Son Dakika
18 Ekim 2017 Çarşamba
27 Aralık 2016 Salı, 07:55
Zeynel Karataş
Zeynel Karataş [email protected] Tüm Yazılar

Geleceğini Çaldırtan Gençlik

Geleceğini Çaldırtan Gençlik   Teknolojide; dünün bugün karşısında, bugünün yarına karşı eskidiği hızda gelişen bir süreç yaşıyoruz. Teknolojide kullanım oranı, kalitesi ve çeşitliliği gelişmişliğin en önemli parametrelerinden biri sayılmaktadır. Bu yarış trafiğinde nicel ölçüler gelişmişlik adına, kesin verileri sağlarken nitel veriler aynı sonuçları sağlamamaktadır. Bilgi çağının en etkin donesi olan internet teknolojisi; zaman, mekân ve […]

Geleceğini Çaldırtan Gençlik

 

Teknolojide; dünün bugün karşısında, bugünün yarına karşı eskidiği hızda gelişen bir süreç yaşıyoruz. Teknolojide kullanım oranı, kalitesi ve çeşitliliği gelişmişliğin en önemli parametrelerinden biri sayılmaktadır. Bu yarış trafiğinde nicel ölçüler gelişmişlik adına, kesin verileri sağlarken nitel veriler aynı sonuçları sağlamamaktadır. Bilgi çağının en etkin donesi olan internet teknolojisi; zaman, mekân ve yaş farkı tanımadan hayatın her karesinde kendisini göstermiştir. İnternet teknolojisine en fazla gençlerin ilgi gösterdiği bilinmektedir. Gençler; mekân üzerinde programlanmış zamanlarına uyumsuz kaldıkları gibi zamanlarını internet teknolojisinde heba etmektedir. Ülkelerin geleciği olan gençlere mega yatırımlar yapılmaktadır. Gençlik ise zamanlarını; geleceklerini çalan, onları yaşadıkları toplumun değerlerinden koparan sanal alemin sayfalarına ayırmaktadır. Gençleri; ailelerinden, eğitimlerinden uzaklaştıran internet teknolojisini disipline edecek bir formül bulunabilinir mi?

Yaklaşık 79 milyon nüfusa sahip ülkemizde 73 milyon 200 bin cep telefonu kullanılmaktadır. Bunların yaklaşık 42 milyonu akıllı telefon olarak tespit edilmiştir. Nüfusa eşit dağıtıldığında nüfusun yaklaşık % 89’ cep telefonu kullandığı anlaşılmaktadır. Cep teknolojisinin bu ölçüde yaygın kullanılması önemli ve anlamlıdır. Ancak, bu teknolojinin kullanım amaçlarına bakıldığında, teknolojinin yararları ve zararlarını tartıştıracak kadar sonuç elde edilmektedir. Ülkemizde teknolojinin kullanım bilincinin nitel verileri ölçülememektedir. Gençlerin serbest olarak kullandıkları bu teknoloji, müstakim geleceğimizi saptırdığına şahitlik etmekteyiz.

TÜİK verilerine göre; ülkemizde bilgisayar kullanma yaşı ortalama 8 iken İnternet kullanma yaşı 9, cep telefonu kullanma yaşı 10 olarak belirlenmiştir. Yetişkinlerin gözetimi dışında 9 yaşında internet kullanmaya başlayan bir çocuk bu teknolojiyi ne kadar amacına uygun kullanabilir. 06-15 yaş grubundaki çocukların %24,4’ü kendi kullanımına ait bilgisayara sahip iken, %13,1’i cep telefonuna ve %2,9’u oyun konsoluna sahiptir. Bilgisayar ve cep telefonlarının bu yaş çocuklara ödül/hediye olarak alındığı bir ülkede yaşıyoruz. İnternet ortamında akla gelebilecek her tür tehlike/tuzak ve avcının bulunduğu sanal bir âlemden bahsediyoruz. 06-15 yaş grubundaki çocukların bilgisayar, İnternet ve cep telefonu kullanım oranları sırasıyla % 60,5, % 50,8 ve % 24,3’tür. Bu oranlar 06-10 yaş grubundaki çocuklarda sırasıyla: % 48,2, % 36,9 ve % 11, 11-15 yaş grubundaki çocuklarda ise sırasıyla % 73,1, % 65,1 ve % 37,9’dur. Yeni nesil teknoloji olarak bilinen internet ortamının 15 yaş altı çocuklara ebeveynlik yapanlar arasında, kullanım bilinci ve oranı düşünüldüğünde çocukların sanal alem ile ne düzeyde baş başa kaldıkları anlaşılır. Sanal aleme uzun uzadıya zaman harcayan gençleri hayatın hangi gerçeklerinden mahrum kaldıklarını bilmek gerekir. Doğal yaşam, insan sevgisi, yaşama sevinci gibi kavramlar roman kitaplarının satır aralarında kaldı.

TÜİK’e göre; Çocukların %45,6’sı her gün İnternet kullandığı tespit edilmiştir.  Haftalık ortalama İnternet kullanım süreleri dikkate alındığında, 06-15 yaş grubundaki İnternet kullanan çocukların % 38,2’si İnterneti iki saate kadar, % 47,4’ü üç ile on saat arasında, % 11,8’i on bir ile yirmi dört saat arasında % 2,6’sı ise yirmi dört saatin üzerinde kullanmaktadır. Bu yaş aralığındaki çocukların örgün eğitimin içinde öğrenci oldukları düşünüldüğünde, günlük veya haftalık bu kadar derse veya kitaba zaman ayırmadıkları alenen ortadadır. İnternetin bilgi/bilim havuzlarında zaman harcayanlar elbette vardır. Sosyal medyanın anlamsız, önemsiz geyik muhabbetine, kir ve irin dolu havuzlarında harcanan zamanın yarattığı tahribat günlük yaşamımıza yansımaktadır. Sosyal medya üzerinden yapılan propagandalar, bilgi kirliliği ve ajite edici paylaşımlar gençleri bilinmezlere sürüklemektedir. Aile içinde beklentileri karşılanmamış gençler, sosyal medyanın tuzaklarına av olmaktadır.

İnternet dışında basılı ortamda gazete okuma oranı %16,6 olarak belirlenmiştir. 06-15 yaş grubundaki çocukların % 16,6’sı basılı ortamda gazete, % 15,8’i dergi okumaktadır. Aynı yaş grubundaki çocukların % 19,1’i gazeteyi, % 14,3’ü dergiyi hemen her gün okurken, % 10,3’ü gazeteyi, % 16,3’ü dergiyi iki üç ayda bir okuduğu tespit edilmiştir. Gazetede en çok %40,9 ile TV, magazin, eğlence yazıları okunduğu gerçeğini hatırlatmak gerekir. İşin doğrusu çocukların gazete ve dergilerde bu alanlar dışında ki konular ile ilgilenmeleri beklenmemelidir. TV, magazin, eğlence sayfalarındaki konular, gençleri hayatın gerçeklerinden aldığını görürüz. Bu açıdan bu verilerin hiçbir anlamı kalmamaktadır.

Gençlik, bağımlısı hale geldiği internet teknolojisine geleceğini çaldırtıyor. Ortaokul ve liselerde öğrencilerin nerdeyse tamamında akıllı telefon bulunmaktadır. Özellikle ailelerde olmak üzere okullarda sanal alemin gençlerdeki kullanımı, kontrolsüz bir süreç izlemektedir.  Konu ile ilgili okul aile iş birliği yetersiz kalmaktadır. Nesiller göz göre göre sosyal değerlerden uzaklaşmaktadır. Bu duruma seyirci kalmak istemeyenler; gençleri disipline etmekte zorlanmaktadır. Konuya müdahil olanlar ise durumu özetlercesine “akıllarının yettiğini ancak güçlerinin yetmediğini” belirtmektedir. Köy görünüyor ama kılavuza ihtiyaç var.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: