Son Dakika
16 Aralık 2017 Cumartesi
10 Aralık 2014 Çarşamba, 10:28
Sinan Temel
Sinan Temel [email protected] Tüm Yazılar

Fili Tuttuğuna Göre Tarif Edenler

Fili Tuttuğuna Göre Tarif Edenler

 

“Bir padişaha hediye olarak Hindistan’dan bir fil gelmişti. Onu sarayın ahırına koydular.

Hayatlarında hiç fil görmemiş insanlar onu görmeye geldiler ama ahır karanlıktı.

Biri fikir edinmek için ellerini uzattığında filin hortumunu yakaladı. Adam hortumu yokladı, eğdi büktü ve arkadaşlarına:

‘Bu fil içi boş yumuşak bir boruya benziyor’ dedi.

Bir diğeri filin kulağını tutmuştu, onu kadife gibi kalın ve yumuşak bir yelpazeye benzetti.

Başka bir adam filin ayağını yokladı ve onun kalın bir sütun olduğunu sandı.

Geniş sırtına elini değdiren bir diğeri, filin bir taht olduğunu düşündü.

Böylece her biri kendi zanlarınca bir fil tarifi yaptılar.

Bu adamların ellerinde bir mum olsaydı, filin nasıl bir şey olduğunu herkes görürdü de aralarındaki ihtilaf ortadan kalkardı.”

***

Bu kısa öykünün değişik biçimlerini okumuş olabilirsiniz ama ana fikri hep aynıdır; Her şeyi, kendine, gördüğüne veya tuttuğuna göre yorumlamak.

Fotoğrafın bütününü gör/e/meyip gördüğü ve tuttuğu şey kadarıyla hayatı, insanları ve olayları tarif edenlerin durumunu, fili tek bir uzvu veya dokundukları yer kadarıyla açıklamaya çalışanlara benzetebiliriz.

Burada esas sorun kişilerin parçalara bakarak bütününü tarif etmeye kalkışmalarından ziyade uyarı, eleştiri veya nasihatlere rağmen bunda ısrar ve inat etmeleridir.

Hepimizin yapabileceği bir şey olan bu durumda önemli olan hatadan dönme erdemini gösterebilmektir.

Adam filin hortumunu tutarak “bu yumuşak bir borudur” dediğinde, bunun yumuşak bir boru değil fil olduğunu söyleyenlere kulak vermeyip inatla “yumuşak bir boru” diye ısrar ederse, elbette ya aklından zoru vardır ya başka bir amacı vardır.

Hele de bunu tahsil görmüş birileri yaparsa “bu kadar cehalet ancak tahsille mümkündür” sözünü akla getirir.

Bir insan bakış açısını veya perspektifini geniş tutmayı becerebilmeli. Olaylara ve insanlara bakarken dar bir pencereden, şişenin dibinden veya at gözlüğü ile değil de insaf ve akıl gözüyle bakabilmeli.

Özellikle de topluma yön ve akıl veren (veya kendini o gözle gören) pozisyonundaki kişilerin bu konuda daha ihtimamlı olmaları gerekiyor.

Fili kalın bir sütun veya bir taht ya da yumuşak bir yelpaze olduğunu ısrar ve inatla söyleyenlere iyi dikkat edin. Eğer konuşuyorsa söylediklerine, eğer yazıyorsa yazdıklarına çok dikkat edin. Zira bunların akli melekeleri sıkıntılı değilse bile mutlaka başka bir maksada hizmet ediyordur.

Benden söylemesi.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: