04 Mart 2015 Çarşamba, 09:32
Üzeyir Ergül
Üzeyir Ergül [email protected] Tüm Yazılar

Eğitim Fakültelerinin Kapatılması ve Atanamayan Öğretmenler Meselesi…

Eğitim Fakültelerinin Kapatılması ve Atanamayan Öğretmenler Meselesi… Tuhaf bir ülkede yaşadığımızın hayreti içerisinde atanamayan öğretmen arkadaşlar ile ilgili birkaç cümle kurmam gerektiği düşüncesi ile bu yazıyı kaleme alıyorum. Tuhaf bir ülkede yaşıyoruz; sıradan bir insanın tuhaflığı ile devlet erkinde yönetici olan kişilerin tuhaflığını alkışlarımızla ödüllendiriyoruz. Dün alkışladığımız bir yeniliği bugün tarihin çöplüğüne atarken yeniden alkışlıyoruz. […]

Eğitim Fakültelerinin Kapatılması ve Atanamayan Öğretmenler Meselesi…

Tuhaf bir ülkede yaşadığımızın hayreti içerisinde atanamayan öğretmen arkadaşlar ile ilgili birkaç cümle kurmam gerektiği düşüncesi ile bu yazıyı kaleme alıyorum. Tuhaf bir ülkede yaşıyoruz; sıradan bir insanın tuhaflığı ile devlet erkinde yönetici olan kişilerin tuhaflığını alkışlarımızla ödüllendiriyoruz. Dün alkışladığımız bir yeniliği bugün tarihin çöplüğüne atarken yeniden alkışlıyoruz. Elbette ki geçmişin doğrusu kendini güncelleyemiyorsa eğer kenara bırakılmalıdır. Ancak ülkemizde doğru dediğimiz şeyler o kadar kısa sürede değişiyor ki anlam vermekte güçlük çekiyoruz.

Neo-liberal ekonomi politikalarının belirlediği piyasa koşullarının toplumun tüm kesimlerinin her halini etkilediği günümüz koşullarında sayıları 500 bine yaklaşan eğitim fakültesi mezunu arkadaşların atanamamasına şaşmamak gerekiyor. Dün tüm illerde üniversiteler açılırken alkışladığımız ve tabeladan ibaret üniversitelerin toplum yararına olmayacağı eleştirilerini göz ardı ettiğimiz zamanlar o kadar da çok geride kalmadı. Dün alkışlayarak açtığımız fakülteleri bugün kapatacağımızı söylerken alkış seslerinin yeniden duyuluyor olmasına neden şaşırmıyor oluşum sanırım her şeyi özetlemeye yetiyor.

Ülke kurulduğundan beri bir türlü rayına oturtulamayan eğitim politikalarının iflas ettiği gerçeği ile her gün yüz yüze kalıyoruz. Nitekim geçmiş on yılda eğitimden sorumlu bir bakanın “eğitimden gerçekleştirilmeyen en büyük devrimi gerçekleştiriyoruz, SBS uygulamasını getiriyoruz” çıkışından sadece birkaç yıl sonra başka bir eğitim bakanının “eğitimde bir devrim gerçekleştiriyoruz, SBS uygulamasına son veriyoruz” çıkışı devrimden hiçbir şey anlamadığımızı da bizlere hatırlatıyor doğrusu. İki çıkışa da alkış tutan ellerimiz yorulmak nedir bilmiyor sanırım.

Eğitim Fakülteleri ülkenin ihtiyaç duyduğu farklı branşlar da öğretmenlerin yetiştirilmesini sağlayan eğitim kurumlarıdır. Bu fakülteden mezun olanların iş kapısı devlettir. Özel sektörde iş olanakları hem kısıtlı hem de sömürüye dayalı olmasından kaynaklı olarak devlet kapısı tüm mezunların kapısında beklediği iş kapısı olmaktadır. İleriye dönük yapılamayan eğitim politikalarının ya da 10 yıl gibi kısa bir süre bile devam ettirilemeyen eğitim uygulamalarının çıkmazının en büyük göstergesidir eğitim fakültesinden mezun kişi sayısının bu kadar fazla olması.

Aslına bakarsanız çözüm o kadarda zor değildir. Gerçekçi eğitim politikaları ile sorun birkaç yıl gibi kısa bir sürede çözüme kavuşturulabilecek bir sorundur. Çözüm yerine sorunu derinleştiren politikalarda ısrar ve eğitimin ülke ekonomilerine malzeme edilmesinden kaynaklı sorun çıkmaza girmektedir.

Ne mi yapılabilir? Ülkenin önümüzdeki yıllara uygun tahmini nüfus istatistikleri çıkartılabilir, kaç yıl sonra ne kadar öğrencinin olacağını belirleyebilir ona göre bir planlama ve okul yapımına gidilebilir ve o yıllar için kaç öğretmene ihtiyacınız varsa eğitim fakültelerine 4 yıl öncesinden o kadar öğrenci alabilirsiniz. Ve bu öğrenciler polis ve jandarma yetiştirilen okullardaki öğrenciler gibi geleceklerine dair iş bulabilirmiyim kaygıları olmadan en iyi şekilde kendilerini yetiştirebilir ve mezun olduklarında hemen işlerine başlayabilirler.  Böylece eğitim fakültelerine fazladan öğrenci almak zorunda kalmazsınız. Mezun sayısı da 500 bini bulmaz.

İçerisinde bulundukları çıkmaz nedeni ile intihar eden öğretmen adaylarına korkarım ki yenileri de eklenecektir. Tek iş kapıları devlet olan bu kişilerin özel sektörde iş bulamayacağı bir realitedir. Gerçekçi olmayan ve dün çözüm diye alkışlattığımız bugün ise sorunun nedeni olarak gördüğümüz dünün çözümünü ortadan kaldırmayı düşünerek alkış beklemek sorunu daha da derinleştirecektir.

Eğitim yama yapmayı kabul etmeyen köklü değişikliğe ihtiyaç duyulan bir alandır. Öğretmenlik kutsal bir meslek yalanının altında ezilmeye mahkûm oldukça tüm yolların çıkmaza girmesi kaçınılmaz olacaktır.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: