Son Dakika
14 Aralık 2017 Perşembe
06 Nisan 2015 Pazartesi, 09:31
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Edison Kararlılığı ve Tezcanlı İnsanımız

Edison Kararlılığı ve Tezcanlı İnsanımız

 

Her insan başlı başına bir dünyadır. Ama biz insanları ferd(birey) olarak kavrayamadık. Oysa Batı “birey”i asırlar önce kavramış, dünyayı “breysel çıkış”lar sayesinde değiştirmiştir.

Dünyayı değiştiren “birey”lerden biri de Thomas Alva Edison Edison’dur. (1847- 17 Aralık 1931)

Yalnızca üç ay okula gidebilmişti. Çünkü öğretmeni eğitilemeyecek kadar geri zekâlı olduğunu düşünüyordu. Öğretmenine göre, Thomas, verilen derslere karşı son derece ilgisiz ve umursamaz bir çocuktu. Öğretmen ders anlatırken, Thomas pencereden dışarıyı seyrediyor, kuşlara gülümsüyordu. Öğretmeni de bu ilgisizliğini yetersizliğine bağlamış, küçük Thomas’ı “geri zekâlı” ilan etmişti.

Halbuki Thomas’ın ilgisizliği öğrenme yetersizliğinden değil, bir bakışta her şeyi öğrenmesindendi. En girift problemleri bile anında çözüyor, uğraşacak bir şey kalmadığı için de ilgisi dağılıveriyordu.

Annesi Thomas’ı okuldan aldı, ama onu eğitmekten asla vazgeçmedi. Tüm bildiklerini oğluna aktardı. Yetersiz kaldığı zaman tuttuğu özel bir öğretmenden Thomas’ın üç yıl boyunca ders almasını sağladı. Thomas, hayatı boyunca düzenli okula gidemeyişini mesele yapmayacak, yakınarak zaman kaybetmeyecek, tüm enerjisini okulsuzluktan kaynaklanan açıklarını kapatmak için kullanacaktı. (Bilgisizliğini, birikimsizliğini, hatta kabalığını, şehrinde Oxford bulunmayışı yüzünden eğitim almayışına bağlayan ünlülerimizin kulakları çınlar mı acaba?)

Günler geçtikçe Thomas’la birlikte merakı da büyüyordu. Özellikle elektriğe karşı aşırı bir ilgi duyuyor, çocukluğu cam fanuslar, kömürler, deney kavanozları arasında geçiyordu.

İddiası büyüktü: Gaz ve yağ kullanmadan sokakları aydınlatacaktı. Onu duyan dalga geçiyor, “Hiç yağ ve gaz olmadan ışık yanar mı?” diyerek, alışageldikleri yöntemlerin bekçiliğini yapıyorlardı.

Halbuki Thomas Alva Edison hiç yapılmamışın, o zamana kadar düşünülmemişin peşindeydi. Merakı ve kararlılığı ona yol gösteriyor, sabrı onu adım adım hedefine taşıyordu.

Mahallede adı “deli”ye çıkmıştı. Çocuklar muhtemelen onu taşlayıp arkası sıra “deli deli tepeli” diye tempo tutarken, büyükler aynı damgayı kendilerince daha mantıklı gerekçelerle vuruyorlardı “Adam deli kardeşim, olmadık şeye tüm varlığını Harcıyor. Sanırsınız dünyayı o kurtaracak!”

Kendi açılarından haklıydılar Çünkü Edison kendilerine benzemiyordu. O herkesten farklıydı. Mevcudu “sonuç” sayanlar “farklı”lığı kavrayamazlar, kavrayamadıkları için de “fark”ı vurgulayanları “deli” ilan ederler.

Edison çevresine aldırmadan çalışıyor, ama para da suyunu çekiyordu… Yoksuldu. Bazen yiyecek ekmek bulamıyordu Ne var ki, kafasını “yeni oluşum”lara takmıştı. Oldurmadan rahat etmeyecekti.

Ampulü önce kafasında ve yüreğinde yakmış, buna inanmıştı Edison… (insan hayal ettiği müddetçe yaşarmış) Sıra eserini herkese göstermeye gelmişti. Fakat ampul inat etmiş, kendini herkese gösterecek şekilde yanmıyordu bir türlü!..

Günler, geceler boyu çalıştı. Şartlara ve başarısızlığa teslim olmadı. Yüreğinde çoktandır yanan ampule kilitlenip deney üzerine deney yaptı…Bir deney, üç deney, beş deney daha!…

Bir rivayete göre tam bin kez denedi.(Bazı kaynaklar 20 bin deneyden söz ediyor) Ve ancak bin birinci deneyinde ampulü sürekli olarak yakmayı başardı. O artık bir “deli”, parasını çar çur eden bir “dengesiz” değil, ne yaptığını çok iyi bilen bir “bilim adamı”, daha da ötesi, o bir “mucit” di. Herkes tarafından selamlanıyor, katılmadığı davetler sönük geçiyordu. Bazen bir güne dokuz icat sığdırdı. İrili-ufaklı (bir çoğu unutulmuş) 10093 icadın patentini aldı. Çok zengin ve meşhur oldu.

Fakat Edison’un gelecek nesillere ders veren tarafı, bence kararlılığıdır. Vazgeçmek nedir bilmiyor, şartların aleyhte oluşunu umursamıyor, bir anlamda durmadan göle maya çalıyordu.(Nasreddin Hocamız, o hareketiyle bizi yeni başlangıçlar’a yöneltmek istememiş miydi?)

Laboratuvarında yangın çıkıp (Aralık 1914) bir ömür boyu çalıştığı her şey ve tüm notları yanıp kül olduğunda 67 yaşındaydı. Ateşin şavkı, yüzünün mahzun burukluğuyla tezat teşkil eden gözlerine vurmuştu. Edison’un gözlerinde “yeni başlangıçlar”ın heyecanı okunuyordu.

Bunu okuma yeteneğinden yoksun bir gazeteci ona acıyarak “geçmiş olsun” dediğinde, gülümseyerek şunları söyledi:

“Bütün hatalarım yanıp kül oldu, artık her şeye sıfırdan başlayabilirim.”

Matem tutmadı. Kendini acındırmaya çalışmadı. “Yandım-yıkıldım” demeçleri vermedi. Hiç vakit kaybetmeden yeni bir laboratuar tuttu ve büyük bir heyecanla çalışmaya başladı.

Öyle bir başlangıç yaptı ki, her şeyini kül eden yangından sadece üç hafta kadar sonra ilk fonoğrafını yapmayı başardı.

Edison’un kararlılığından öğrenecek çok şeyimiz var.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: