Son Dakika
17 Ekim 2017 Salı
26 Ağustos 2016 Cuma, 08:31

ENGELERLE DOLU HAYAT Hayat engeller, engebelerle doludur, ancak kararlı insanın aşamayacağı engel ve engebe yoktur. Hayat bir bakıma kendimizle  ve hayatın olumsuz koşullarıyla mücadeledir. Kâinatın Efendisi, önüne çıkan engel ve engebeleri güçlü irade ve kararlılığıyla yenerken, ümmete de bir bakıma örnek oluyordu. Geceler gündüze, kışlar baharlara gebedir. Dert görmemiş, bela bulmamış, hayatın sıkıntılarına maruz kalmamış […]

ENGELERLE DOLU HAYAT

Hayat engeller, engebelerle doludur, ancak kararlı insanın aşamayacağı engel ve engebe yoktur. Hayat bir bakıma kendimizle  ve hayatın olumsuz koşullarıyla mücadeledir.

Kâinatın Efendisi, önüne çıkan engel ve engebeleri güçlü irade ve kararlılığıyla yenerken, ümmete de bir bakıma örnek oluyordu.

Geceler gündüze, kışlar baharlara gebedir. Dert görmemiş, bela bulmamış, hayatın sıkıntılarına maruz kalmamış insanların saf ve duru bir hayata ulaşması da mümkün değildir.

Olaylar karşısında diklenmeden dik durmak, hayatı akışına bırakmadan engebeleri aşmak, insana hep yeni zaferler kazandırır.

Hz. Adem’in yaşadığı darlık ve sıkıntılar, bütün peygamberlere de yol gösterici olarak rehberlik yapmış, nümunei imtisal olmuştur.

Hz. Yunus’un balığın karnında denizin dalgalarıyla boğuşması, ama hiç kimseyi değil, sadece kendi nefsini suçlaması ve Yüce Yaratana sığınması onu selamet sahillerine kavuşturdu.

Hz. Yusuf’u kuyuya atan kardeşleri, onu büyük bir nefis mücadelesi ile baş başa bıraktılar. Yusuf kardeşlerini de suçlamadan kadere teslim olmanın mükafatı olarak Mısır’a sultan oluyordu.

Tarih, yaşanmış bitmiş, gelmiş geçmiş olaylar yığınından oluşmuş koca bir mezarlık değil, sürekli yaşayan ve insanların görme ve değerlendirme derecelerine göre istikbali gösteren bir pusuladır.

Tarihin tekerrürden ibaret olduğu zehabına kapılanlar, büyük bir yanılgı içinde olduklarını da kabul ederler aslında.

İbret alınmadığından tekerrür ettiğini de bilen bütün ehl-i hak ve hakikat, tarihin yol göstericiliğini de teslim ederler vicdanlarında…

Dün tarihe altın sayfalar açtıran ve isimlerini altın harflerle yazdıran bu milletin kahraman ecdadı, bu gün de aynı basireti ve duyarlılığı göstererek destanlar yazmaya kadirdir.

Atının üzengisini dahi düşmanına öptürmeye tenezzül etmeyen ve onların derekesine düşmeyen bu aziz milletin dem ve damarlarında dolaşan asil kan her zaman kahramanlık destanları yazmaya müheyyadır.

Kavgayla, zorlamayla inançlar ve fikirler değiştirilemez. Etrafımızda dolaşan şeytanın askerlerini, Nemrut’un torunlarını görüyor musunuz?

İçte ve dışta ülkemizi ablukaya almak için yapılan planların ne kadar zalimane olduğunu ve ne kadar sinsice hareket edildiğine bir  bakıyor musunuz?

Biz bu dünyadan nereye göçelim ya Muhammed ! / Dilleri sayfalar, satırlar, Ebu Leheb öldü diyorlar.

Ebu Leheb ölmedi ya Muhammed ! / Ebu Cehil kıt’alar dolaşıyor!::

Asr-ı saadete gebe olan cahiliye döneminde bir tane Ebu Leheb vardı. Yine o devirde bir tane de Ebu Cejhil vardı. Ve Kâinatın Efendisi ile beraber, bütün inananlar onları tanıyorlardı.

Günümüzde aramızda dolaşan ve sürekli yollarımıza engel ve engebeler çıkaran Ebu Leheb’ler ise bir tane iki tane değil, belki binlerce, milyonlarca boy gösteriyorlar.

Hem önceki Ebu Leheb’ler, Ebu Cehiller her kes tarafından tanınıyor, biliniyor ve tedbirler alınıyordu. Oysa günümüzdeki Ebu Leheb’lerle mücadele çok zorlaştı. Çünkü tanımıyoruz, bilmiyoruz.

Çünkü çok değişik isim ve ünvanlarla kendilerini kamufle edebiliyor ve maalesef ümmetin arasında kol gezebiliyorlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: