Son Dakika
23 Ekim 2017 Pazartesi
30 Aralık 2016 Cuma, 08:10

Ehl-i Kalem Ben yazar veya şairleri yani sözün sultanlarını üstlendikleri rollere göre ikiye ayırıyorum. Kimileri yaşadıkları dönemin insanlarına, onların yaşayışlarına, yaşadıklarına, duygularına, düşüncelerine, hayallerine, meramlarına ayna tutup kabiliyetleri kâbilince tercüman olmakla, yani sadece şahitliklerini dile getirmekle yetinmiş, yani bir nevi yaşadıkları zamanın fotoğrafını çekmiş; kimileri ise bununla yetinmeyip gördüğü her meselenin mes’uliyet gerektirdiği şuuruyla hareket […]

Ehl-i Kalem

Ben yazar veya şairleri yani sözün sultanlarını üstlendikleri rollere göre ikiye ayırıyorum. Kimileri yaşadıkları dönemin insanlarına, onların yaşayışlarına, yaşadıklarına, duygularına, düşüncelerine, hayallerine, meramlarına ayna tutup kabiliyetleri kâbilince tercüman olmakla, yani sadece şahitliklerini dile getirmekle yetinmiş, yani bir nevi yaşadıkları zamanın fotoğrafını çekmiş; kimileri ise bununla yetinmeyip gördüğü her meselenin mes’uliyet gerektirdiği şuuruyla hareket etmiş, “İddian varsa yaşarsın; sen iddian, rüyan kadarsın.” diyerek mefkûresi çerçevesinde hakikat  ilminden nasipleri kâbilince insanlara yol göstermeye çalışmış, bir nevi sözleriyle sadece olanı değil, olması gerekeni de resmetmiş.. O saçlar ağartan, beller büken “teklif sırrı”nın hikmeti gereğince bireyin ve toplumun tekamülü için, tarih -özneleri farklı olgular etrafında- tekerrür etmesin için; hep acılar, felaketler öğretmeni olmasın insanın diye bin nasihat etmeyi evla görmüşler.. İşte onlardır kelâmın haysiyet olduğunu bilen ,ideaları olan, ütopyaları ve distopyaları olan; “Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için” diyen Yunus gönüllüleri, eşrefi mahlukat olanı esfele safilinden kurtarmaya çalışan; sanatın muhasebeleştirilmeyeceği bir dünya özleyen, dertli dolap misali “Dağda kestiler bezenim /Bozuldu türlü düzenim / Ben bir uslanmaz ozanım / Derdim vardır, inilerim” diyen bağımsız ruhlar..

“Dert, insana daima yol gösterir. Dünyadaki her iş için , bir insanın içinde ona karşı bir aşk, bir heves, bir dert olmazsa insan o işi yapamaz ve o iş dertsiz, zahmetsiz olarak ona müyesser olmaz.” diyor gönüller sultanı Mevlana.  Hakikati gören ve onu anlatma derdine düşen uslanmaz ozanlar..

Mesela “Ölenler göreve çağırıyorlar,” diyen Rus yazar Soljenitsin, “Milyonlarca ölü… her gün, her birisi göreve çağırıyor.  Onlar ölü.  Sen yaşıyorsun. Görevini yap. Dünya olan biten he rşeyi öğrenmeli… Görevini yap.  Nefretin ve zulmün cehenneme çevirdiği cinnet çukurunda  telef olan yüzbinlerin hiç değilse insan olduklarının kaydedilmesini sağla. Görevini yap.”

Bir başka örnek, sukut-ı hayaliyle Pitirim Sorokin:  “Birinci Dünya Savaşından sonra olan bitenin beni şaşkına çevirdiğini itiraf etmekten utanmıyorum,” diye başlar, “Beklediğim barışın tekâmülüydü, savaşın değil. Toplumun barış içinde yeniden düzenlenmesiydi, kanlı ihtilaller değil. Merhametti, kitle katliamları değil. Arıtılmış demokrasilerdi, otokratik diktatorya değil. Bilimin ilerlemesiydi, propagandanın ve gerçeğin yerine geçen otoriter sloganlar değil. Her cephede ilerlemeydi, barbarlığa geri dönüş değil.”

Ve haz, hız ve ayartının kucağında debelenen modern çağın insanına içine düştüğü acı gerçeği haykıran büyük düşünür Nietzsche: “Avrupa, ölüler evini andırıyor… Çöl büyüyor… İnsan, amacını yitirdi… Hayat bitti… Felsefemiz, ahlâkımız dekadansın (tefessühün, çöküşün) formlarına dönüştü.”

“Orijinal (özgün), doğrudan kaynağından veya mebdeinden fışkıran ve yan etkilerle kirlenmemiş bir su gibidir. Orjinallik (özgünlük) bu yüzden ilhamla ilgilidir, çünkü tüm orjinler mütealdir.”diyor  Martin Lings. Farklı diyarlardan, farklı dillerden ama aynı hakikat kaynağından aldıkları ilhamla beslenen kirlenmemiş ruhlardan aynı tonda çağıldayan ortak sesler bakın ne diyor:

“Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım. Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!” Mehmet Âkif.

“Hakikatı gören, başkaları farklı düşünüyorlar diye onu haykırmaktan çekiniyorsa hem budala, hem de alçaktır.” Defoe

Uzun süre Hece dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapan Hüseyin Su “Kalemin Yükü” adlı  kitabında, geçmiş yüzyılımıza ufku ve sorumluluk bilinciyle ışık tutmuş yazarlarımız hakkında “Her ne kadar farklı dillerle konuşsalar ve farklı edebiyat, sanat ve kültür anlayışlarına, siyasal düşüncelere öncülük etseler de hemen hepsi de umutlarıyla birlikte aynı dil ve düşünce yaralarını taşıyordu. Onlarda ve onlarla açılan bu yaraların çoğu, toplumsal bünyemizde hâlâ ince sızılarla kanamaya devam ediyor. Bu sorumluluğu fark eden kalemlerin yükü olarak dokunulmayı ve hâlâ sağaltılmayı bekliyor o yaralar.” diyor. Ben de kendinin, oluşunun, var oluşunun; bugüne evrilen dünüyle yaşadığı coğrafyanın ve bu coğrafyanın insanlarının sağaltılmayı bekleyen yaralarının farkındalığında olmaları için münhasıran öğrencilerimden birazdan adlarını zikredeceğim yazarları mutlaka okumalarını tavsiye ediyorum. Hayata, insana, yaşadığı iklime ve de âleme daha geniş bir ufukla bakabilmek için.. Şimdiden iyi okumalar.

Bir karakter abidesi ve bir çığlık olarak Mehmet Âkif,

Boyun eğmeyen ateşin dili Muhammed İkbal,

Düşünce, tarih ve bir coğrafya tasarımı olarak Büyük Doğu ve Necip Fazıl,

Türkçenin sürgün şairi Nazım Hikmet,

Bir tecdit olarak diriliş düşüncesi: Sezai Karakoç,

Türkiye’nin ruhunu arayan aydın Kemal Tahir,

Düşünsel, entelektüel, muhalif duruşuyla Nuri Pakdil,

Bereketli toprakların yazarı Orhan Kemal,

Bir sanatçı ve düşünür olarak Rasim Özdenören,

Yarınki Türkiye tasarımıyla Nurettin Topçu,

Bozgunda bir fetih düşü: Yahya Kemal Beyatlı,

Bir entelektüel tedirgin: Cemil Meriç,

Yedi güzel adamdan biri Cahit Zarifoğlu,

Araftaki aydın Ahmet Hamdi Tanpınar,

Bizi, insanları anlamak için Peyami Safa,

Gerçeğin içindeki efsanelerin ve barışın yazarı Yaşar Kemal,

Ne güzel yaşamışsın sevaplar gibi: Fethi Gemmuhoğlu

Dipnotlar:

1.Niyazi Mısrî:  17. yüzyıl Halvetiye tarikatının Niyâziyye kolunun kurucusu, büyük bir sûfî ve tasavvuf edebiyatı ustası şair

  1. Aleksandr İsayeviç Soljenitsin: Nobel edebiyat ödülüsahibi Rusyazar
  2. Pitirim Sorokin: Harvard’ın sosyoloji bölümünü kuran bilim adamı.  Rus kökenli, hümanist aydınlanmacı.
  3. Friedrich Wilhelm Nietzsche: Almanfilolog, filozof, kültür eleştirmeni, şairve besteci.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: