11 Mayıs 2015 Pazartesi, 09:31
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

En ırkçı seçim, bu seçim!

En ırkçı seçim, bu seçim!   7 Haziran seçimlerini herkes farklı farklı değerlendirecek ve ben de mutlaka birçok açıdan değerlendirmeyi sürdüreceğim ama “ırkçı bir seçim” olacağı aklıma gelmezdi. Ama bu seçim, tam anlamıyla ırkçı bir seçimdir, faşist bir seçimdir. Parti farkı gözetmediğimi en baştan söyleyeyim. Hatta lafa geldiğinde “globalleşen dünyadan..” diye başlayanlar da, Duvarların yıkıldığından […]

En ırkçı seçim, bu seçim!

 

7 Haziran seçimlerini herkes farklı farklı değerlendirecek ve ben de mutlaka birçok açıdan değerlendirmeyi sürdüreceğim ama “ırkçı bir seçim” olacağı aklıma gelmezdi.

Ama bu seçim, tam anlamıyla ırkçı bir seçimdir, faşist bir seçimdir.

Parti farkı gözetmediğimi en baştan söyleyeyim.

Hatta lafa geldiğinde “globalleşen dünyadan..” diye başlayanlar da,

Duvarların yıkıldığından bahsedenler de,

Sınırlar kalksın, herkes kardeş olsun diye nutuk atanlar da,

Türk-Kürt kardeştir, ayıran kalleştir diye tempo tutanlar da,

Alevi-Sünni ayrımına şiddetle karşı çıkanlar da,

Mezhepçilik yapanlar da,

Irkçılık yapmadıklarını söyleyip, Türkçülük veya Kürtçülük yapanlar da,

Bırakın ırkçılığı “kendi partilisinin dünyanın en iyi insanı” olduğuna inananlar da,

Bütün söylemleri ırk olanlar da,

Bütün çabaları, bütün dertleri, bütün sevdaları faşist bir anlayıştan öteye gitmeyenler de,

Bazen bayrak, bazen bir renk, bazen bir slogan, bazen bir işaretle dünyayı yaşanılır yer haline getireceğini düşünen saftirikler de,

Heykel faşistleri de,

Hayatı boyunca ıslık çalıp dünyayı kurtaran, sonra da alkışla ülkeyi dönüştüreceğini düşünenler de,

Hepiniz ırkçısınız hem de süzme…

***

7 Haziran seçimleri yaklaşırken, partilerin mitinglerini izliyorum.

Sloganlarına, söylemlerine, halka vaatlerine bakıyorum.

Sadece bir parti değil, bütün partilerin “ırkçılığa” sarılma şekillerini denize düşüp, yılana sarılmak olarak alıyorum.

Ama denize nasıl düştükleri, yılan olarak ırkçılığı nasıl seçtikleri anlaşılmıyor.

Çözüm sürecinde PKK’nın silah bırakmasının arifesinde sertleşen mesajlar, bu seçimi atlatmaya dönük olduğunu düşünüyorum.

Eğer bir tarafta Türkçülük siyaseti yapılıyorsa, Kürtçülük siyaseti de kaçınılmaz biliniyor olmalı.

İlla ırkçılık yapılması gerekiyor ki, tabandan oy alınabilsin.

MHP ve HDP’den sonra CHP’de ırkçı söylemlere başladı.

AK Parti de bütün bunlardan geri durmadı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, gittiği her mitingde “ezan, bayrak, diyanet” üçlemesiyle oy istiyor.

Baskıların eksik olmadığı Kemalist idareden bugünlere gelen insanlar da yeni bir baskıya tahammül edemiyor.

Ancak bunun tehlikesi, milliyetçiliğin önce ırkçılığa, sonra da faşistliğe kadar uzanacak boyutta olmasıdır.

Bütün partiler faşist bir anlayışla söylemlerini sertleştirdiklerini, “sadece biz” algısını yaydıklarını ve sadece kendilerini özgürleştirecek vaatler verdiklerinin farkında değiller.

7 Haziran’ı halk mahkemesine benzeten var; İstiklal Mahkemesi diyeydiniz bari, geleni asar, gideni keserdiniz…

8 Haziran’da bir hesaplaşmaya gitmek isteyenler var; geleni asıp, gideni kesecekler gibi bir tavırdalar.

8 Haziran sabahı hesap soracaklar var, yasaklayacaklar var, kaldıracaklar var ama özgürleştireceklerine dair en ufak bir emare yok.

Yeni anayasa yok, demokratikleşme yok, özgür bir yaşam yok, inanca saygı yok, iyi bir yaşamın garantisi yok, insanca yaşanacak bir plan, bir proje, bir çaba yok.

Hepsi seçime kadar bir hedefe sahip, seçimden sonrasına Allah kerim…

Bütün hedef, kendi tabanını dünyanın en üstünü göstermek…

En iyisini bizim parti bilir.

En iyisini bizim parti yapar.

En iyisini bizim parti getirir ve en iyisini bizim parti yasaklar.

Özgürlük vaadi yok, bunların arasında.

İnsanca yaşam yok, inançlara saygı yok, farklılıklara güven yok.

8 Haziran sabahı oy verdiğimiz parti iktidara gelirse bize yaşama şansı var, değilse yok.

Bu çok tehlikeli bir siyasi anlayıştır.

Eleştirmeye korkuyorsun, yanlışlıklarını haykırmaktan ürküyorsun; herkes burnundan soluyor ve herkes kendisini hatasız biliyor.

Hepiniz hatalısınız, üstelik hepiniz ırkçısınız ve bu gidişle hepiniz faşist bir kimliğe bürüneceksiniz.

Gel de bu seçimde gönül rahatlığıyla oy ver…

 

Tweetimden seçmeler

Ardından hiç dua edenin olmadan bir yaşam sürmek, yaşamların en rezili olsa gerek. Karşılığı yüce makamlar olsa bile; gitti geberdi demek!

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: