Son Dakika
21 Ekim 2017 Cumartesi
18 Eylül 2014 Perşembe, 13:46
Hikmet Kızıl
Hikmet Kızıl [email protected] Tüm Yazılar

Eylül, her şairin intiharıdır aslında….

Eylül, her şairin intiharıdır aslında….   Kaçmak istedikçe yakalandığımız yalnızlıklarımızın mevsimidir Eylül, makyajı akan modernizmin işgal ettiği yüreklerimize değen, naif bir hüzün tadıyla dokunur içimizin tenhalarına… Eylül geldi yine,  örselenmiş yaralarımızı kanatarak, bir kentin isyan dolu sokaklarına, bir fetih heyecanıyla geldi… Eylül, her şairin intiharıdır aslında…. Eşkali belli bir yorgunluğun gözlerimize konduğu ipince bir yağmur […]

Eylül, her şairin intiharıdır aslında….

 

Kaçmak istedikçe yakalandığımız yalnızlıklarımızın mevsimidir Eylül, makyajı akan modernizmin işgal ettiği yüreklerimize değen, naif bir hüzün tadıyla dokunur içimizin tenhalarına…

Eylül geldi yine,  örselenmiş yaralarımızı kanatarak, bir kentin isyan dolu sokaklarına, bir fetih heyecanıyla geldi…

Eylül, her şairin intiharıdır aslında….

Eşkali belli bir yorgunluğun gözlerimize konduğu ipince bir yağmur sızısıdır zaman, birden akşam olur sularda, bir yaprak, saman sarısı rengiyle yol alır uzun bir yolculuğa, sızıyı giderir su, ve eylül bir su tadıdır, sızısı önce şair yüreklere çarpan…

Mehtabını arayan karanlıkların, zifiri saçlarıyla sabahlarımıza ulandığı uykusuz mevsimidir bu Eylül…

Eylül, her şairin intiharıdır aslında…

Buğulu camlarda bir çocuk yüzü, yağmurun telaşına ayarlar hüznünü, Gazze’den gelir kokusu o yağmurun, saçları Filistin olur da değer kakülleri betonlaşmış şehrin kalbine.

Kim neyin telaşında, kimin terekesinde bunca hüzün, ve bunca ıstırap hangi mevsimin vasiyeti utancımıza katık ettiğimiz bunca zulmün?

Nasıl söz anlatılır kalbimize eylül sarısı bulaşmış yüzlerimizle nasıl çıkarız aydınlığa, hangi hesabın acısıdır ceplerimizde biriktirdiğimiz?

Eylül, her şairin intiharıdır aslında….

Gecenin en koyu deminde içimizden geçen bir kör nehir, sesimizin en ince yerinde konaklar, sabahını kaybetmiş bir gecenin karabasan düşleri gibidir yalnızlığımız, esrik bir rüzgar sesi sokulur bulvarlara, kalabalıkları kanatan bir sancıdır melali yitik düşlerle mayalanan hal Eylül…

Ardımızda tiz bir melodi, mevsim yangın yeridir, acı yeniden filizlenir toprakta, mekan değişir, an değişir, değişir insan,  değişmeyen Eylül’dür, bize durmadan anımsatır ölümün kıyısında yaşadığımız bu amansız illeti….

İçine saklanır herkes , fakat dışından vurulur önce Eylül’e… Eylül hem uzak ihtimal bir sevgilidir hem yakınımıza pusu kurmuş kalleş bir düşman korkusu….

Bir göçtür Eylül, içimizden içimize yürüdüğümüz, iman edenleri tekrar imana çağıran bir ayettir Eylül, sabrımıza, Asra andolsun ki…

 

Pusulasını yitirmiş insanlığın,  ağlayamadığı bir hazin mevsimdir Eylül…

Aşki bir hüznün elifbası Eylül, tutsağı olduğumuz tüm başlangıçların esrik yalancı kızıdır…

Eylül, her şairin intiharıdır aslında….

bir güneş yağar şehre

karanlığı aydınlanır içimizin…

 

Nadasa kalır bütün öyküler, ve isyan şair yanıyla gecenin koynuna girer, içimize asılı bir yalnızlık sarkacı  Eylül,  her dem taze tutar yaralarımızı…

 

Eşsesli bir hüzündür Eylül…

Eylül, her şairin intiharıdır aslında….

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: