24 Eylül 2016 Cumartesi, 10:01
Hikmet Kızıl
Hikmet Kızıl [email protected] Tüm Yazılar

Fail-İ Meçhullerde FETÖ Parmağı

Fail-İ Meçhullerde FETÖ Parmağı   15 Temmuz’da ordunun içindeki hain grubun yaptığı  darbe kalkışması Türkiye’nin 80’den bu yana gerçekleşen faili meçhul cinayetlerin arkasında bu yapının olabileceği düşüncesini kuvvetlendirdi. Askeri darbe girişimi sürecinden bu yana devam eden süreç buz dağının görünmeyen bir kısmını gün yüzüne çıkardı. Türkiye, 80 darbesinden önce yaşadığı toplumsal olaylar ve o günlerden […]

Fail-İ Meçhullerde FETÖ Parmağı

 

15 Temmuz’da ordunun içindeki hain grubun yaptığı  darbe kalkışması Türkiye’nin 80’den bu yana gerçekleşen faili meçhul cinayetlerin arkasında bu yapının olabileceği düşüncesini kuvvetlendirdi.

Askeri darbe girişimi sürecinden bu yana devam eden süreç buz dağının görünmeyen bir kısmını gün yüzüne çıkardı.

Türkiye, 80 darbesinden önce yaşadığı toplumsal olaylar ve o günlerden bugüne kadar yaşanan faili meçhullerde FETÖ parmağını tartışıyor.  İşte onlardan  bazıları şu şekilde

 

Turgut Özal:

Rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın yanı sıra  Eşref Bitlis, Nedim Hablemitoğlu , Uğur Mumcu ve Muhsin Yazcıoğlu cinayetleri faili meçhullerin başında olanlardan.

Faili meçhul cinayetlerin ve benzeri olayların yeniden incelenmesi  ve dosyaların tekrar açılması gerekmektedir.

Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın suikastla öldürülmüş olabileceği ile ilgili soruşturmayı yürüten savcı Kemal Çetin ve Özal’ın zehirlenmesine ilişkin raporu hazırlayan Adli Tıp Kurumu Başkanı Haluk İnce’nin Fethullahçı Terör Örgütü üyesi olduklarının ortaya çıkması, Özal’ın ölümünde FETÖ parmağını gündeme getirdi.

Turgut Özal’ın ölümüyle ilgili araştırma yapan Devlet Denetleme Kurulu (DDK) oldukça gizemli bir nota ulaşmıştı. 1998 yılında Semra Özal’a gönderilen notta şöyle yazıyordu: “Turgut Özal’ı ilaçla öldürdüler. Katili Azerbaycan’da. İsmi Hasan Alioğlu”

Notta ismi geçen Hasan Alioğlu Kandilci ise evinde ölü bulunmuştu.

Babası Turgut Özal’ın zehirlenerek öldürülmesinde FETÖ’den şüphelenen Ahmet Özal, “Rahmetlinin mezarı açıldıktan sonra Adli Tıp Başkanı FETÖ’cü olduğu için görevden alındı, tutuklandı.” diye konuşmuştu.

 

Özal döneminin Sağlık Bakanı Halil Şıvgın, Özal’ın ölümünde FETÖ’nün olabileceğini söylemişti. Şıvgın; “Rahmetli Özal’ın vefatından birkaç gün sonra Şerif Ali Tekalan ile karşılaştım. Onunla konuşuyoruz, ben üzüntülerimi anlatıyorum, ‘Kafasında büyük projeler vardı, çok büyük şeyler yapacaktı Türkiye için’ dedim. Tekalan bana, ‘Sayın bakan sen ne diyorsun ya, iyi ki öldü yapacak bir şeyi kalmamıştı ki’ dedi. ‘Şerif Ali sen ne diyorsun, alacağınızı aldınız o yüzden mi söylüyorsun yoksa samimi kanaatin mi bu’ dedim. Şimdi bu olaylarla bağdaştırınca demek ki niyetleri buymuş. Bana sonra benzer cümleleri Fethullah Gülen de söyledi diye belirttiler. O yüzden Özal’ın ölümünde de bunlar olabilir, savcıların araştırması lazım.” şeklinde konuşmuştu.

 

Muhsin Yazıcıoğlu:

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı ve ülkücülerin büyük saygı duyduğu siyasetçi Muhsin Yazıcıoğlu 5 Mart 2009 tarihindeki bir helikopter kazasında Kahramanmaraş’ta hayatını kaybetti. Kazadan sonra helikopterin radar altimetresini söken TSK personelleri 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yakalandı. Bu gelişme Muhsin Yazıcıoğlu’nun geçirdiği kazanın bir FETÖ suikastı olduğunu delillendirdi.

 

İsmailağa Cemaati:

FETÖ örgütünün en fazla kumpas kurduğu kesim Müslümanlardı. Örgütü dini kamuflaj ile yürüten FETÖ, din alanında otorite olmak amacıyla kendisine muhalif İslami toplulukları hedefine koydu. İsmailağa Cemaati de bunlardan biriydi ve İsmailağa Cemaati çok kez FETÖ tarafından saldırıya uğradı. Cemaatin bazı hocaları öldürüldü.

GAFFAR OKAN:

Diyarbakır Emniyet Müdürü iken 24 Ocak 2001 günü faili meçhul bir suikast ile öldürülen Ali Gaffar Okkan’ın ölümünün FETÖ’cü subaylar tarafından gerçekleştirildiğine yönelik güçlü deliller ele geçirildiği bilgisi de sözkonusu.

 

Üzeyir Garih:

Yahudi asıllı Türk iş adamı olan Üzeyir Garih’in cinayet dosyası paralel savcılar elinde kayboldu. Cinayet dosyası kapatılmaya çalışıldı. Dosya Ergenekon ile birlikte tekrar açıldı ve Ergenekon zanlılarına yıkılmaya çalışıldı.

 

Kaşif Kozinoğlu:

Milli İstihbarat Teşkilatı bünyesinde “Hayalet” diye bilinen Kaşif Kozinoğlu, gazeteci Nedim Şener ve Ahmet Şık gibi isimler gibi Oda TV davası kapsamında tutuklandı ve 2011 yılında Silivri’de hayatını kaybetti. Kozinoğlu FETÖ’ye bağlı okulların CIA’e rapor verdiğini ve FETÖ’nün ABD tarafından kullanıldığını kaleme alması ile de biliniyordu. MİT mensubu olan Kozinoğlu’nun ifadesini alan kişi şu anda FETÖ’den aranan savcı Zekeriya Öz’dü. Hakim karşısına çıkmasına bir hafta kala vefat eden Kozinoğlu’nun, geçirdiği ani bir kalp krizi neticesinde hayatını kaybettiği bildirilmişti. Fakat daha sonraki ifadeler ve iddialar Kaşif Kozinoğlu’nun ölüm sebebini bir soru işareti haline getirdi.

 

Zirve Yayınevi:

18 Nisan 2007’de Malatya’da İncil satan Zirve Yayınevinde biri Alman ikisi Türk vatandaşı üç Hristiyan öldürüldü. Zirve Yayınevi katliamı olarak anılan bu olayın ardından açılan davada FETÖ’cü savcılar tarafından karartma ve kumpas yapıldı. Dava sürecinde tanık olarak ifade verenler FETÖ tarafından tehdit edildiklerini itiraf etmişlerdi.

 

Cezvet Soysal:

FETÖ tarafından ve Hizbullah’a yönelik olduğu iddia edilen bir dizi kaçırma eylemi neticesinde ortadan kaybolan ve bugüne kadar da izine rastlanılmayan Cevzet Soysal’ın 1998 yılında yine FETÖ tarafından infaz edildiği öne sürülmüştü. İddialara göre FETÖ’nün Cevzet Soysal’ı hedef almasının sebebi, daha sonra yapılacak olan Ergenekon operasyonlarının önünü açmaktı. Zira daha sonra bu cinayet, Ergenekoncu olduğu iddia edilen subaylara yıkılmak istenmişti.

 

Özdemir Sabancı:

İş adamı Özdemir Sabancı, 9 Ocak 1996’da terör örgütü DHKP-C militanları Fahriye Erdal, İsmail Akkol ve Mustafa Duyar tarafından Sabancı Merkezinde uğradığı silahlı saldırıyla öldürüldü. Cinayeti davası FETÖ’cü Savcı Muammer Akkaş tarafından uzun süre çözümsüz bırakıldı. Cinayeti işleyenlerle ortak olduklarını gösteren bu iş bölümünde hedef olan Sabancı yerli otomobil konusunda girişimleri ile bilinen bir iş adamıydı. Cinayetten sonra Sabancı ailesi yerli otomobil girişimlerinden çekilmesi dikkate değerdi.

 

Danıştay Saldırısı:

Fethullah Gülen’in yeğeni Kemalettin Gülen tarafından kışkırtılan Alparslan Arslan 17 Mayıs 2006 tarihinde Danıştay’ı basarak 1 üyeyi öldürüyor 4’ünü ise yaralıyor. Davaya bakan FETÖ’cü savcı cinayetin arkasındaki isimleri karartıyor. “Türban yasası” bahanesi ile işlenen cinayet toplum içinde muhafazakar kesimi zan altında bırakmayı hedefliyordu.

Defne Joy Foster’ın Şüpheli Ölümü:

 

Defne Joy Foster 2 Şubat 2011 tarihinde Kerem Altan’ın evinde hayatını kaybetti. Dönemin Taraf gazetesi genel yayın yönetmeni Ahmet Altan’ın oğlu Kerem Altan, 2 ay 15 gün hapis cezası aldı ve bu ceza ertelendi. Kerem Altan’ın avukatı ile ölüm raporunu hazırlayan Adli Tıp Kurulu’nun başkanının FETÖ ile bağlantılı olması, Foster’ın ölümü hakkında karanlıkta kalan noktalar olduğuna işaret ediyor.

Uludere Katliamı:

28 Aralık 2011 akşamı Türk Hava Kuvvetlerinin, Şırnak’ın Uludere ilçesi yakınlarında Irak topraklarında F-16 savaş uçaklarıyla PKK’lı terörist olduğunu düşündüğü sivil bir gruba bombardıman gerçekleştirdi. Daha sonra yapılan soruşturmalarda grubu PKK’lı gibi gösteren sahte istihbarat raporlarını hazırlayan FETÖ’cüler ortaya çıktı ve katliamın bir FETÖ organizasyonu olduğu anlaşıldı.

Reyhanlı Saldırısı:

11 Mayıs 2013 günü Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 2 adet bomba yüklü araç patladı. Toplam 52 kişi öldü, 146 kişi ise yaralandı. FETÖ’cü savcı Özcan Şişman MİT’in kendisine ulaştırdığı istihbarata rağmen saldırıyı önlemedi.

ASELSAN’daki Şüpheli Ölümler:

ASELSAN, Türk Silahlı Kuvvetlerinin haberleşme cihaz ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla 1975 yılında kuruldu. Kurulduğu günden bu yana ASELSAN,  ileri teknolojiye dayalı olarak modern elektronik cihaz ve sistemler geliştiren, üreten, tesis eden, pazarlayan ve satış sonrası hizmetlerini yürüten entegre bir elektronik sanayii kuruluşu haline gelmiştir. ASELSAN’ı stratejik anlamda önemli kılan özelliklerinden bir tanesi de TSK’yı güçlendirme hizmetleri geliştirmiş olmasıdır. Geçtiğimiz senelerde ASELSAN, bünyesinde çalışan mühendislerin şüpheli ölümleri ile de gündeme geldi. Kısa aralıklarla hayata veda eden mühendislerin aileleri, verdikleri demeçlerde ölümlerin arkasındaki FETÖ bağlantısına dikkat çekti.

Bu dosyalar şimdi yeniden incelenmeli, gerek 12 Eylül askeri darbesi, 80’li 90’lı yıllarda gerekse 28 Şubat’ta islami cemaatlere mensup binlerce müslümanlar FETÖ militanlarınca göz altına alındı ve mobing uygulandı. Hala bu zulme maruz kalıp cezaevinde olanlar mevcut.

Ülke genelinde 17 bin 500 faili meçhul cinayetin işlendiği bilgisi mevcut ve bu cinayetlerden 14 bin 500’ünün faillerinin bulunup dosyalarının kapatılmış, bu tür dosyaların yeniden ele alınmalı.

Haksız yere cezaevlerinde bulunan herkesin de dosyaları tekrar incelenmeli ve bir kumpasa kurban verilmişlerse özgürlükleri derhal teslim edilmelidir.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: