Son Dakika
13 Aralık 2017 Çarşamba
10 Ağustos 2016 Çarşamba, 08:39
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

EKMEĞİNİ TERİNE BANIP YEMEK

EKMEĞİNİ TERİNE BANIP YEMEK

Karanlığa küfretmek, acizliğin ifadesidir. Her karanlığı aydınlığa çeviren bir ışığın parıltısı sende de bulunmalıdır.Hem küfretmek neden? Sen de bir mum yakarsan ortalık ışıl ışıl olur.

Bütün karanlıkların arkasında en aydınlık gündüzler vardır. Her nimet bir külfetin karşılığı değil midir? Külfete razı olmayanlar, nimetin kıymetini anlamayanlardır.

Kim demiş elleri cebinde olan insanların merdivenleri yüz akıyla tırmanıp başarı zirvelerine oturacaklarını?  Sefayı sürenler, gecelerini gündüzlerinden ayırt etmeyenler değil midir?

Dehâ sahibi insanların elde ettikleri marifetleri çalışmalarının sonucu değil midir? Sebatla çalışmadıktan sonra kendiliğinden gelen başarılar kısa zaman sonra yok olmaya mahkumdur.

Can sıkıntısı çekenler, kötü alışkanlıklara mübtela olanlar, ve bir de yoksulluk çekenler, çalışmanın ne kadar kıymetli olduğunu bir bilebilseler!…

Can sıkıntısı bir beladır. Kötü alışkanlıklar yaşamı alabora eden tufanlardır. Yoksulluk, insanı köleleştiren, esirleştiren zincirin halkalarıdır.

Taş yerinde dura dura yosun tutar. En sert taşlar bile yerinde kalınca hiçbir işe yaramaz ve zamanla yosun bağlar. Ama yerinde yuvarlanan taş dahi yosun tutmaz.

Yüce Yaratıcı, havada uçuşan kuşun , denizin dibindeki balığın toprağın altındaki her yaratığın rızkını verir ama, getirip yuvalarına koymaz.

Kışın sıcakta oturup keyif çatan karıncanın, soğukta üşüyüp aç kalan ağustos böceğinden farkı, yaz aylarında çalışıp terlemesidir.

Ekmeğinin üzerine terini akıtan çöldeki amelenin, terine ekmeğini banıp yemesi, rızıkların en helali ve en lezzetlisidir.

Kul işini yapmalı, ve Yaratıcının işine karışmamalıdır. Sadece işini en iyi yapanların rızıklarının arkalarından geldiğini görmeleri ne büyük bir bahtiyarlıktır.

Bir yerde bir faaliyet varsa, ufak tefek yanlışlıklar mukadderdir. Bir yerde hiçbir faaliyet yoksa orada yanlışlıklar da söz konusu değildir.

Birileri hiç yanlışlık yapmamışsa, hiçbir eksik, hata yapmamışsa, o kişi hiçbir iş de yapmamış demektir. Faaliyet olan yerde yapılan hata ve yanlışlıklar zamanla düzelir.

Kışın yenebilecek nimetin sonbaharda ekilmesi, ilkbaharda sulanması, yazın biçilmesi, güzün öğütülmesi gerekir. Sürülmeyen tarla, ekilmeyen tohum başak vermez.

Tembelliğin verdiği rahatlık , çalışmanın verdiği lezzetten daha tatlı değildir. Tembelliğin verdiği zevk, gelip geçicidir, arkasında çile ve ızdırap vardır.

Hareketli olan demir pas tutmaz. Işıldamasını istediğimiz demirin hareket halinde olması için en azından yerinde kımıldatmamız gerekir.

Ekilmeyen ekinin başak vermesi  adetullah’a aykırıdır. Dileklerin kabul olması için dilemek ve dilenmek gerekir. Niyaz ve tazarru her derdin devasıdır.

Taşı toprağı altın olan mekanların, çalışanı, çabalayanı olmazsa ne taşı altın olur ne de toprağı…Çalışanlar ise ekmeğini taştan çıkarırlar.

Ektiğin kadar biçersin. Mercimek ekip, pirinç biçen görülmemiştir. Ya da arpa ekenler hiçbir zaman buğday biçmemişlerdir. Tarlada izi olmayanların harmanda gözü olmamalıdır. Veselam…

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: