28 Temmuz 2017 Cuma, 08:26
Orhan Samsatlıoğlu
Orhan Samsatlıoğlu [email protected] Tüm Yazılar

Fırsat-Fırsatçılık

Fırsat-Fırsatçılık Arapça kökenli bu sözcük, her nedense çağrıştırıldıklarıyla sanki bir olumsuz algının simgesi gibi karşımıza çıkmakta. Oysa sözcüğün olumsuz çağrışımları kadar, olumlu anlam ve içerikleri de var. Aklımıza gelen ilk anlamı; uygun zaman, uygun durum ve koşul demek. Başka bir söylemle; bir şeyin yapılmasına elverişli en uygun zaman, durum ve koşullara fırsat diyoruz. İniş çıkışlarla, […]

Fırsat-Fırsatçılık

Arapça kökenli bu sözcük, her nedense çağrıştırıldıklarıyla sanki bir olumsuz algının simgesi gibi karşımıza çıkmakta. Oysa sözcüğün olumsuz çağrışımları kadar, olumlu anlam ve içerikleri de var. Aklımıza gelen ilk anlamı; uygun zaman, uygun durum ve koşul demek. Başka bir söylemle; bir şeyin yapılmasına elverişli en uygun zaman, durum ve koşullara fırsat diyoruz.

İniş çıkışlarla, birçok zorluk ve sürprizlerle dolu olan hayat, hayattaki gelişmeler, her zaman isteğimiz istikametinde gerçekleşmez. Bu çileli yolda gül de var, diken de… Düzlükte de var, engel ve engebeler de… Önemli olan hayatı bu artı ve eksikleriyle olduğu gibi kabullenip kendimizi ona göre hazırlamaktır. Mademki rüzgar, her zaman gemicinin istediği gibi esmiyor, öyleyse biz de bu fırtınalı denizde kendimizi bütün olasılıklara karşı hazırlıklı tutmalıyız. Günlük hayatın akışı içinde beklediğimiz kısa veya uzun vadeli fırsatları zamanında ve gereği gibi değerlendirmeliyiz. Başka bir söylemle çeşme akıyorken testiyi doldurmalıyız. Fırsatın kapımızı iki kere çalmayacağını hesaba katarak demiri tavında dövmeliyiz. Zira o bir rüzgâr gibidir. Önemli olan; geçiyorken yakalamak, yakalayabilmektir. Aksi halde; “kaçan balık büyük olur„ sözünde olduğu gibi, hayıflanır ve pişmanlık duyarız.

Bu açıdan bakıldığında, bir insanın tasarladığı herhangi bir iş için uygun zaman, ortam ve koşulları beklemesi, yakaladığında da düşündüklerini yapıp gerçekleştirmesi gayet normal bir durum. Bunun şaşılacak, tuhaf karşılanacak, ayıplanacak herhangi bir yanı yok. Böylesi durumlara hesaplı kitaplı, planlı programlı olmak da denebilir ki gayet güzel bir davranış. Kültürümüzde, günlük yaşantımızda bu olumlu değerlendirmeleri anlatan birçok deyimimiz de var. Örneğin; fırsat bilmek (bir şeyden amacına ulaşmak için hemen yararlanmak), fırsat bulmak (uygun ve elverişli zaman ele geçirmek), fırsat kollamak (uygun zaman ve ortamı beklemek), fırsatı ganimet bilmek (çıkan fırsattan hemen yararlanmak), fırsat vermek ( birisine bir iş için uygun koşulları sağlamak) gibi.

Şimdi de fırsat sözcüğünün olumsuz anlam, içerik ve algılarına biraz bakalım. Bu anlamıyla aklımıza ilk gelen kavram “fırsatçı„dır. Eline imkân ve durum geçmediği için zararsız gibi görünen, fırsat düşünce kötülük yapacağı bilinen kişi veya kişilere fırsatçı denir. Bir olumsuzluk veya bencillik adına fırsat kollayan demek. Bu tip eylem ve davranışlara da fırsatçılık diyoruz. İşte bizim beğenmediğimiz, toplum adına karşı çıktığımız durum bu. Yanlışlık, bencillik, çıkarcılık dolu bir tutum ve davranış…

Günlük hayatta istemesek de malesef böylesi kişilerle karşılaşıyoruz. Yalnız kendi çıkarını düşünen, dar görüşlü, tek yönlü kişiler… Tıpkı nalıncı keseri gibi olayları hep kendi çıkarları açısından görüp değerlendiren insanlar. İşte biz, böyleleri için “fırsat yoksulu„ diyoruz.  Şimdilik zararsız gibi görünmeleri, gerçekten iyi olduklarından değil; ellerine bir fırsat geçmediği için öyle görünen insanlar… Paylaşmayı, empati yapmayı bilmeyen veya bildiği halde yapmayan kişiler… Ellerine geçen zaman, ortam, imkân ve durumları başkalarının zararına rahatlıkla kullanmaktan çekinmeyen kişiler…

Halbuki hayat dediğimiz süreç; acısı kederiyle, eğrisi doğrusuyla, inişi çıkışıyla hepimiz için geçerli. Bu çileli, meşakkatli yolculukta her şey var. Düşmek de var kalkmak da… Düşmez kalkmaz biri var o da Cenabı Allah… Onun dışında hepimiz için, herkes için bir takım acı tatlı sürprizlerin olduğu bir gerçek. Durum böyle olunca, insanların birbirlerinin aleyhine çalışmaları, zararını düşünmeleri de  neyin nesi?.. Başka bir söylemle birbirimizin kuyusunu kazmaya çalışmak, yoluna engeller koymak, ayağına çelme takmak olur mu? Elbet olmaz.

Toparlayacak olursak fırsat; kendimiz veya başkaları için olumsuz ve zararlı şekilde değerlendirilmediği sürece güzel bir davranış. Planlı programlı olmak, hesap kitap üzerine davranmak, işini tesadüflere bırakmamak adına normal ve olumlu bir durum. Yeter ki başkalarının kötülüğü ve zararı için gözlenip kollanmasın. Zerre kadar hayrın da şerrin de karşılıksız bırakılmayacağına inananlar olarak doğan, ele geçen fırsatları insanların, insanlığın iyiliğine kullanabiliyorsak ne mutlu bize!.. Ne mutlu birlik ve beraberliğimiz için, vatan- millet-bayrak-devlet için hizmet etme fırsatı bekleyip kollayanlara!..

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: