Son Dakika
17 Ekim 2017 Salı
25 Mayıs 2016 Çarşamba, 08:48
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

Gündemin nerede, canın orada

Gündemin nerede, canın orada   Hızlı değişen gündemler arasında boğulur hale geldik. Sabah bir gündem, öğle bir başka gündem, akşam ise bambaşka bir gündemle.. Doğrusu gündem olanı bile anlamadan harcayıp gidiyoruz. Peki sizin gündemini nerede, söyleyin, çünkü canınız da tam orada. İnsanların gündemle canının aynı olduğunu söylememe kızacağını, şaşıracağını biliyorum. Merak etmeyin anlatacağım. Gündem dediğimiz […]

Gündemin nerede, canın orada

 

Hızlı değişen gündemler arasında boğulur hale geldik. Sabah bir gündem, öğle bir başka gündem, akşam ise bambaşka bir gündemle.. Doğrusu gündem olanı bile anlamadan harcayıp gidiyoruz. Peki sizin gündemini nerede, söyleyin, çünkü canınız da tam orada.

İnsanların gündemle canının aynı olduğunu söylememe kızacağını, şaşıracağını biliyorum. Merak etmeyin anlatacağım.

Gündem dediğimiz şey aslında bir sancıdır.

Bazen bir kuşun kanadının bir direğe takılmasıdır, bazen bir filin çukura düşmesidir.

Ama her zaman olduğu gibi gündem bir siyasi krizdir, bir vekilin saçma sapan açıklamasıdır, bir yazarın toplumu aşağılamasıdır veya değerlere saldırısıdır.

Vekillerin maaşıdır bazen gündem, bazen dokunulmazlık zırhının arkasına sığınarak toplumla alay edercesine onları satmasıdır gündem.

Gündem, aslında medyanın bize empozesidir.

Medyanın bir araç olduğunu unutmayın elbet.

Bizim neyle uğraşmamız isteniyorsa, günümüzü, saatimizi, dakikamızı ve saniyelerimizi hangi konuyla ilgili çene çalmamız isteniyorsa gündem odur.

Gündemle ilgili kafa yormadığımız gerçeğini de itiraf edelim, çekinmeyin siz de itiraf edin. Çünkü nasılsa sabahtan akşama kadar bizim yerimize kafa yoran veya kafa yorduğuna inandığımız medya şaklabanları da var. O kanal senin, bu kanal benim diye gezen garibim, gündemi en sağlıklı değerlendireni arar, bulamayınca da öyle sandığı birisinde takılı kalır.

Ya da daha vahimi, “kendine yakın” kanal bulup, hazıra konmasıdır.

İstenen de işte tam budur.

Hangi kesimden olursa olsun, taraftarlarını kendi düşündükleri gibi düşünmeye, kendi kabul ettirdikleri gibi kabul ettirmeye çalışmak, medya şaklabanlarının işidir.

Dolayısıyla da bir anda gündemimiz, o konu olur, incir çekirdeğini doldurmazsa bile…

Cebimizde para yoktur, eşimizin verdiği siparişi alacak gücümüz bulunmamaktadır ama bizim gündemimiz, ülkenin gündemiyle aynıdır.

Sabah okula gidecek çocuğumuza harçlık verememiş, boynumuzu bükmüşüz.

Belki de eşimizle dışarıya çıkıp bir yemek yiyememişiz, en özel günlerimizde.

Tatili çok görmemişiz ama “bu sene idare senesi” demişiz.

Koltuklar değişmemiş, ihtiyaçlar alınmamış, mutfak dolmamış, kazan kaynamamış, ne önemi var?

İşler kesat dükkanda, müşteri yok, senetler öyle kaldı, çekler dönüyor, borçlular ödemiyor, bankalar kredi vermiyor.. bütün bunlar gündemimizi belirleyen değil, gündemin arasında kayıp gidenlerdir.

Hükümet değişir, hükümet kurulur, hükümet yıkılır, birileri paye alır, birileri kavgasını verir.

Hatta birileri paye alıp, daha çok güçlensin, daha çok götürsün diye uğraş verenimiz de var.

Oysa kaçırdığı akşam namazını, bu haftada gidemediği Cuma Namazını dert etmez, Ramazan yaklaşıyor iftarda ailece nasıl, hangi bütçeyle oturacağını da gündem yapmaz.

Çünkü gündem hazıra konmak ve masrafsız şekilde gevezelik yapmanın tam adıdır.

Hele bir de sosyal medyadaysanız, artık kendinizi de gündemi belirleyen sınıfına koyabilirsiniz, nasılsa şablon hazır, hangi görüşteysen ona göre…

Ama aslında gündem, insanların çektiği bir sancıdır.

Dişiniz ağrıdığında, bütün canınızın dişinizde olduğunu düşünürsünüz.

Bir baş ağrısı gününüzü zehir etmeye yeter.

Ayağınız burkulsa, eliniz bir yere değse, dizinize bir darbe gelse bütün canınız oraya toplanır.

Allah korusun kötü bir hastalığa yakalansanız, bütün canınız yine aynı yerde toplanır.

Nezle olsanız, hafif bir ateşle boğuşsanız da canınızın toplanacağı yer aynıdır.

Sanki bütün diğer organlarınız o organın iyileşmesi için çaba harcar veya dedikodusunu eder; “ay diş ağrı yapmış” diye…

İstisnasız, insanların neresi ağrırsa orasıdır canı…

Canına odaklanırken, diğerlerini heder edebilirsin.

Yan etkili ilaçları veya kocakarı ilaçlarını kullanırken, önemli olan o sancıyı dindirmektir, sancı dinerken başka organlarını zarar görecek olması kimin umurunda?

Gündemde aynen böyledir, sancı gibi…

Aslında bize dayatılan gündemdir sancı olan, bizim belirlediklerimiz değil.

O nedenle gündemi başkalarının belirlemesine izin vermemek gerekiyor, canımızı da oraya çekmemeleri için.

Sancı bizimse eyvallah, katlanırız…

Sancı insanımızınsa da katlanırız, insanlığınsa da katlanırız.

Ama sizin çıkar hesabınızın sancısı, bizim gündemimiz olmamalı, sizin siyasi çekişme adına bir birinize attığınız çelme ve hakaretler de bizim sancımız olmamalı, yoksa olmalı mı?

 

Tweetimden seçmeler

Eskiden insanların davası olurdu ve canı pahasına savunduğu değerleri. Şimdi de var ama geçerli olan, yaptığın yalakalığın derecesidir.

 

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: