Son Dakika
17 Ekim 2017 Salı
11 Ekim 2016 Salı, 08:50
Mehmet Koç
Mehmet Koç [email protected] Tüm Yazılar

Ey Hayat; Dünyanın Bütün Güzellikleri… ( 2 )

Ey Hayat; Dünyanın Bütün Güzellikleri… ( 2 )   Eğitimdir ki bir toplumu üretken, düşünür ve bilinçli yapar. İyi eğitim görmüş toplumlar ancak birey olabilir ve kendini özgür yaşatabilir. Okuldaki sergi oldukça yankı yapmıştı. Bu arada öğrencilerimle olan eğitsel bağın giderek etki alanı yaratması sayesinde mesleğin hayat bulduğunu belirtmem gerekir. Ören yerlerine olan gezilerimiz çocukları […]

Ey Hayat; Dünyanın Bütün Güzellikleri… ( 2 )

 

Eğitimdir ki bir toplumu üretken, düşünür ve bilinçli yapar. İyi eğitim görmüş toplumlar ancak birey olabilir ve kendini özgür yaşatabilir.

Okuldaki sergi oldukça yankı yapmıştı. Bu arada öğrencilerimle olan eğitsel bağın giderek etki alanı yaratması sayesinde mesleğin hayat bulduğunu belirtmem gerekir. Ören yerlerine olan gezilerimiz çocukları mutlu ediyor derslere daha bir kendilerini katmalarına da vesile oluyordu. Müze ziyaretimiz ise oldukça eğlenceliydi. Müze müdürünün öğrencilere olan özel ilgisi çocukları sevindirmişti. ‘Kıvılcım’ kelimesinin nereden geldiğini anlatışı çocukları etkilemişti.  Adıyaman’ın kültürel ve tarihsel geçmişi ve zenginliğine tanık oldukları şehir müzesi ziyaretimiz ve pirin antik kentine seyahatimiz; toplu resim çekimleriyle hem öğrenciler için hem de benim için güzel bir anı olarak okul tarihimize not olarak düşmüştü.

mehmet-koc-4Okula bitişik katların da yapımıyla derslik sayısı iyiden iyiye artmıştı. Taşımalı eğitim sisteminin hayata geçirildiği ilk okul, Altınşehir ilkokulu oldu. Koordinatör görevi de üstlenilmişti. Yakın köylerin tüm öğrencileriyle adeta kaynaştırma okulu halini alıyordu. Okulun hemen hemen yarısı taşımalı öğrenci olarak tanımlanan öğrencilerden oluşuyordu. Mahalle halkının kısmi olumsuz tavrı sonucunda, mahallenin çoğu çocuklarını şehir merkezindeki okullara yönlenmişlerdi. 22 köyden öğrenci gelmekteydi. Ancak göz ardı edilen bir gerçek de köyden gelen öğrencilerin sosyal ve eğitsel tutumlarıydı. Altınşehir İlköğretim Okulu ilk kez bir öğrencisini Fen Lisesine gönderiyordu. Eren Argun İlkokulu köyde okumuştu. Ve çoğu köy okulu gibi köyde ikinci öğretim kademesi bulunmuyordu. Başarısını yeni okulunda da devam ettirdi. Okul öğretmenlerinin de desteği sayesinde Fen lisesine adım attı. Bu, köy okullarına olan olumsuz algının da yitimine sebep teşkil etti.

Başarıların ve okul etkinliklerinin tüm okula ve ailelere duyurulması ayrı bir önem arz eder. Okulda öğrencilerin yaptıklarını aileler çoğu kez ya bilmez ya da umursamaz. Okul kendi başına öğrenci-öğretmen işbirliğinden öteye gidemez. Aileler yani veliler hep geri planda durmayı tercih ederler. Oysa üzerinde özenle durulması gereken şey; kendi çocuklarıdır. Ne okula gelir eğitim, öğretim faaliyetleriyle ilgilenirler ne de daha başka yapılması gerekenlerle ilgili önerilerde bulunurlar. Çok azı özel çaba içerisindedir. Önemli bir kısmı da çocuğuyla ilgili olumsuz bir durum vuku bulduğunda okula gelmeyi zaruri görür. Velilerin mehmet-koc-5etkin desteği ve okula, eğitime yönelik gösterilen gayretler olmadığı sürece başarının sağlanması güçtür.

Yıl sonu sergilerinin etkisi mahallede sohbet konusu olmuştu. Olumlu diyaloglar her yerde söyleniyordu. Sosyal aktivitelerin artırılması için ‘okul gazetesi’ fikri kulağa hoş geliyordu. Meziyetli bir işti. Ama bu işe de el atmak eğitim için gerekliydi. Öğrencilerle veliler, mahalleli buluşmuş olacaktı. Önce resmî başvurusu yapıldı okul gazetesinin. Yönetmeliğin ilgili mevzuatı yerine getirildikten sonra gazetenin adını koymaya geldi sıra. Sonunda ‘Öğrenci Gözüyle Bakış’ isimli gazete için çalışmalara başlanıldı. Okulumuz bir ilk daha yaşayacaktı. O güne kadar ilkokullar arasında böyle bir girişim olmamıştı. Okulun tüm öğretmenleri ve öğrencileri seferber oldular. Herkes heyecanla  yazı yazmaya başladı. Şiir yazanlar, özlü sözler araştırıp getirenler, eğitici makaleler bulanlar, anne-babaya öğütler, muzip fıkralar ve çeşitli görseller…

Oluşturduğumuz öğretmen ve öğrencilerden içinde bulunduğu seçici kurul, tüm dokümanları tasnif etmeye başladı. Ayıklamalar özenle yapılıyordu. Kimsenin kırılmaması önemliydi. Bir taraftan da gazetenin maliyetini de karşılamak için reklam arayışları da sürdürüldü. Okulun bütçesi bu iş için uygun değil. Gazetenin tüm sayıları reklamlar sayesinde finanse edilmişti. Okula tek kuruşluk yük çıkmamıştı. Tabi bu durum okul müdürünü de bayağı memnun etmişti. Yayınlanması uygun bulunan tüm ürünler dosyalandı. Tabi o yıllar bilgisayar etkin değildi. Belleğe kaydet getir deme imkânımız da yoktu. Dosya kağıtlarına yazılmış tüm yazılar matbaaya götürülüp yeniden yazılıyordu.

Mizanpajı , tashihi ve öne çıkarılması gereken yazılar, şiirler, kullanılacak görsellerin sayfa üzerindeki konumları ve bunun için ayrılması gereken zaman!.. Akşam saatlerini buna ayırmıştım. Şimdilerde matbaacılığı bırakan Gani Özgül’ün desteğini yadsıyamam. Özgül Matbaası’nda her akşam çalışıyorduk. Sık sık değişikler yapınca sinirler de geriliyordu. Ama yapılan işe önem verenlerle çalışıyor olmak ayrı bir heyecandı. Gani Özgül, bilgisayarını ve matbaasını çıkaracağımız gazeteye emanet etmiş gibiydi. Nursel isimli çalışanı bize iyi katlanmıştı, sabırlıdı.

Gazete baskıdan çıktı. Okula getirildi. Herkes, özellikle de öğrenciler çok heyecanlıydı. Okula, mahalleye ve çevredeki işyerlerine, okul müdürlüklerine, Milli Eğitime, her yere dağıtımı, tanıtımı öğrencilerce ve öğretmenlerce yapıldı. Sonraki yıllarda da bu devam etti. Dergi formatına dönüşen gazetemiz renklendi. Kapağı renkli çıkarıldı ve reklamlar, destekler de arttı. Eğitimmehmet-koc-3 Fakültesinin öğrencilerinin de yazı ve tanıtım alanında katkısıyla üniversiteye de giren ‘Öğrenci Gözüyle Bakış’ gazetesi altı sayı çıkarılabildi.

Bu sırada mahalleye cami inşaatı da bitirilmek üzereydi. Velilerin katkısıyla okulun ihata duvarı da tamamlanmıştı. Okul yolu düz gider şarkısı da anlam bulmaya başlamış, öğrenciler asfalt yola kavuşmuştu. Okulun yanı başında bulunan ve ‘Kültür Merkezi’ İnşaat alanı yazan arazi ise kaderine terk edilmişti. Yıllar sonra Rektörlük binasına dönüşeceğini kim bilebilirdi.

Farklı bir uğraş ve öğrencilere basın-yayın anlamında birikim katan gazete çalışması Altınşehir İlköğretim okulunun mahallede önemini artırdı. Başarılı öğretmenlerinin gözle görünün hale gelmiş olması velilerin yönünü yeniden okula çevirmesine sebep oldu. Okulda ve il genelinde düzenlenen çeşitli yarışmaların haberleri ve öğrencilerimizin başarıları herkes tarafından bilinir hale geldi.

Çok yönlü bir eğitim-öğretim çabasının öğrencilerin derslerdeki başarısını da artırdığı aşikârdır. Bunun bilincini kazandırmış olmak, sosyal ve kültürel aktivitelerin kişilik gelişiminde etkili olduğunu özümsemek bir eğitimci olarak sınırsız bir haz verir insana. Öğrencilerin gülen yüzlerinde bulursun kendini. Birinci sınıftan aldığın minik bir çocuğun sekizinci sınıfa kadar ki fiziksel ve kişisel gelişimine tanık olmak, onların davranışlarını gözlemleyip onlara klavuz olabilmek ayrı bir psikolojik ve sosyolojik devinimdir. Salt başarıya odaklanmaktan ziyade, karnenin her daim yüksek not olması bir yana iyi bir insan olabilmektir aslolan. Öğretmenlerine, arkadaşlarına ve çevresine saygı gösterebilmek, hoşgörülü bir yaşamı ilke edinebilmek ve de mutlu olmak için hayatı sevebilmektir bütün mesele. Tüm renklilikleriyle ve güzellikleriyle özgüveni yüksek, dürüst ve değerlerine bağlı birer öğrenci olabilmektir beklenti.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: