20 Nisan 2015 Pazartesi, 09:37
A. Hakan Karayılan
A. Hakan Karayılan [email protected] Tüm Yazılar

GÜL PEYGAMBER Mİ? KUTLU DOĞUMU NASIL ANLAMALIYIZ?

GÜL PEYGAMBER Mİ? KUTLU DOĞUMU NASIL ANLAMALIYIZ?

 

SADECE GÜL PEYGAMBER Mİ?

 

Sahi sen hiç güldün mü peygamberim?

Kahkahaların semanın öfkesini boğduğu mu?

Ellerinden güller döküldü mü?

Ashabın yollarına kırmızı güller serdi mi?

Çöl fırtınaları, gül yapraklarını avuçlarına doldurdu mu?

Bahçende kırmızı güllerin oldu mu?

Sen hiç gül yetiştirdin mi mesela?

Elleri gül kokan sevgililerin yumuşak, nasırsız, uhudsuz ellerini kokladın mı?

Yakanda hiç gül taşıdın mı?

Sevgiline hiç gül bahçesi gönderdin mi?

Hiç zannetmiyorum sevgili…

 

Affetsin bizi Allah’ım;

Sen ancak mahçup olduğunda kızarırdın,

Ancak bir müşrik inancını sorguladığında gül gibi olurdun,

Mahcupluğun gülleri kıskandırırdı.

Genç bir kızın hayası gibiydi utanman,

Kapısına gelenleri boş çevirme korkusundan kızarırdı gözlerin,

Ayakların Taif’in yollarında allara boyanmıştı,

Bedir’in Uhud’un Hendek’in meydanında kızarmıştı ashabın,

Düşen kol ve bacaklarda, kopan başlarda kızarmıştı gönlün, gül gibi,

Başına deve işkembeleri konduğunda kızarmıştı âlem,

Melekler şahadete soyunmuş, sema ehli ayaklanmıştı.

Dişine isabet eden taş, ashabını mahçup etmişti,

Ayneyn tepesinde kızarmıştı dostlarının yüzü, gül gibi…

 

Ey sevgili hiç unutmuyoruz seni;

Aşkını güllere hapsettik,

Gülleri ücretle aldık,

Tanıdık tanımadıklarımıza senin gül olduğunu söyledik,

Gülleri görünce sahte gözyaşları döktük,

Güllerle bezenmiş ilahilerin eşliğinde şehadete yürüdük,

Güllerin renginde tebrik kartları yaptık,

Okkalı mesajları afaka yolladık…

 

Her nisan ayında senin adına güller dağıttık,

Senin adına gül kokladık,

Senin adına gül lokumu yedik,

Senin namına gül kokuları süründük,

Hatta senin adına gül pastaları infak ettik,

Senin kokunu güllere hapsettik,

Sahte, aşksız yetişen suni güllere hapsettik seni,

Sen denince aklımıza sadece gül gelmeye başladı…

Cehti ve gayreti, azmi ve cesareti gülün dallarından budadık

 

Senden geriye ne mi kaldı?

Sadece gül!

Gül bile bu hale gelmekten kızarmışta bizim haberimiz yok.

Affetsin bizi Rabbimiz.

Kur’an,  seni hiç gül diye tanıtmadı,

Hiçbir sahabenden senin gül olduğunu duymadık…

 

Güllere hapsettik seni,

Gülün kokusunu sen zannettik;

Gülü sen zannettik;

Rüyalarımızda bile seni göremezken, gülde aradık çehreni,

Güllere hapsettik özlemimizi…

 

Allah bizi affetsin;

Seni hakkıyla tanıyamadık, hakkıyla sevemedik,

Hakkıyla yoluna baş koyamadık, davana destek veremedik.

Seni kutlu doğumların sabahında unuttuk,

İlahilerin çığlığında sağırlaştırdık,

Semazenlerin uçuşan eteklerinde kaybettik..

 

KUTLU DOĞUMU NASIL ANLAMALIYIZ?

 

İnsanlığın yeniden filizlendiği, kurumuş balçık kıvamındaki bedenindeki ruhun yeni baştan yıkandığı, vahiy ile temizlenip paklandığı, karanlık rüyaların O’nun nuruyla aydınlandığı, kutlu bir doğumun yeniden ihya edildiği bu bereketli günlerin önce gönül ülkemize sonra tüm yaratılmışlara, rahmet ve esenlik getirmesini Rabbimizden niyaz ediyoruz.

Aslında Allah Resulünün doğumu, bir nevi vahyin yeniden varlık için kainata tecellisidir. Rabbim O’nun mübarek dudaklarında ki vahiy pınarından bizleri kana kana içirdi, böylece karanlık yanımız vahiy ile yeniden hayat buldu.

Hz. İsa’dan sonra yer, gök, bütün mahlukat, ezilen, hor görülen bütün insanlar, kalp gözlerini semanın katmanlarında gezdiriyor, dualarla Rahmanın kapısının tokmağına dokunmaya çalışıyordu.

İşte Rabbim bu yakarış ve feryatları geri çevirmemiş ve Alemlere Rahmet Hz. Muhammed Aleyhi Selamı bizim için seçmiş, bize önder ve örnek yapmıştır. En güzel ahlaki hasletlerde donatmış ve ahlakını da güzel yapmıştır. Ve yüce kitabında O’nun için şöyle demiştir; “Doğrusu Allah Resulü sizler için, Allah’a ve ahret gününe umut besleyen ve Allah’ı sürekli hatırda tutan herkes için güzel bir örnek teşkil eder.”(Ahzab/22)Buradan hareketle kutlu doğum etkinliklerini gözden geçirmeli, aşırılıklara kaçmadan O’nun varlığının ve yaptıklarının, getirdiği mesajın içeriği kavranmalı ve özümsenmelidir.

Elbette ki, en zor olan şey bildiğimiz şeyleri faal alana taşımak ve hayatımızda uygulamak, daha ötesi bunu yaşam biçimi haline getirmek, kendimizden başlayarak hem bireysel hem de toplumsal değişimi ve dönüşümü gerçekleştirmektir.

İşte burada Allah Resulü’nün çok iyi tanınması ve tanıtılması gerekmektedir. Bunun için salt bir siyer bilgisinin yetersiz kalacağı açıktır. Önce Peygamberi bize tanıtan ve O’nu dahi inşa eden Kur’an-ı Mübin’in tanınması, getirdiği mesajın hayatımıza inzal edilmesi gereklidir. Bu gerçekten zor ve meşakkatli olduğu kadar, Allah’a doğru dikey bir gelişme olacağı içinde bir o kadar da bereketlidir.

Peki Kur’an, biz insandan ne istemektedir? Bizim, Kur’an’a karşı sorumlulukların nelerdir? Kur’an’ı hayat; hayatı Kur’an kılmanın mesuliyeti ne kadardır? Peygamberin örnekliği bizden ne istemektedir? Kur’an karşısında yaşadığımız hayat ne kadar Kur’an’idir?  Bu sorulara cevap aramak bizim varlık sahasındaki pozisyonumuzu ve yükümlülüğümüzü ortaya dökecektir. Bu kutlu doğumda böylesi bir arayışın olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Bu arada Kutlu doğum etkinlikleri için naçizane birkaç önerim; etkinlikler yapılırken israftan kaçınmaya, daha çok yetimlerin, kimsesizlerin, yaşlı ve hastaların sevindirilmesine çalışılmasıdır. Özellikle çocuklara bu günler iyi anlatılmalı, Peygamberimizin mesajı çocukların diline ve idrak seviyelerine uygun hale getirilmeli, Peygamberimizin sünneti gereği, çocuklar hediyelerle sevindirilmelidir. Geceleri ayet, hadis ve siyer-i Nebi okunarak gecelerimiz bereketli hale getirilmelidir. Evimizde günün ayeti ve hadisi diye bir köşe oluşturularak, yaşamımızın içine peygamberi öğütler ve nasihatler sokulmalıdır.

Böylece çocuk ve gençlerdeki Peygamber algısı yeniden inşa edilmelidir. Bunun için biz ebeveynlerin evvela kendimizi geliştirmemiz sonra bu ilkeleri hayatımıza tatbik etmemiz lazımdır ki, bu çocuklarımız üzerinde gerekli etkiye sahip olabilelim.

Bu dilek ve temennilerle selam ederim, dua ve muhabbetle aziz okuyucu…

(İfrat-tefrit dengesini tarumar eden Protes-İslam algısı, yıllar önce kaleme aldığım ama yayınlamadığım duygularımı sizinle paylaşmamı elzem haline getirmiştir. Gül, elbette medeniyetimizde Allah Resulünü remz eder. Ancak bugün biz bu anlayış ve idraktan uzağız ne yazık ki!)

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: