Son Dakika
18 Ağustos 2017 Cuma
07 Kasım 2016 Pazartesi, 07:45
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Dost Diye Sarıldıklarımız

Dost Diye Sarıldıklarımız   En hayırlı dost, seni hayra, sevk edendir. Seni iyiye, güzele, doğruya, hakka, hakikate yönlendiren, fena, kötü, çirkin şeylerden sakındıran dost gerçek dosttur. Çok kişilerle dost olanların hiç dostu yok demektir. Yalan yanlış beyanlarla, haram-helal demeden malı götüren, yalakalık ve dalkavukluğun her çeşidini mübah gören insanlarla dost olmaya gerek yoktur. Dostu olmayan […]

Dost Diye Sarıldıklarımız

 

En hayırlı dost, seni hayra, sevk edendir. Seni iyiye, güzele, doğruya, hakka, hakikate yönlendiren, fena, kötü, çirkin şeylerden sakındıran dost gerçek dosttur.

Çok kişilerle dost olanların hiç dostu yok demektir. Yalan yanlış beyanlarla, haram-helal demeden malı götüren, yalakalık ve dalkavukluğun her çeşidini mübah gören insanlarla dost olmaya gerek yoktur.

Dostu olmayan insan en yoksul insandır. Çok mal sahibi olmak, son model arabalarla gezmek, kat’lara, yat’lara sahip olmak, güzel dostların zevkini, tadını vermez.

Çok zengin olabilirsiniz. Çok yüksek makamları, mevkileri işgal edebilirsiniz,  çok kalabalık rütbelere terfilere malik olabilirsiniz, ama güzel dostlardan mahrum iseniz her şeyden mahrumsunuz demektir.

İyi dostu olanlar aynaya gereksinim duymazlar. Gerçek dost, dostunu daima iyi ve güzel olana yönlendirir, kötü ve çirkin olandan da sakındırır.

Kötü dostlarla dost olanların topluma iyi ve güzel şeyler sunmaları hemen hiç mümkün değildir Çünkü kır at’ın yanında duran ya huyundan ya da suyundan alır.

Dost vefalı ise düşmanın sana vereceği hiçbir zarar yoktur. Dost vefalı değilse, seni zararlardan koruyacak hiç kimse yoktur.

İyi günlerde yüzlerce dost bulunur. Ama kötü günlerimizde yanımızda duran gerçek dostlarımız yoksa iyi gün dostlarına da fazla değer vermeye gerek yoktur.

Bana kötü günümde sahip çıkacak, beni koruyacak, kollayacak, göğsünü siper edecek, her zaman yanımda duracak gerçek dost lazım.

Bazen dost diye nice vefasızlara sarılırız. Ama daha sonra zamanla , dosta değil de bir yılana sarıldığımızı fark ederiz., geçen günlerimize yanarız.

Uzun yıllarımızı vererek, canla başla sarıldığımız, ekmeğimizi, aşımızı paylaştığımız nice kem talihi, insanlar vardır ki dost diye koynumuzda sakladığımız bir yılana benzerler.

Gül diye kokladığımız nice dikenlerin gerçek yüzlerini sonradan fark ederiz. Bir ömür nasıl da gafletle geçirdiğimizi çok geç anlarız.

Eski dostlar düşman olmaz ama eski düşmanlar da hiçbir zaman dost olmazlar. Bizim gafletimizden yararlanmaya çalışırlar.

Bazen etrafımızda çok kabarık sayıda dostlar görürüz. Bunlar bizim yapmacık mürüvvetimizin dostu dostlarımızdır. Ancak başımıza bir felaket geldiği zaman o kabarık sayı sıfıra iner.

Bazen dost diye nicelerine sarılırız. Bir gün, beş gün , aylar, yıllar geçer, ama dostun hakiki dost olmadığını çok geç anlarız.

Hülâsa şu âlemde gerçek dost bulmak çok zor. Kanayan yaralarımıza Lokman Hekim gibi çare olacak dostlara ihtiyacımız var bizim.

Herkesin her zaman başına karanlıklar çökebilir. Her kes her zaman bir takım sıkıntılarla imtihan olabilir. Hiç kimse yarın ne olacağını bilemez.

İşte şu hayat imtihanında başa gelecek her karanlıkta, gerçek dostlar yıldızlar gibidirler. Karanlık çökünce ilk olarak onlar görünürler.

Eğer güzel, kusursuz, dost arıyorsak, ilk önce kendimiz de güzel ve kusursuz dost olmalıyız. Güzel dostluklar güzel dostlarla meydana gelir.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: