Son Dakika
18 Ekim 2017 Çarşamba
05 Eylül 2016 Pazartesi, 09:12
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya kazimcetinkaya0202@hotmail.com Tüm Yazılar

Dün Ne İdim Yarın Ne Olacağım?

Dün Ne İdim Yarın Ne Olacağım?   İnsan doğduğu gün ölmeye başlar. Anne rahminden dünyaya, çocukluktan gençliğe, gençlikten olgunluk dönemine, oradan ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan sonra kabir kapısı bizi bekliyor. Her kemal’in bir zevali vardır. Her yokuşun bir inişi olduğu gibi, her inişin de bir yokuşu vardır. Dünya durmuyor, dönüyor. İçindekilerle beraber kendi mecrasına doğru ilerliyor. Bütün […]

Dün Ne İdim Yarın Ne Olacağım?

 

İnsan doğduğu gün ölmeye başlar. Anne rahminden dünyaya, çocukluktan gençliğe, gençlikten olgunluk dönemine, oradan ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan sonra kabir kapısı bizi bekliyor.

Her kemal’in bir zevali vardır. Her yokuşun bir inişi olduğu gibi, her inişin de bir yokuşu vardır. Dünya durmuyor, dönüyor. İçindekilerle beraber kendi mecrasına doğru ilerliyor.

Bütün yükselişlerin sonu alçalmadır, düşüştür. Kaybolan günlerimize yanmamak için, işlerimizde ve amellerimizde, hakperest ve adil olmalıyız.

Kendimizi kurtarmak için başkalarını tehlikeye atmak ne islâmîdir ne de insanîdir. Başkalarının tepesine çıkarak, onları ezerek yükselenler elbet bir gün İlâhi adalete hesap vereceklerdir.

Birilerine olan kin ve düşmanlığımız, bizleri onun hakkında haksızlığa ve adaletsizliğe sevk etmesin. Kendi kutsallarımız kadar muhatabımızın da kutsalına saygı göstermek zorundayız.

Siyaset dalkavuklarının muhataplarını mağlup etmek için başvurdukları bütün şeytanî hile ve desiselerin bir gün kendi başlarını da yiyeceğini asla unutmamalıyız.

Siyaset cambazlarının rakiplerine üstün gelmek için baş vurdukları bütün hile ve desiseler, onların ne kadar Müslüman ve ne kadar da insan olduklarının açık delilidir.

Ellerindeki imkânlarla, güç ve kuvvetle haksız yere başkalarını ezmeye çalışanların, hem dünyalarını hem de ahiretlerini heder ettiklerini bilmemiz gerekir.

Dünya etme bulma dünyasıdır. Bu milletin huzurunu bozanlar, ülkenin geleceğini karartma planları yapanların nasıl rezil olduklarını görüyoruz.

Zulüm ile abâd olanın, ahiri berbat olur. İnsanlar hakkında karar verirken adaletten hakkaniyetten ayrılanlar, kendileri de aynı haksızlığa uğramadan bu dünyadan göçüp gitmezler.

İmparatorlar, Krallar, kraliçeler, sultanlar, başkanlar toprak içinde adı belirsiz bir çobandan daha fazla yer kaplamazlar.

Dün bu memlekette söz sahibi olanların bu gün toplumda esamesi okunmuyor. Dün ihtişam ve debdebe ile çarşı Pazar dolaşanlar, bu gün utançlarından halkın içine çıkamıyorlar.

Dün afra tafra satanlar, burunlarından kıl aldırmayanlar, bir takım Nemrutların kuyruğuna takılarak layık olmadıkları makamları işgal edenler, bu gün selamlaşacak bir dost bulamamaktadırlar.

Bu gün arsızlıklarından ve kaybolan utanma duygularında dolayı hala toplumun içine çıkan dünkü siyaset yüzsüzleri, bu gün toplumdan yüz bulamamanın acısını yaşıyorlar..

Dikkat ediniz, gittikleri taziyelerde, düğünlerde tek başına sap gibi ortada kalmakta ve kimse onlara rağbet etmemektedir.

Bu gün borularını öttüren siyaset baronları da yarın onların akıbetine düşecekler ve bizlerden bekledikleri güler yüzü, ilgi ve alakayı asla bulamayacaklardır.

Kendileri akıllı oldukları, bilgili ve birikimli oldukları için o makamlara getirildikleri zehabına kapılanlar, oynadıkları cambazlıklarını gözlerden uzak tursalar da, maalesef basiretli insanlar asla yutturamazlar.

İnsanı bitiren öfkeden, ihtirastan, husumetten,sabırsızlıktan, mevki ve rütbe düşkünü zavallılıktan uzak durmalıyız. Layık olmadığımız bütün şöhretler beladır, imtihandır.

Kimse cenneti paylaşmak konusunda ihtilâfa düşüp kavgaya tutuşmaz, bir yerde kavga varsa orada mutlaka dünya vardır, makam ve şöhret vardır.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: