13 Mayıs 2017 Cumartesi, 11:04
Emrah Yıldırım
Emrah Yıldırım [email protected] Tüm Yazılar

Emperyalist ABD’nin Habis ve Menfaatperest Teknikleri

Emperyalist ABD’nin Habis ve Menfaatperest Teknikleri

 

Dünya üzerinde en çok silah satan 5 ülkeye baktığımızda: 1.ABD 2.Rusya 3. Fransa 4.İngiltere 5.Çin ve hemen ardından Birleşmiş milletler güvenlik konseyi daimi 5 ülkesi ise: 1.ABD 2.Rusya 3.Fransa 4.İngiltere 5.Çin.

Tilkiyi tavuk kümesine müdür yapmışlar. Maaş ne istersin deyince; Tilki; “Gülmekten konuşamıyorum. Ne verirseniz razıyım demiş. Hem dünyadaki barışı sağlamak için cemiyet kurup ve o cemiyetin başındalar ama dünyada ki tüm olumsuzluk ve savaşların nedenleridirler. Uluslar arası barış ve güvenlik adına tek bir şey yaptıkları yok ve dünya’da daha çok huzursuzluk yaratmaktadırlar. Ülkeler arasında ki iyi ilişkiler oluşturulmak için kurulmuştur ama şimdi Dünya’ya baktığımız da iyi ilişki değil hiçbir ülke arasında ilişki kalmamış durumda menfaat sağ olsun. Uluslar arası ekonomik, kültürel, sosyal işbirliğini oluşturmak sağlanmak değil de bozmak yok etmek için kurulmuştur. Toplumlara baktığımız da bir yandan ekonomi, refah seviyesi çok yüksekken diğer yandan açlıkla, sefaletle mücadele vermekteler. Kültürlerin hızla yok olma herkesi kendi kültürlerini kabul ettirme, öğretme yolunda çabalarken milletleri en kolay şekilde yok etmeyi becermiş durumdalar. İnsanların sorunlarını çözme değil de daha çok sorun oluşturma, temel hak ve özgürlükleri kısıtlama, insanın hayatını devam ettirmesi için en önemli olan yaşam hakkını dahi yok etmektedirler. Vietnam’ı işgal etmeyeceğiz. Halkına zulmeden bir iktidara karşı Vietnamlıları koruyacağız. 1975 Vietnam’da 1.8 milyon insan öldü. Niyetimiz Afganistan’da barış, adalet ve özgürlük götürmektir. 2001 Afganistan’da 730.000 insan öldü. Niyetimiz Irak’taki kimyasal silahları imha etmek, Irak’a barış, adalet ve demokrasi götürmektir. 2003 Irak’ta 2 milyon civarı insan öldü. ABD’nin ulusal güvenlik çıkarları için Suriye’ye müdahale edeceğiz. 2013 ölü sayısı henüz bilinmiyor. Bu çıkarcı, namuzsuz tarihi, yeri, sopu belli olmayan adilere fırsat vermeyelim bizi Türk-Kürt diye oyalayıp bizleri de yok etmesin gün bugün birlik vaktidir. Bizi zafere götüren temel ilke ise, sevgi ve birliktir.

Ortadoğu coğrafyasında bir anda radikal-tekfirci, sözde İslamcı bir örgütün kurulmasının önü açılır. Bu örgüt çok geçmeden “Hilafetini” ilan edip bir “İslam devleti” kuruduğunu söyler ve “cihad” çağrısı yapar. Aradan çok kısa bir zaman geçmeden örgütün orijinal çekim “kafa kesme, adam yakma”  videoları yayınlanır ve bir güç tarafından tüm dünyaya servis edilir. Amerika ve Avrupa kanallarında örgütün canilikleri, vahşeti anlatılır durulur. Tüm bunların arka planın da ise şunlar vardır: Bir, özellikle Avrupa ve Amerika’da Müslüman olanların sayısı artmaktadır. Bunun önüne geçmek için sözde İslamcı bir örgütün canilikleri anlatılarak, örgüt üzerinden İslam’ın kötü bir din olduğu algılara yerleştirilir. Müslüman olmalarının önüne geçilir.  İki, “İslam devleti ve cihad” kavramları bu vahşi örgütle bağdaştırılıp bilinçaltlarına kötü kavramlar olarak yerleştirilir. Artık bu kavramları duyunca canilik ve vahşet aklınıza gelir. Bu operasyonda “küresel odakların” varlığından haberiniz bile olmaz. Suriye’de yaşanan İşid olaylarına baktığımızda Dünya üzerinde İslam’a girenlerin sayısında düşme olduğunu görüyoruz. Ve sizlere bir yaşanmış hikâyeyi anlatmak istiyorum: İşid üyesi, Hristiyan bir çiftin arabasını durdurur ve direksiyondaki adama Müslüman olup olmadıklarını sorar. Hrıstiyan adam “Müslümanız” der. İşid üyesi; “Öyleyse Kuran’dan bir ayet oku” der. Hrıstiyan adam, İncil’den bir ayet okur. İşid üyesi; “Evet, doğru” der ve adamın yoluna devam etmesini söyler. Yola devam ederlerken adamın karısı:”Nasıl böyle bir riski göze alabilirsin? Neden Müslüman olduğumuzu söyledin? Yalan söylediğini anlasalardı her ikimizi de öldüreceklerdi.” Diye şikâyet eder. Kocası: “Meraklanma Kuran-ı bilselerdi masum insanları öldürmezlerdi” diye yanıtlar.

Çok meşhur bir doktor bir anda televizyonlara çıkarılır ve “Eğer kafanız çok ağrıyorsa beyin kanaması ve kalp krizi geçirme olasılığınız var” der. Bunu birçok kiralık gazetede yayınlarlar ve televizyonlarda reklam olarak oynatırlar. Bunu dinleyen veya okuyan insanlar soluğu hastanede alır. Doktorun reçeteye yazacağı ilaç ise “ilaç lobisi” tarafından çoktan belirlenmiştir bile. Meşhur doktora, ilaç lobisi tarafından insanları hastaneye gitmelerini teşvik etmek için verilen paradan haberiniz bile yoktur. Kendi ülkesinde hastalık, kanser oranı hemen hemen yokken (İsrail) bize sattığı hormonlu meyve ve bitkileriyle biz insanların en önemli olan sağlıkarımızı elimizden almaktadırlar. Sonra da ürettikleri ilaçları bu sayede bize kolayca satmaktadırlar. Bayanların kilolarını bahane edip, yaşlıların diz-eklem ağrılarını bahane edip bizleri uyutup kendi oluşturdukları hastalığın ve kendi ürettikleri ilaçları bize satmaktadırlar.

Müziklerden türkülerden devam edersek yazacaklarımı lütfen dikkatli okuyun:

Zeytinyağlı yiyemem aman,

 basma da fistan giyemem aman. 

Senin gibi cahile, 

ben efendim diyemem aman.

 

Zeytinyağı ile ilgili şarkıyı ve şarkının sözlerini çoğunuz duymuşsunuzdur. Peki bu şarkının yazılma nedenini ve ülkede propaganda amaçlı kullanıldığını bilen var mıydı? Maalesef bilen sayısı ise ne yazık ki çok az.

  1. II. Dünya savaşı’nden sonra Amerika’nın yeryüzündeki gücünü iyice pekiştirmeye başlamasıyla birlikte bazı ülkeleri kısmen sömürmek maksadıyla Marshall Yardımı kapsamında bu ülkelere yardım gönderdiğini biliyoruz.
    Yardımda Türkiye de var. bu yardım kapsamında Amerika, bize çeşitli hediyeler sunarken aynı zamanda yiyecek-içecek paketi de yolluyor. bu pakette okullarda küçük çocuklara dağıtılmak suretiyle yola çıkarılan süt, çikolata, yumurta gibi temel gıdalardan tutun da mısırözü yağına kadar her şey var… İşte ayrıntı burada Amerika, elinde biriken mısırözü yağını; zeytin cenneti Türkiye’ye satmak için 40 takla atıyor ve başarılı da oluyor. Bunlarla da yetinmiyor adamlar ve işte bugün bile hala sağda solda duyabildiğimiz bu şarkı yazılıyor… Böylelikle eskiden bu yana bizim milletimizin damarlarını bunu yağla kapatıyor sonra da ülkemizde her geçen gün kalp ve damar tıkanıklığından birçok insanımıza zarar ve ölümle baş başa bırakabiliyor.

Dikkat buyurursanız sözlerde Türk insanı da aşağılanıyor:

”senin gibi cahile, 

ben efendim diyemem aman.”

Efendi kim? köylü.

“Köylü milletin efendisidir.”

Yani: senin gibi köylüye ben efendim diyemem…

Okuduğunu bile anlamaktan aciz yurdum insanı bu şarkıda geçen sözleri anlar mı? Daha doğrusu anlamış mı? Bugün hala kahvaltılarda, yemeklerde paket paket hazır ve yapay katı yağlar kullanılıyorsa anlamamış… İşte ”bir ülke nasıl sömürülür?” sorusunun cevabı bu şarkıda gizli.(türkü demeye dilim varmıyor, bu yüzden hep şarkı dedim.) Ne mutlu bunu dinleyip, araştırmadan göbek atanlara!

O öyle bir Batı ki:

Silah satar, barış ister.

Virüs yayar, ilaç satar.

İnsan öldürür, insan haklarını savunur.

İşgal eder, demokrasi der!

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: