02 Ağustos 2017 Çarşamba, 08:44

EDEBÎ SOHBETLER

(ARAMAK)   

Aramak mastarının dilimizdeki belli başlı anlamları şunlar: Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Araştırmak. Yoklamak. Ziyaret etmek, hâl hatır sormak. Bir şeyin yokluğunu hissetmek. Önem verip istemek… gibi. Bu tanımları örnek birer cümle ile şöyle ifade etmek mümkün: “Deminden beri dün yitirdiğim telefonumu arıyorum. Huzurevlerindekilerini aramak, insanlık görevimizdir. Rahmetliyi çok arıyoruz. Ben, her sürücüde sabır ve edep ararım…„ gibi.

Biz, aramak sözcüğünün en çok kullanılan, en pratik anlamı üzerinde durmak istiyoruz. Zira; insanların ömürleri genelde hep aramakla geçer. Hayatımızın her döneminin kendine göre değişen ve önem kazanan “arama„ları vardır. Gençlikte kendimize uygun bir iş ve meslek ararız. Daha sonra uygun bir eş arayıp yuva kurmanın yol ve yöntemlerini ararız. Başka bir söylemle aş ararız. Ondan sonra, rahat yaşamak için zengin olmanın, mal-mülk sahibi olmanın yol ve yöntemlerini ararız. Kat, yat, evlat ararız kimimiz… Bunları bulunca, arama eylemimiz sona erer mi? Ermez elbette… Bu kez, bulduklarımızın da daha fazlasını ararız. Eğer inanç ve ihlasta, kanaat etmekte bir sıkıntımız varsa, denilebilir ki ömrümüz hep aramakla geçer. Bu noktada, aklımıza hemen şu meşhur atasözümüz geliyor:

“Arayan bulur. Ama Mevlâ’sını, ama belâsını…„ Umulur ki biz, Mevlâ’sını, bulanlardan olalım inşallah!

Aramak; plânsız, programsız, bilinçsiz rastgele bir eylem değildir. Neyi, niçin, nerede, ne zaman, nasıl, ne kadar arayacağımızı bilmek durumundayız. Zira; aradığımızı bilmezsek, bulduğumuzu da anlayamayız. Biliyoruz ki hiçbir şey erişilemeyecek kadar yükseklerde değildir. Yeter ki biz ne istediğimizi biliyor olalım. Niçin gittiğimizi bilmiyorsak, gideceğimiz yerin bir önemi yoktur. Bakınız, Hz. Mevlânâ ne diyor:

“Bir şeyi bulunmadığı yerde aramak, onu aramak değildir.„ Bu noktada aklımıza Ziya Paşa’nın  o meşhur beyiti geliyor:

“Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim

  Gaflet ile görmez kuyuyu reh-güzerinde.„

 

(Birçok acemi falcı; gökte yıldız ararken, yollarının üstündeki kuyuyu görmezler.)

Görmezler de ne olur? Kuyuya düşerler  elbet. Neyi, nasıl arayacağını bilmeyenlerin âkibeti bu olur elbet… Tıpkı Hayâlî Bey’in dediği gibi:

“Cihân- ârâ cihân içindedir ârâyı bilmezler

              O mâhiler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler.„

 

(Cihân- ârâ: Âlemi süsleyen, Allah.        ârâ: süsleyen.        mâhi: balık.         derya: deniz)

Biraz açacak olursak, şöyle diyor Hayâli Bey:  Cihanı bütün renkleriyle süsleyen, ona bu güzellikleri veren Allah, her yerdedir. Hazır ve nâzırdır. Böyle olduğu halde, konunun bilincinde olmayanlar, bu kadar güzelliğin sahibinin farkında değillerdir. Oysa O; baktığımız, gördüğümüz her güzellikte bir şekilde tecelli etmektedir. Buna rağmen biz, farkında değiliz. Tıpkı denizde yaşadığı halde, denizin farkında olmayan balıklar gibi…)

Demek ki biz; lütfedileni, lütfedildiği kadar bilir ve buluruz. Bunun ötesine geçemeyiz. Öyleyse şöyle diyebilir miyiz? “İnsanın hakikati, aramaktır.„ Evet, deriz elbette… Bilinçli ve gerçek aramalar, bizi hakikate götürür elbet. Tıpkı bilimlerin, araştırma ve incelemelerin de Hak’kı bulmakla sonuçlanması gibi… Öyleyse, denilebilir ki insan; ömrü boyunca “anlama„ yı arar… Bakınız Niyazî Mısri ne diyor:

                   “Derman aradım derdime,

                     Derdim bana derman imiş.          (bürhan: kanıt)  

                     Bürhan aradım aslıma, 

                     Aslım bana bürhan imiş.„

 

(Ben; uzunca bir süre derdime derman aradım. Sonunda anladım ki çektiğim dertler benim asıl ilaçlarım, çarelerim imiş. Uzun zaman kendimi, özümü, aslımı, yaratılış gayemi aradım. İnsan olmamın (kul olmamın, en şerefli mahluk olmamın) kanıtı da benden başkası değilmiş. Kendimmişim…) “Ben kimim? Nereden, nasıl,, niçin geldim? Nereye gideceğim?„ diyerek aramak… Kimi? Kendimizi… Sonunda kendimizi bulur ve bilirsek, Yaratan’ımızı da biliriz. Zira kendini bilmek, Allah’ı bilmektir.

Demek ki aramak, güzel bir iş. İyiyi, güzeli, doğruyu, hakikatı ve nihayetinde Hak’kı bulmakla sonuçlanan bir faaliyet… Böylesi faaliyetler güzel olmaz da ne olur?… Rab’bim hepimizi aradığını (Hak’kı) bulanlardan eylesin.

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: