Son Dakika
21 Ağustos 2017 Pazartesi
06 Ocak 2015 Salı, 09:49
Arif Çakmak
Arif Çakmak [email protected] Tüm Yazılar

Evet Bağımlıyım…

Evet Bağımlıyım…   Ben,  internet, bilgisayar, televizyon, telefon bağımlısıyım. Aynı zamanda, eski bayramlarında bağımlısıyım. Hani, her bayram geldiğinde televizyonların klasik muhabbeti olan eski bayramlar. Sunucu, yanındaki konuğuna eski bayramları sorar, oda uzun bir iç geçirerek anlatır. Eskiden şunlar yapılırdı, şöyle güzel yemekler hazırlanırdı, eş dost akraba ziyaretlerine gidilir. Bayram harçlıkları alınır, eller öpülür, kurban bayramı […]

Evet Bağımlıyım…

 

Ben,  internet, bilgisayar, televizyon, telefon bağımlısıyım.

Aynı zamanda, eski bayramlarında bağımlısıyım. Hani, her bayram geldiğinde televizyonların klasik muhabbeti olan eski bayramlar. Sunucu, yanındaki konuğuna eski bayramları sorar, oda uzun bir iç geçirerek anlatır. Eskiden şunlar yapılırdı, şöyle güzel yemekler hazırlanırdı, eş dost akraba ziyaretlerine gidilir. Bayram harçlıkları alınır, eller öpülür, kurban bayramı ise kurbanlıklar kesilir, konu komşuya dağıtılır falan filan.  Kendimi bildim bileli hep o eski bayramlar anlatılır. Hep büyülü bir hava yaratılmaya çalışılır. İşin aslı bu büyülü bayramları kaç kişi yaşadı bilmem ama dedemin yaşamadığı kesin. Bir keresinde boş bulundum eski bayramları dedeme sordum. Sormaz olaydım. Yaklaşık iki saat anlattı. Yaşadığı sefaleti, on beş çocuğa bakamamanın sıkıntısını, veremediği harçlıkları, kesemediği kurbanları, alamadığı elbiseleri… Daha neleri. Yani işin özü dedem hiçbir bayramı televizyondaki gibi ah o eski bayramlar formatında yaşayamamış.

Neyse,  bu yazımda teknolojik bağımlılıktan bahsedecektim aslında. Çoğumuzun farkında bile olmadığı.

Her dönem kendine göre bir bağımlılık durumu ortaya çıktı.  Örneğin 30 ila 35 yıl önce en çok konuşulan bağımlılık televizyon idi. İlk teknoloji bağımlılığı da, ilginçtir bu döneme rastlar. Dönemin mağdurları, televizyonun, insanlar arasındaki muhabbeti yok ettiği, insani ilişkilerinde azaldığından şikâyetçi idi. Tabi bahsettiğim dönemde sadece TRT 1 kanalı vardı. O da gecede 3-5 saat 19.00 ile 23 ya da 24 saatleri arasında yayın yapıyordu. Üstelik her evde de yoktu. Televizyonu olan evler bol miktarda misafir alıyordu. Misafire ilk gıcık bu dönemde başladı. Sonra gıcık olunan misafirler yine ev sahibine gıcıklık olsun diye televizyonlar almaya başladılar. Siyah beyaz ama mavi cam ekran koruyuculuğu olanlarından. Tabi regülatörü de unutmayalım (akım koruyucusu).  Malum, elektrik henüz tam kontrol altında değildi. Arada sırada tansiyonu çıkıyordu. Birçok cihaz bu yüzden yanmıştı. Misafirliğin formatında farklı bir şeyler gelişti. Artık insanlar aynı dizi ya da programları birlikte seyretmek için birbirlerini ziyaret etmeye başladılar.

1990 lı yılların sonuna doğru hayatımıza cep telefonları girdi. Ama ne giriş. Hepimizde koca koca telefonlar. Çalmasa da hava atmalar. Zenginlik gösterileri. Derken biri telefona oyun eklemeyi akıl etti. Ha, işte hepimizin fişinin çekildiği an gelmişti. Yılan oyunu çılgınlığı başladı. Sonra yahu bunlara bir de kamera eklesek ne olur denildi. Denilmez olaydı. Son şarjımızın da bittiğini düşündüğüm bir anda internet diye bir şey icat edildi. Baktım kurtulamıyorum. Saldım kendimi. Evet, itiraf ediyorum: ben bir bağımlıyım. Sizi bilmem ama ben öyleyim.

Peki ya siz?

Teknoloji bağımlısı olduğumuzu nasıl anlarız diye soracak olursak. Boş zamanlarımızı değerlendirmek için ilgilendiğimiz bir oyun, bir video kanalı, telefon oyunu ya da facebook, twitter gibi siteler artık hayatımızda boş zaman yaratma çabalarına yol açıyor ise kendimizi bir bağımlı olarak görebiliriz. Teknoloji kötü ya da yanlış bir araç değildir. Teknoloji bir güçtür ve bunu doğru kullanmak gerekir. Teknoloji bağımlılığının belirtilerini kendinize uyarlarsanız, ne derece bağımlı olduğunuzu anlarsınız. Örneğin günlük rutinlerinizi etkilemeye başladıysa, teknoloji kullanımını durdurmakta zorlanıyorsanız, Sürekli tekrarlayıcı teknoloji kullanımı isteği beliriyorsa, ulaşamadığınız durumlarda zorluk çekip sürekli ulaşma isteği çekiyorsanız. Kullanımı yüzünden uyku problemleri yaşıyorsanız. Sürekli teknoloji aletine temas etme isteği doğuyorsa ve bunlara rağmen sürekli içinizde bir huzursuzluk bir istek geliyorsa ve teknoloji yüzünden arkadaşlarınıza ve çevrenize daha az vakit harcıyorsanız geçmiş olsun sizde artık bir teknoloji mağdurusunuz.

Teknoloji bağımlılığı denilince sadece bilgisayarlar akla gelmemelidir. Televizyon, telefon, tabletler, Play Station gibi oyun konsolları vs. bunları her biri sayılabilir. Görülme sıklığına bakıldığında ise daha çok gençlerde ve çocuklar olduğu düşünülebilir ama yapılan araştırmalarda yetişkinlerde de oldukça fazla görüldüğü saptanmıştır. Saatlerce televizyon karşısında vakit geçiren birisi de teknoloji bağımlılığına yakalanmıştır diyebiliriz. Çocuklarda daha çok oyun bağımlılığı şeklinde karşımıza çıkmakta. Genel olarak yorumlayacak olursam; teknoloji bağımlılığı, teknolojiyi hayatımızda konumlandırmamız ile doğrudan ilişkilidir. Teknoloji bağımlılığı gelişen dünyanın ihtiyaçları ile doğrudan ilişkili bir durumdur. Teknoloji hayatımızın içerisine o kadar girmiştir ki durumumuzun bağımlılık olup olmadığını anlamamıza dahi olanak vermemektedir. Teknoloji hayatımıza bu kadar entegre olmuşken ve hayatımızda bu kadar yeri varken Teknolojiyi bağımlılık haline getirmemek oldukça zordur.

Bir de sosyal medya çıktı başımıza.

Sosyallik neydi? Asosyal insan var mıydı? Her şey farklı bir anlam kazanmaya başladı. İşin birde psikolojik ve vücut yapımızın bozulması yönü var. Günümüzde artık sosyal olmak, fiziksel ortamda gerçekleşen bir durum olmaktan çıkmıştır. İnternet ortamındaki sosyallik kişide içine kapanıklığa ve asosyalliğe sebep olmaktadır. Bu tür psikolojik problemlerin dışında; çok fazla televizyon karşısında vakit geçirmek, bilgisayar başından kalkmamak, bel ağrıları, göz bozuklukları, omurgada kamburluk dediğimiz deformasyonlar görülebilmektedir. Çocuklar da bu tür teknoloji bağımlılıkları sorumsuz ve saldırgan davranışlar, yalan söyleme gibi alışkanlıklara neden olabilmektedir.

Üniversite öğrencileri arasında yapılan bir araştırmaya göre;
Yoksunluk durumu; bağımlı öğrencilerin % 74,5’inde saptanırken bağımlı olmayanların % 10,5’inde saptanmıştır. İnternette geçirdiği zamanı gizlemek için yalan söyleme; bağımlı öğrencilerin
% 38’inde saptanırken, bağımlı olmayanların % 4’ünde saptanmıştır.  İnternette geçirdiği zamandan suçluluk duyma, bağımlı öğrencilerin % 33’ünde saptanırken, bağımlı olmayanların % 4,3’ünde saptanmıştır.

Teknoloji, bize verilmiş çok önemli bir lütuftur. Doğru kullanılmadığında, herkes için bağımlılık yapan ve hayatımızdan çalınan zamandır. Unutmayın biyolojik ömür saatiniz geri sayıma devam ediyor.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: