Son Dakika
13 Aralık 2017 Çarşamba
31 Temmuz 2017 Pazartesi, 08:42

Geçmişini kaybeden şehir

Yaşadın yeri anlamlı ve değerli kılan şeyler nedir?

Geçmişin ayak izlerini ancak doğup büyüdüğün şehrin sokaklarında bulursun. Her bir sokağına bir umut, bir neşe belki biraz da hüzün sinmiştir. Yeniden geçince şehrin çocukluk sokaklarını biraz tebessüm ve hüzün yerleşir dudaklarınıza.

Çıkmaz sokakların karmaşışında kaç çözülmez zannettiğimiz düşüncelerimizi hapsetmişizdir…Taş sokakların, tozlu omuzlarına kaç aşk şarkısını sessizce ve usulca saklamışızdır korkarak…

Öfke ve hıncımızı kaç beyaz kireçli, kendi benliğimiz kadar toprak, saman ve hayat suyu karışımı evlerin duvarlarında katmışızdır usulca?

Kaç kişiyi omuzlarımızda Ulu camiden alıp, Kab Cami’den geçip, tekbir sesleri eşliğinde kabristana yolcu etmişizdir. Aynı yolları tekrar yürüdüğünüzde o tekbir sesleri hiç mi kulaklarınıza gelmez?

Okul yollarında arkadaşımızın omuzunda kaç hayal büyüttük çocukça?

İlk defa bisiklete bindiğimiz ve ilk defa ekmek almaya gittiğimiz yolların dili olsa neler fısıldar gönüllerimize?

Geceleyin hüzün çökerken şehrin tenhalarına, garip gureba sığınacak bir çatı altı ararken, kediler sıcak bir yere sığınmak için miyavlarken, buna şahit olan kaç komşu kapısı vardı şehrin yüreğinde!

İlk bayramlığını giydiğin günleri ve seni sevdiklerine götüren yolları, ağaçları, kuş seslerini, buram buram tüten bacaları, oyun oynayan çocukları, başından öpen dedeleri hangi şehir unutur ki?

Şehir hayattır.

Benim hayatım, senin hayatın ve nihayet bizim hayatımız. Belki bizden daha çok öncekilerin hayatı, onların yaşamları, hayalleri ve hüzünleri üzerine kurulmuş yaşayan bir habitat. Öyle ki her taşı, her pınarı ve kuyusu, her dut ağacı ve asma yaprağı, dağdan esen yeli ve gökten inen fırtınası, rüzgârın eline salınmış duaları, çeyiz sandığına el veren ağacı, evine helal lokma götüren adamın şükrü, peygamber ocağına kınalar yakılarak gönderilen delikanlısı ve daha fazlası, işte şehir ancak bu ve daha fazlası bir şey.

Şehrimize sahip çıkmak bugün bir kahramanlığa dönüşmüşse, ne günlere kaldık Allah’ım!

Oysa Adıyaman Kalesinde çocukluğumuz saklıydı; yıktık,

Tabakhane da ocaklar gizliydi; kuruttuk,

Oturakçı pazarında umutlarımız geziniyordu; yalnızlığa terk ettik.

Kalenin etrafında cumbalı, kapısında bir küçük bir de büyük tokmaklar olan evler vardı? Neredeler seslerini duyan var mı?

Daha birçok şey yazılabilir, ancak bugün 9. köy bile kalmadı gidecek veya kovulacak. Bu tarihi yıkıma karşı sessizce durmak da meseleyi çözmüyor ve sorumluluğu üzerimizden atmıyor, öyleyse hep beraber şehrimizi korumak için bir şeyler yapmalıyız.

Bu şehirde olan ne varsa burada kalmalı, çünkü burada anlam buldu ve buraya anlam verdi.

Bir şehrin geleceğini sadece burayı yönetenlere bırakamayız, çünkü burada bizimde söz ve hayat hakkımız var. Ve çocuklarımızın geleceği. Bunun için Adıyaman’ı Adıyaman yapan ne varsa korunmalı ve onlara sahip çıkılmalı.

Bu bilinç ile şehrine sahip çık Adıyaman!

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: