Son Dakika
19 Ekim 2017 Perşembe
14 Aralık 2016 Çarşamba, 07:53

Dostluk-Arkadaşlık             İlk bakışta birbirinin aynısıymış gibi görünen bu iki kavram; aralarında bir yakınlık ve ilgi olmasına rağmen farklı şeylerdir. İsterseniz önce arkadaş, arkadaşlık nedir ona bakalım. Basit tanımıyla arkadaş; bir işte birlikte bulunanlardan her biri demektir. Eski söylemle; hempa, refik, yaren dedikleri… Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösterenlerden her biri… Bu yakınlık ve birliktelik, […]

Dostluk-Arkadaşlık

            İlk bakışta birbirinin aynısıymış gibi görünen bu iki kavram; aralarında bir yakınlık ve ilgi olmasına rağmen farklı şeylerdir. İsterseniz önce arkadaş, arkadaşlık nedir ona bakalım. Basit tanımıyla arkadaş; bir işte birlikte bulunanlardan her biri demektir. Eski söylemle; hempa, refik, yaren dedikleri… Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösterenlerden her biri… Bu yakınlık ve birliktelik, toplumsal yaşamanın bir sonucu olarak beliren kaçınılmaz bir gerçektir. Yani insanlar, isteseler de istemeseler de günlük hayatın doğal sonucu olarak kısa veya uzun süreli olarak yan yana gelmek, arkadaşlık yapmak zorundadırlar. Örneğin: Okul arkadaşlığı, asker  arkadaşlığı, yol(seyahat) arkadaşlığı, tatil arkadaşlığı, kurs-seminer-toplantı arkadaşlığı,, iş(çalışma) arkadaşlığı, hastane arkadaşlığı gibi…

Bunların bir kısmı kısa, bazıları da uzun sürelidir. İnsanlar, bu birliktelik sırasında birbirlerine karşı sevgi ve saygı beslemeye çalışır, mutluluk ve mutsuzlukları paylaşarak bir yakınlık kurarlar. Okul veya askerlik arkadaşlığı, resmi veya özel kurum ve kuruluşlardaki uzun yıllara dayalı olan bazı arkadaşlıklar, üzerinden zaman geçtikçe daha ciddi, daha kalıcı, daha derinlikli olur. Bunların sonunda arkadaşlık, dostluğa dönüşür.

Demek ki dostluk; arkadaşlığın daha ileri bir safhasıdır. Onun pekişmiş, ciddiyet ve önem kazanmış, kök salmış evresidir. Bu anlamıyla dost deyince sevilen, güvenilen, gönüldaş, yakın arkadaş akla gelir. İki arkadaş arasındaki zevk ve düşünce uyumu, sevgi-saygı ve fedakârlık bağları da denebilir.

            Öyleyse arkadaşlık ve dostluk, aynı kavrammış gibi görünseler de aslında farklıdırlar. Basit bir söylemle; arkadaşlığın pekişmiş, kopmazlık kazanmış biçimine dostluk denebilir. Bundan anlaşılıyor ki; günlük hayatta arkadaş bulmak, arkadaş edinmek kolay; dost bulmak, dost edinmek, o kadar da kolay değildir. Demek ki dostluk; çileli ve zahmetli hatta biraz da meşakkatli bir kavram…

Kültürümüzde (Edebiyat ve folklorümüzde) arkadaşlık ve dostluk üzerine söylenmiş çok sayıda, çok güzel deyim, atasözü ve özdeyişlerimiz vardır. Keza şiirimize, türkü ve şarkılarımıza en çok konu olan kavramlardır arkadaşlık ve dostluk… Örneğin:

  • Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.
  • Hakiki dost kara günde belli olur.
  • Dost acı söyler.
  • Dostun attığı taş,  baş yarmaz… gibi

Şarkı, türkü ve şiirlerimiz; insanların ömürleri boyunca “gerçek dost„ arayışı içinde olduklarını hep dile getirir. Uyarıda bulunur, rehberlik yapar. Gerçek dostu bulmanın o kadar da kolay olmadığı vurgulanır. Buna karşılık; bazı durumlarda da dostlardan kaynaklanan hayalkırıklıkları karşısında duyulan üzüntü ve kederin sınırsızlığı, telafi edilmezliği vurgulanır.

Bakınız Veysel ne diyor:

      “Dost dost diye nicesine sarıldım,

                                Benim sadık yarim kara topraktır.„

 

Gerçek dost sanarak sarıldıklarından umduğunu bulamamanın ifadesi…

 

Keza; Hallac-ı Mansur, Pir Sultan Abdal gibileri idama giderlerken hasımlarının attığı taşlardan incinip üzülmediklerini, gerçek dostlarının taş yerine gül atmalarından çok çok etkilenip duygulandıklarını şöyle ifade ederler:

Sana taş attılar inilemedin

                            Bizi anlayanın bir gülü yeter.„ İşte kalıcı dostluk, işte gerçek dostun etkileyiciliği… Demek ki hasımların oku, kılıcı, taşı ve silahına hazır olan insanoğlu, bunlardan fazla etkilenmiyor. Ancak “dostun bir tek gülü„ etkilemede, gönülden duygulandırıp yaralamada çok daha büyük bir güce sahip.

 

Kişiler arasında bir gönül bağı, fedakârlık ve vefakârlık zinciri olan dostluk; bazı durumlarda yakın akrabalığı da geçerek çok daha ileri derecede bir toplumsal birliktelik oluşturuyor. İnsanlar arasında (dolayısıyla toplumda) birlik, beraberlik, sevgi, saygı, paylaşma, fedakârlık ve vefakârlık gibi manevî değerlerin yerleşip kök salmasına vesile oluyor. Öyleyse; sanayileşme, teknoloji, kentleşme, geçim sıkıntısı gibi olumsuzluklarla beraber aşınmakta olan birçok millî ve manevî değerlerimiz gibi arkadaşlık ve dostluğun da bu kültürel aşınmadan zarar görmemesi için geliniz, bu değerlerimizin kıymetini bilelim, onlara sahip çıkalım, yaşayalım ve yaşatalım. Bizden ne para ne de pul istiyor bu erdemler. Sadece biraz dikkat, biraz bilinç, biraz da fedakârlık. Haydi dostlar! Dostluğa yelken açmaya…

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: