29 Eylül 2014 Pazartesi, 07:12
Hamza Çelenk
Hamza Çelenk [email protected] Tüm Yazılar

Emin Olmak İstiyoruz

Emin Olmak İstiyoruz   İnsan davranışları ile vardır. İnsanı insan yapan bu davranışlarının toplumsal hayatta bir güvene karşılık gelebilmesidir. Günlük hayatta güven vaat eden davranışlarda bulunmayan toplumun ve bireylerin rahat olması söz konusu değildir. Güven vaat edecek davranışların en belirgini adil olmaktan geçer. Adil olma gündelik hayatın olmazsa olmazıdır. Her şeyin çok kirlendiği zaman diliminde […]

Emin Olmak İstiyoruz

 

İnsan davranışları ile vardır. İnsanı insan yapan bu davranışlarının toplumsal hayatta bir güvene karşılık gelebilmesidir. Günlük hayatta güven vaat eden davranışlarda bulunmayan toplumun ve bireylerin rahat olması söz konusu değildir.

Güven vaat edecek davranışların en belirgini adil olmaktan geçer. Adil olma gündelik hayatın olmazsa olmazıdır. Her şeyin çok kirlendiği zaman diliminde kirlikten uzak tutulması gereken kavramaların ilkidir adalet kavramı. Çoğu zaman bize basit gelen bir tavrın aynı ortamda bulunan diğer insanlara ne tür rahatsızlık verdiğini bilmemiz gerekir. Kimi küçük uyanıklıklar toplumsal hayatta büyük olumsuzluklar oluşturur. Kimi uyanıklık belki bir iki kişinin gönlünü hoş eder lakin bir sürü insanın rahatsız eder.

Onun için emin olmak istiyoruz.

Yolda,

Evde,

İşyerinde,

Bakkalda,

Markette,

Hastane de ve her yerde birbirimizden emin olmak istiyoruz.

Hastanede sırada beklerken, birilerinin gözümüzün içine baka baka sıramızı gasp etmesine içeriden birilerinin engel olmaya çalıştığından emin olmak istiyoruz. Oradaki sekreterin veya doktorun böyle bir şeye meyil edeni uyardığından, kaçıncı göbekten ne tür tanışıklığı bilinmeyen insanları kayırmayacağından emin olmak istiyoruz.

Bakkalımızın, manavımızın bize malını satarken iki sağlama bir çürük eklemeyeceğinden emin olmak istiyoruz.

Okulda falanların çocuklarının değerlendirilmesinde çocuğumuzun hukukunun ayaklar altına alınıp kanaat değerlendirmelerinde hak etmedikleri halde bizim çocuktan yüksek not verilmediğinden emin olmak istiyoruz.

Trafikte arkamızdaki ve önümüzdeki araçtan emin olmak istiyoruz. Sürücülerin ne zaman sollayacağını bilen, yol hakkımızı ihlal etmeyen, yayalara öncelik veren, asgari ortak kurallara uyan bireyler olduğundan emin olmak istiyoruz

Cezada ve ödüllendirmede her türlü insani ilişkide birilerinin kayrılmayacağını veya birilerinin haksız bir şekilde mağdur edilmeyeceğinden emin olmak istiyoruz.

Birilerinin arkamızda söyledikleri şeyleri gözümüzün içine bakarak ta söylediklerinden emin olmak istiyoruz.

Dostlarımıza ve arkadaşlarımıza verdiğimizin emaneti aynı şekilde alacağımızdan emin olmak istiyoruz.

Ederim, yaparım ile sonlanan cümlelerin gereğinin yerine getirildiğinden emin olmak istiyoruz.

Toplumda yaşanan bir sürü ufak tefek hal, hareket ve olay devasa büyük olayların küçük parçaları olduğundan; küçük parçaları bozuk olan bir bütünün kendisinin de sorunlu olacağı bilindiğinden büyük parçaya zarar getirmemek için birbirimizden emin olmak istiyoruz.

Küçük şeylerin ahengi erdemli toplumlar oluşturur. Küçük insanların uyanıklığı bizi biraz daha insanlıktan uzaklaştırır. Önce bakacağımız yer kendimiziz. Biz, günlük hayatın en ufak bir ayrıntısında dahi adaleti istesek toplumda da adalet oturur. Onu için “ben” in tek olumlu göründüğü yer önce “emir olunduğun gibi dosdoğru ol” dur. Yani “ben”in doğruluğu hepimizin doğruluğudur. Ayrıntıda doğru olmayan bütünde hiç doğru olmaz.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: