelde sanki birbirlerini idare eder şekilde bir oyun oynuyorlar. Bizden sonrakilerin meseleleri bizden sonrakilere bırakılıyor. Dedelerimizin böyle yapmadıklarını biliyoruz. Şehirlerde imara […]

Harran Ovası Can Çekişiyor

 

Ovalarımızı bitiriyoruz.

Birinci derecede tarım arazilerimizi ya bilinçsiz sulama ile ya da imara açarak bitiriyoruz.

Her şey gözümüzün önünde oluyor.  Ve bu olanları görmezden geliyoruz.  İşin peşine düşmesi gerekenler yerelde sanki birbirlerini idare eder şekilde bir oyun oynuyorlar. Bizden sonrakilerin meseleleri bizden sonrakilere bırakılıyor. Dedelerimizin böyle yapmadıklarını biliyoruz.

Şehirlerde imara kapatılması gerekilen yerler tuhaf bir şekilde imara açılmış olarak görülüyor. Bu durum sadece şehirlerde değil köylerin de önü alınmasa şehirden farklı olmayacak.

Atatürk Barajı inşa edilmeden önce çölden farklı bir durumda bulunmayan Harran Ovası bunun en bariz göstergesi.

Önce ovaya su ulaştıktan sonra bilinçsiz bir sulama ile toprak nerede ise çorak hale getirildi. Toprak tabakasının üstünde ciddi bir tuz birikmesi oldu. Bu çoraklık toprağın su ile bileştikten sonra ilk katli idi.

Allah’tan sonraki düzenleme ile drenajlar oluşturuldu. Ve su tahliyesi bunun üzerinde sağlandı. Geç olmakla beraber çiftçiler sulama konusunda nispeten bilinçlendirildi.

Toprağın ikinci katlini devlet ile çiftçiler beraber yaptı. Zira birinci derece tarım arazisi olan ova hızlı bir şekilde ev inşatları ile doldu.  Nerede ise ovanın içindeki köyler birbiri ile birleşecek hale gelmiş.  Ve hala yasak olmasına rağmen hızla inşaat işleri ovada devam etmekte. Maalesef yapılanma boyuna değil enine ovaya dağılmaktadır.

Yerel düzeydeki yüzeysel yaklaşım devletin politikasını da hiçleştirmektedir.  Sıkıntının çoğunun yerel olarak görülmesi tabiki vatandaş olarak bizi ve düzenleyici kurum olarak devleti sorumluluğun altında çıkarmıyor.

İlgililer uydu fotoğraflarından ovadaki değişimin seyrini izleyebilirler. Bir kaç yıl öncesine kadar bir ülkeyi doyurabilir denilen ova maalesef bu şekil devam ederse birkaç yıl sonra Harranlıları bile doyuramayacak bir hale gelecektir.

Neler yapılabilir sorusu vakit çok geçmeden ilgililer tarafından cevap verilmesi gereken bir sorudur.

Bu soruya verilecek cevap ovanın geleceği açısından son derece önemlidir. Çözümü için uzun zamanlar ülkemizde tartışılan köy kent projeleri bir çıkış noktası olabilir. Hazır, Köy- Des projeleri ile ciddi bir tecrübe kazanan ülkemiz bu projeyi önemsemelidir.

Köy kent projesi dememin sebebi daha önce gündeme getirilmesi ile ilgili değildir. Ovanın doğusunda ve batısında kuzey güney eksenli uzanan dağ ve tepeler ile ilgilidir. İnsanların arazilerine araçları ile gittikleri göz önüne alınsa hem ovanın doğu tarafına düşen Tektek Dağları (tepeleri) hem de Akçakale yolunun kenarında uzanan batı tarafındaki tepelere büyük köyler yapılabilir.  Dağların hem  yüksek olmayışı hem de geniş yer tutuşu köy kent projelerinin uygulanması için elverişlidir.

Sonuç olarak Harran için bir şeyler yapılmalı, çünkü yarın geç olabilir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: