Son Dakika
24 Ekim 2017 Salı
03 Aralık 2014 Çarşamba, 10:23

Feryadımızı kim dinler?   Her gün canhıraş feryadlar, onbinlerce fidan boylu civanlar, bir karanfilin dalından koparılıp yerlere atılışı gibi toprağa düştüler. Geride bir o kadar yetim ve öksüz bırakılan yavrular…Ve yine onbinlerce gözü yaşlı, bağrı yanık her gün kahrından perişan olan anne ve babalar… Ne kan duruyor, ne kin bitiyor. Yıllar önce Sırp lideri Karadziç, […]

Feryadımızı kim dinler?

 

Her gün canhıraş feryadlar, onbinlerce fidan boylu civanlar, bir karanfilin dalından koparılıp yerlere atılışı gibi toprağa düştüler. Geride bir o kadar yetim ve öksüz bırakılan yavrular…Ve yine onbinlerce gözü yaşlı, bağrı yanık her gün kahrından perişan olan anne ve babalar…

Ne kan duruyor, ne kin bitiyor. Yıllar önce Sırp lideri Karadziç, “Bize Batılılar, Balkanlar’daki müslüman nüfusu yüzde ona indirmemiz konusunda bir şey demeyeceklerine dair söz verdiler” diyordu. Bu Hristyan dünyanın kapalı kapılar arkasındaki anlaşması, ama bir canavar kendisini müdafa için mazeret sadedinde bunları söylüyordu. Ama kendi gönlünde yatanı da şöyle ifade ediyordu. “ Balkanlar’da tek müslüman kalmayıncaya kadar savaşa devam.”

Peki bizdeki Karadziç zihniyetlilere kim ne sözler veriyor?  Kim teşvik ediyor içimizdeki beyinsizleri? Türk-Kürt yüzyıllarca beraber bu topraklarda beraber yaşamış, aynı paydalarda buluşmadık mı? Şimdi bizi birbirimize kırdırmaya çalışanlar hangi hesapların peşindeler?

Her gün biraz daha çetrefilleşen sorunlar yumağı gittikçe büyüyor. Artık apaçık bir şekilde çarşı-pazar ortalarında afişlerle, bilbordlara asılan ilanlarla dağa çıkarılmak üzere davetiyeler asılıyor. Bir ateş çemberinin içinde bulunan ülkemizin içine sürüklenmek istediği kaos ortamını hangi nadanların planladıkları esasen gün gibi ortadadır. Görmezlikten ve bilmezlikten gelmek sorunun çözümünü her gün biraz daha zora sokmaktadır.

Dünya gerçekten beşten büyüktür, ama gereği yapılmamaktadır. Beş büyükler, geriye kalan dünya ülkelerine mensup insanların beyinlerini kargalara gagalatmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Kavga son hızıyla devam ederken, özellikle müslüman ülkelerde yaşayan insanlar sokaklarda can verirken, birileri onların cesedleriyle köpeklerini doyurmanın hesabını yapmaktadırlar.

Her tarafta kan, her tarafta gözyaşı… Ama gel gör ki, basiretsiz ve ferasetsiz insanlar hala makam, mevki peşinde, şan, şöhret peşinde, saltanatı kapma sevdasındalar. Oysa gün gelecek ne makam ne mevki, ne şan ne saltanat kalacak. Yani dünyamızı yamayalım derken din de gidecek elimizden dünya da!

Günü kurtarmak çare değildir. Temelden sorunların halledilmemesi kaos ortamının hazırlanmasını hızlandırmaktadır. Politik hesaplarla, seçim mevsimlerini gözlemleyerek insanları avutmak bizi felaketlere götürür. Sonu gelmez felaketler ve acı olaylar peşimizi bırakmayacak. Ümid bahşeden nutukları çok dinledik, hâla dinliyoruz. Elimizde kalan bir avuç vatan parçasını da bölüp parçaladıkları zaman dizimizde derman kalmaz.

Sırp gavurunun yaptığı gibi müsmanların kafaları dipcik darbeleriyle parçalanıp kafataslarından fırlayan beyinlerini köpeklerine yedirdikten sonra belki uyanacağız. Ama o zaman da bir çuval samandan farkımız kalmayacak.

Müslümanların da acaba hiç değilse papa kadar bir baş’ları olmayacak mı? Başımızdaki başların başarısızlığı başımızı parça parça ediyor. Bu gidişle daha çok kafalar yarılır, beyinler dağılır, sonra da köpeklere yem edilir.

Birlik ve beraberliğin mutlaka gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Eğer böyle bir güce sahip olabilseydik, başımızdaki başlar basiretli davransalardı, ne onbinlerce cenaze, ne de yüz milyarlarca maddi zarara uğramış olurduk.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: