Son Dakika
22 Ekim 2017 Pazar
15 Ağustos 2016 Pazartesi, 08:46
Doğan Durgun
Doğan Durgun [email protected] Tüm Yazılar

FETÖ niye Kürtleri ve Alevileri kandıramadı?

FETÖ niye Kürtleri ve Alevileri kandıramadı?   Öyle bir toplumuz ki, çoğunluğumuz sıradan bir futbol maçının sonucunu veya bayağı bir magazin haberini komplo teorileri ile çözmeye bayılırız. Alfred Hitchcock yaşasaydı, Türkiye’de çadır kurardı. Bu çadırın ilk kazığını da ülkenin başkentini yöneten ve her şeye karşı bir komplo teorisi geliştiren Melih Gökçek’in evine yakın bir yere […]

FETÖ niye Kürtleri ve Alevileri kandıramadı?

 

Öyle bir toplumuz ki, çoğunluğumuz sıradan bir futbol maçının sonucunu veya bayağı bir magazin haberini komplo teorileri ile çözmeye bayılırız. Alfred Hitchcock yaşasaydı, Türkiye’de çadır kurardı. Bu çadırın ilk kazığını da ülkenin başkentini yöneten ve her şeye karşı bir komplo teorisi geliştiren Melih Gökçek’in evine yakın bir yere çakardı. Her şeyi komplo teorileri ile çözmeye çalışan insanlar, elbette söylenen gerçekdışı söylemlere de fit olmaya açık olur.

Bu halet-i ruhiye, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan itibaren beslendi. Cumhuriyetin elitleri, bütün kötülüklerin anası olarak Osmanlı İmparatorluğu’nu işaret ettiler. İmparatorluk içinde yaşayan ve cumhuriyetin sınırları içinde kalan Ermeniler, Yahudiler, Rumlar, Kürtler, Aleviler yani kurgulanan ulus-devlet inşasının harcına uymayanlar farklı biçimde cezalandırıldılar.  Ülkenin kurucu partisi olan CHP’nin iktidarı kaybetmesi ile birlikte bu sefer iktidara gelenler, bütün kötülüklerin anası olarak CHP iktidarını gördüler. İmparatorluk özlemi, yeni elitlerin cumhuriyet fikrine ısınmasını zorlaştırdı. Sekülerizm karşıtlığı, CHP camileri ahıra çevirdi noktasına kadar taşındı. Ne var ki, tek parti iktidarının düşman gördüğü etnik ve inanç gruplarına aynen CHP gibi baktılar.

AKP iktidarı ile birlikte, CHP’nin artıklarını temizleme sürecine girildi. Ergenekon, Balyoz gibi davalarla start verildi. Sistematik aynıydı. Artık devletin, dolayısıyla iktidarın, ‘siyasal parti’ olmayan bir ortağı vardı: Gülen Cemaati. Ordu içindeki ulusalcılar akıl almaz suçlamalarla tasfiye edildiler. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Türkan Saylan’a yapılanlar unutulur gibi değildi.  Ergenekoncular ile PKK ittifak yaptı, Türkan Saylan bölücü gençlere burs verdi gibi akıl dışı şeyler servis ediliyordu. Ömrü ulusalcılarla mücadele etmekle geçen Ahmet Şık ve sosyalist bazı kesimler Ergenekoncu ilan edildiler. Kürtler de unutulmadı. KCK Davası diye dışarıda Kürt bırakmadılar. Operasyonu kendi amaçlarına uygun olarak Cemaat yönetiyordu. AKP hükümeti ise yapılanları savunmakla enerji harcıyordu. Toplumun önemli kesimi, servis edilen şeylere on ekleyerek, durum değerlendirmesi yapıyor, ardından da siyasetçiler eşliğinde ‘ülke bağırsaklarını temizliyor’ türküsünü terennüm ediyordu.

Cemaat büyüdükçe, devletin tamamını istemeye başladı. Bu AKP’nin figüran parti olarak kalması demekti. O kertede ipler koptu. 17-25 Aralık, ardından dershaneler kartı ile iş taktik savaşa dönüştü. Son tahlilde, ülkenin tamamını bu şekilde ele geçiremeyeceğini anlayan Cemaat, askeri darbe yapmaya kadar işi götürdü. Neyse ki, hevesleri kursaklarında kaldı. Darbeciler ve destekçileri derdest edilirken, Cemaat’in araya farklı kesimleri koyma anlayışı yaşanmaya başlandı. Kimi solcu akademisyen, emekçi ve gazeteciye gözaltı yapılırken, kimisi de açığa alındı. Şimdi ise, ülkede yaşanmış her kötü olay FETÖ’cülere mal ediliyor. Bununla kalsa iyi. Gerçekdışı algı tam gaz devrede. Gülen’in cinleri varmış, Özgecan’ın katilini içeride FETÖ’cüler şişlemiş, Gülen 14 Ağustos’ta deprem yaptıracakmış, firari askerler Kandil’e sığınmış. Daha ötesi, Soma faciasını Cemaat yapmış noktasına gelen bir zihin dünyası ile karşı karşıyayız. Darbeye karşı ölümü göze alan halk bu akıldışılığa kanmamalı.

Bütün bunların yanında, ülkenin tüm televizyonları itirafçılara iade-i itibar bahşetme derdinde. Gülen’in sağ kolu, sol kolu kimseler, patolojik bir Fethullah portresi çiziyorlar. F. Gülen patolojik bir kişiliğin daha ötesinde bir projedir. Önceki yazılarımda anlatmıştım, geçelim. Bu itirafçılara kimse sormuyor, böyle manyak bir adamın yanında 30-40 yıl ne yapıyordun? Himmet paralarından ne kadar nemalandın? Varsa yoksa kandırıldım. Bu kadar okul, sermaye, devleti ele geçirme işleri yürütülürken kandırıldığının farkına varmadın da, şebekenin yenildiğini görünce mi kandırıldığını anladın? Artık, ‘kandırıldık’ sloganı ülkenin en güzide sloganı olmuş durumda. Cemaat, 15 tane Alevi derneği kurdu. Kürt kentlerinde yüzlerce dershane, okul, yardım derneği ile faaliyet yürüttü. Türk-İslam sentezciliği yaptı. İyi, hoş da, hadi Kemalistler Fethullahçıların ana düşmanı olduğu için kandırılmaları söz konusu değildi. Peki, bunca çabaya rağmen niye Kürtler, Aleviler hatta milliyetçilerin bir kısmı bu şebekeye kanmadı? Biraz da buradan bakalım değil mi? Bir şey beklemeden, doğru perspektifle bakarsan, kandırılmazsın.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: