02 Şubat 2015 Pazartesi, 09:22
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Hama Katliamının Yıldönümü ve Bu Günkü Suriye

Hama Katliamının Yıldönümü ve Bu Günkü Suriye   33 yıl önce komşumuz Suriye,bu günkü gibi yine bir iç savaş bataklığına saplanmıştı. 1970’li yılların başında Ürdün ile giriştiği derin hesaplaşmaların ardındından, bunu avantaja çevirmek isteyen Müslüman Kardeşler Cemiyeti yanlış hesaplarla yine bir bataklığa saplanmışlardı. Derinden derine faaliyetlerini sürdüren Müslüman Kardeşler Hareketi ülkede sevilip sayılan bir cemiyet […]

Hama Katliamının Yıldönümü ve Bu Günkü Suriye

 

33 yıl önce komşumuz Suriye,bu günkü gibi yine bir iç savaş bataklığına saplanmıştı. 1970’li yılların başında Ürdün ile giriştiği derin hesaplaşmaların ardındından, bunu avantaja çevirmek isteyen Müslüman Kardeşler Cemiyeti yanlış hesaplarla yine bir bataklığa saplanmışlardı.

Derinden derine faaliyetlerini sürdüren Müslüman Kardeşler Hareketi ülkede sevilip sayılan bir cemiyet idi. 1980’lerin başından itibaren ülkedeki zulüm rejimine başkaldırmak niyetiyle yer yer varlıklarını gösterdiler.

Suriye’de çok az bir nüfusa sahip olan Nusayri’ler ne yazık ki ülke yönetimini ellerinde tutuyorlardı. Bir Nusayri olan Hafız Esed ülkenin başında güçlü, kudretli bir devlet başkanı olarak duruyordu. Kardeşi Rıfat Esed ise Genel Kurmay Başkanlığı koltuğunda oturuyordu.

Hama şehrini pilot bölge olarak seçen Müslüman Kardeşler Cemiyeti, ülkedeki Nusayrilerin içinde bulunduğu Baas Partisinin hüküm sürdüğü rejimi yıkmak üzere bir Suriye Arap baharı hareketini başlattıklarında, başlarına gelebilecek felaketin boyutlarını iyi hesaplayamamışlardı.

Yer yer Hama şehrindeki taşkınlıklardan Nusayriler zarar görüyorlardı. Nusayri rejiminin bazı ajanları katledildi. Askeri okuldaki topçu birliğine bağlı bazı öğrenciler topluca öldürülünce, Hafız Esed iyice zıvanadan çıktı. Önce teslim olmalarını istedikleri Müslüman Kardeşler Cemiyetinin liderlerini teslim alamayınca havadan ve karadan başlatılan harekatla Hama şehrinde taş üzerinde taş kalmadı. Havadan bombalanan yerleşim merkezleri harabeye döndü. Sonrasında şehir merkezine dağılan Rıfat Esed’e bağlı özel birlikler, acımasızca katliam yaptılar. Bazı gazetecilerin ya da gözlemcilerin değerlendirmelerine göre 20.000 insan katledilmişti. Ama gerçek rakam çok daha farklıydı. Batılı gözlemcilerin rakamları ise 38.000 insanın katledildiğini tarih kayıtlarına geçiriyordu.

2 şubat 1982 yılında 38.000 insanın acımasızca katledildiği Suriye devletinin başındaki Hafız Esed, daha bir keyifle koltuğuna oturdu. Ölümünden sonra yerine geçen oğlu Beşşar Esed de babasının bıraktığı rejimin bekçiliğini yapmaya devam ederken, o günden beri ülkedeki müslümanlara kan kusturmayı sürdürmektedir.

Bir avuç Nusayri koskoca bir müslüman topluluğu yönetmeye devam ederken basiretsiz islam ümmeti, Arap baharı herzeleriyle kendini avutmakta ve Batı’lıların oyuncağı olmaya devam etmektedirler.

Aradan geçen 33 yıldan sonra, bu gün hâla Suriye’de huzur yok. Dört yıl önce küçük bir kıvılcımla başlayan iç savaş, Batı’lıların derin oyunlarıyla ülkenin büyük bir bölümüne yayıldı. Bu gün kimin kiminle savaştığı belli değil. Ülkede tam bir kaos hakim. silahların nereden geldiği kimlere gittiği belli olmayan ülkede tabiri caiz ise tam bir cehennem hayatı yaşanmaktadır.

PYD, IŞİD, ÖSO NUSRA, HAZM HAREKETİ; ŞAM CEPHESİ, HİZBULLAH; ILIMLI MUHALİFLER ve daha onlarca farklı farklı gruplar birbirleriyle çatıştırılırken tam bir kıyamet sahnesi yaşanmaktadır. Ve harabe olan islam mabedlerinin yerle bir olmasından sonra geride kalan bir avuç müslüman namaz kılacak cami bulamamaktadır. Yıkılan mabedler, tarumar olan hanumanlar ve perişan, kan ağlayan insanlar.

Sırtını dayadığı ağabeyleriyle beraber içler acısı durumu keyifle seyreden Beşşar Esed, oturduğu koltuğunu daha da sağlamlaştırmış durumda, hayatın tadını çıkarıyor.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: