Son Dakika
16 Aralık 2017 Cumartesi
25 Mart 2015 Çarşamba, 09:23
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya kazimcet[email protected] Tüm Yazılar

Geleceğimiz Olan Gençlerimiz Okuyup Adam Olsunlar

Geleceğimiz Olan Gençlerimiz Okuyup Adam Olsunlar

 

Üniversite ‘ye girmek için YGS geldi geçti. Üniversite sınavının 1. Basamağı sayılan bu sınavdan barajı geçemeyen yığın yığın öğrenciler nasipse bir dahaki sınava marifetlerini saklayacaklar. Eğitim-öğretim’de söz sahibi yetkililer eserleriyle övünedursunlar…

Gerek Üniversite öğrencileri arasında, gerekse de Üniversiteye hazırlanan öğrenciler arasında yapılan araştırmaların sonuçları, eğitim ve öğretimi yeniden değerlendirmemiz gerektiğini gösteriyor. Çünkü yapılan araştırmalar gösteriyor ki, geleceğimizi inşa edeceklerini düşündüğümüz üniversitelilerin büyük çoğunluğunun “geleceği oluşturmak” gibi bir gaye ve hedefleri yok; araştırmaların verdiği ipuçlarına göre onların yüzde yetmişi parayı tek değer olarak görüyor ve ona ulaşmak için her yolu denemeye kararlı gözüküyor.

Binlerce gence sorulan soru şu :” Niçin okuyorsun?”Yüzde yetmiş gibi büyük bir kitlenin verdiği cevabın özeti  “Başarı”, “para” ve “Güç” için.

Üniversiteli gençlerimizin büyük ekseriyetinin yüksek tahsil yapma gerekçesi olarak açıkladıkları hedefler, sadece gençlik kesiminde değil, toplumsal boyutta bir hedef kayması yaşadığımızın işaretlerini veriyor.

Malumunuz, eskilerimiz “adam olmak” için okurlardı: “Okuyup adam olacağım” derlerdi. Okumanın böyle kutsal bir amaca yönelik olması büyüktü. Bu yüzden de eğitim ve öğretimin temelinde sevgi, saygı, hoşgörü, fedakârlık, yardımlaşma ve ülkeye hizmet gibi mânevi donanımlar yatardı. Şimdilerde ise gençlerimiz sadece “zengin olma” hayallerini besliyor. Zengin olmaya kendini kilitlemiş birinin, bu amaca hizmet eden her şeyi mübah sayması kaçınılmazdır. İşte bundan dolayıdır ki, toplumda mafyalaşma oluşmuş, rüşvet, soygun, aldatma, kandırma, dolandırma olayları artmış, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı yaygınlaşmıştır. Ve bütün bunların sonucu olarak da intiharlar, cana kıymalar, sokak serserilikleri had safhaya ulaşmıştır.

Silahlı terör dahil, tüm olumsuzlukların temelini “hedefe ulaşmak için her şey mübahtır” anlayışı teşkil eder. Yazık ki, çocuklarımızı bu noktaya biz getirdik. Gece-gündüz demeden devamlı parasızlıktan yakındık, önüne olumsuzluklar dizdik, hayatı değil başarıyı kutsadık, sınavdan sınava koşturduk ve yaşayabilmesi için bunun şart olduğunu söyledik durduk. Başarısına kendisinden çok değer verdiğimiz şeklinde algılamaya müsait yanlış davranışlar sergiledik.

Unutmayalım ki, maddî mülahazalar mânevi değer hükümlerinin yerini alınca, insan bencilleşip gaddarlaşır… Kendine döner, keyfine düşer, yardımlaşmayı, şefkati, sevgiyi, hoşgörüyü unutur. Ama diğer insanların sefaletinden rahatsızlık duymaz: “Altta kalanın canı çıksın” der, kendi rahatına bakar. Toplumumuzda bu tiplerin, gün geçtikçe arttığını hepimiz görebiliyoruz. Bu gidişatı nasıl durduracağımızı, yeniden sevgi, şefkat ve infak insanı’nı nasıl yetiştireceğimizi ise bilmiyoruz.

Osmanlı Devleti tüm başarılarını bu iyiliğe ve hayra koşan insan modelinin üzerine inşa etmiştir. Bu insan sayesinde zaferden zafere, başarıdan başarıya koşmuş, dünyanın büyük bir bölümüne yüzyıllarca hükmetmiştir.

Ailenin ve eğitimin görevi yeniden o insanı yetiştirmektir. Severek sevmeyi öğretelim onlara, paylaşarak paylaşmayı, yardımlaşarak yardımlaşmayı, edebi, iman ve vatan kavramını öğretelim.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: